15 Mayıs 2011 Pazar

Bir Başka Ülke-James Baldwin

Saçlarım çoğunlukla olduğu gibi o gün de açıktı ve müdür yardımcısı koridorda volta atıyordu.Okkalı bir azar işitmek istemiyorsam ya saçlarımı toplayacaktım ya da gözüne görünmeyecektim.Aksilik bu ya,yanımda toka yoktu ve sınıfa kaçma gibi bir lüksüm de yoktu çünkü yazılı vardı.Ben de en esaslı sığınağıma koştum yine: Kütüphaneye.
Zilin çalmasını ve sınıfların boşalmasını bir başıma onca kitabın arasında geçirecek olmak beni rahatlattı adeta.Ama onca kitabın içindeyken onlarla bakışamazsınız.En azından okumayı seviyorsanız başaramazsınız bunu.Bir şekilde elinize almak,dokunmak,karıştırmak ihtiyacı duyarsınız.Kitapları kendi ellerinizle demirbaş listesine geçmiş,raflara dizmiş,onlarca kez elinize almış olsanız bile.
Böylece ben de gayrı-ihtiyarı masadan atlayıp rafa yöneldim.Onca kara kitap,hepsi birbirine benziyordu ve hepsi ilgi çekmekten yoksundu."Bir dahaki sefere romanımı da yanımda götüreceğim" diye düşünerek saate baktım.Üzüntüyle 15 dakikamın daha olduğunu gördüm.Sonra da bu kitabı fark ettim.
Şöööyle bir bakmak için elime aldım.Sonra sayfalarını karıştırmaya,sonra da okumaya başladım."Okurum bunu ben.Çokta iyi olur,güzel olur." dedim kendi kendime ve deftere kitabı aldığıma dair gerekli notları düşerek -ki o arada zil de çaldı- mutlu mesut sınıfıma gittim.

Hayatımda okuduğum en ağır kitaptı bu.Anlaşılmazlık açısından değil.O kadar ağır bir havası vardı ki,ister istemez insanın için kasvet basıyor.Karakterler öyle yalnız,öyle problemli ve mutsuzlar ki...
Siyahlarla beyazların arasındaki mücadele,eşcinseller ve biseksüeller ve bunların toplum tarafından dışlanmışlığı... Varın karakterlerin ruh hallerini siz düşünün...

Mutsuz evlilikler mi ararsınız yoksa atlatılamayan acılar mı? Geçmişin hayaletlerinin insanların yakasına nasıl yapışabileceğini merak ediyorsanız bir fikir edinebilirsiniz.İnsanlardan nefret etmek,dünyadan nefret etmek,kendinden nefret etmek nasıldır tahmin edemiyorsanız,kitaptan öğrenecekleriniz var demektir...

Ah,evet,kitaptan kesinlikle öğrenecekleriniz var!
Benim gibi normal aşk ilişkilerini,bir kadın ve bir erkeğin birbirini istemesini ve sevmesini anlayamayan bir hödük bile iki erkek arasındaki aşk hakkında gerçekten bir fikir edinebildiyse kitaptan kesinlikle çok şey öğreneceksiniz demektir.

Tüm bunların yanında,kitabı okurken -geri vermemin gerekmesinin de bunda büyük etkisi var- küçük notlar aldım.Benim gözüme takılan,altı çizilesi bulduğum cümleleri de paylaşmak istiyorum.
Evet,işte onlar:

"Diyordu ki,ben iyi bir anne değilmişim,çünkü-ben- çok içiyormuşum.İçiyordum,evet,çok,onunla yaşamaya tahammül
etmenin tek yolu buydu."
*
"Doğrusu bir sürü insanın sorunu da bu... Kimseleri yok.Onları böyle kötü kılan da bu..."
*
İçinde bir şey,ne olacağını biliyordu;içinde bir şey,adamın kendisine yönelip konuşmasından hemen önceki dondurucu saniyede öldü.
*
"Rufus",dedi Vivaldo birden,"inan bana,biliyorum,biliyorum -tam olarak anlayamadığım bir sürü şey canını acıttı.(...)Tam olarak anlayamadığım bir sürü şey benim canımı acıtıyor."
*
"Tekerlek olmayı istedin mi hiç?"
*
Dibin bir özelliği,diyordu kendi kendine,daha aşağı inemiyorsun artık.Bu düşünceyle rahatlamaya çalıştı.Gene de,gerçekte dip diye bir şeyin olmadığı düşüncesi yüreğini sıkıştırıyordu.
*
"...Tamam ,piç kurusu Tanrı,geliyorum sana."
*
"Biliyorum,yalnız bıraktım Rufu'u,ama sevmiştim de,ve oradakilerin hiçbiri anlamak istemedi bunu.Hep dedim ki,onlar siyah,ben beyazım,ama aynı şeyler yaşanmıştı,gerçekten aynı şeyler,nasıl anlatabilirim ki ben bunu onlara?
*
"...kimse kimsenin kalbinden ne geçer bilemez,hatta,mesele bu olduğunda,kendi yüreğimizden ne geçtiğini bile bilemeyiz çoğumuz..."
*
İnsafsızlığı,umursamazlığı yadırgamaz,bunlara alışık bir toplum.Doğru olabilir miydi bu?Nasıl gelinmişti bu noktaya?-İnsan sevgisinden dehşete düşer gibi bir görünümleri vardı.Tuhaf bir şekilde kendilerini buna layık görmüyorlar mıydı yoksa?
*
"You can't trust nobody,you might as well be alone."
*
İnsanoğlu çok acımasız.Birini ele geçirdi mi didik didik ediyorlar -hem de hep sevgi,aşk adına.Ve sonra o ölünce de,diğerleri bitmez talepleriyle ölümüne neden olunca da,onlara katlanamayıp öte dünyaya göçünce de- karakteri zayıftı,dayanamadı diyip çıkıyorlar.Gözyaşlarına boğuluyorlar,avaz avaz ağlıyorlar ama senin ölümüne üzüldüklerinden değil! Kendileri için ağlıyorlar,oyuncaklarını kaybettikleri için!
*
Seni ölümü isteyeceğin kadar yaralayan bir acıyı sineye çekmeyi başarabilirsen,olasıdır ki,bu acıdan yararlanıp daha da olgunlaşabilirsin.
*
Aksi takdirde yaşamını mahveden bu gerçekle başa çıkamaz ve durduramazsan sürekli yoluna çıkar,yüzleşmek ve uğraşmak zorunda kalırsın,hayatın söner;ta ki insan yaşama gücünü kaybedip artık değişmez,sevemez bir hal alana kadar.
*
Kendisi güvenlik içinde ve saygıdeğerken dünya da güven dolu ve saygıdeğerdi;şimdi,bütün dünya aldatmaca,tehlike ve kaybedilmiş şeylerle dopdoluydu;acı her yerdeydi;hangisi daha büyük bir yanılsamaydı?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;