19 Haziran 2011 Pazar

Edward Scissorhands


Ah Tim Burton... Yapıyorsun her zaman yapacağını...
Bu gün Ebru ile Edward Scissorhands'i izledik.Ben aylar önce filmi izlemiştim ve dakikalarca ağlamıştım.Anneme sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamıştım hem de... Kafamda binlerce ses aynı anda yankılanmıştı,binlerce soruya aynı anda cevap bulmaya çalışmıştım ve gerçekten kalbime dokunmuştu Tim Burton yarattığı karakterle yine...

Her an gözümün önünde olsun diye özel bir poster bastırıp odama asmıştım ertesi gün.Ancak filmi tekrar izlemeye asla cesaret edemedim.Bu güne kadar...

Dediğim gibi Ebru bizdeydi ve film izlemeye niyetliydik.Benim yoğun ısrarlarım sonucunda bunu izlemeye ikna oldu.O varken bir şekilde kendimi tutsam da az önce bu yazıyı yazdıktan sonra koyacağım resimleri ayarlarken bir tuhaf oldum yine... İnceden inceden ağlıyorum...

Edward... 
İlk başta onun hikâyesi,sanatçının hikâyesi gibi gelmişti bana.Bir iş yapar ve takdir görürsünüz.Yoğun bir kalabalık çevreler etrafınızı ve bir anda omuzlar üzerinde bulursunuz kendinizi.Sonra küçük bir hata yapmaya görün,bir tökezlemeye görün,yerin yedi kat dibini boylarsınız.
Farklısınızdır.Kimse sizi anlamaz.
Her şey bittiğinde geriye kırılmış kalbinizle bıraktığınız güzellikler kalır,sizi bunca incitenler yarattıklarınızdan faydalanmaya devam ederler...

Sonra düşününce "Hayır" dedim.Sadece sanatçı değil...Bu hepimizin hikâyesi...Hangimiz çok sevdiğimiz biri uğruna istemediğimiz bir şeyi yapmadık? Hangimiz birilerini korumak adına sessiz kalmadık? Hangimiz kendimizi yalnız ve anlaşılmaz hissetmedik? Belki de hepimizin içinde bir Edward var... 

Benim bir de özel bir Edward'ım var...
Hayal gücümün bana küçük bir armağanı...

Onun sevilmeye,benim de sevmeye öyle ihtiyacım vardı ki,kendime minik bir Edward yarattım...
Her an yanıma gelebilir,her istediğimde... Ve o her istediğinde...
Pek fazla konuşmayız,pek fazla konuşkan değil zaten...
Sadece hüznünü azaltmaya çalışırım...Ama genellikle o beni onarır.

Tim Burton'ın hayal gücüne söylenecek kelime bulamıyorum zaten.Filmlerindeki karakterler öyle farklı,öyle sıra dışı ve öyle canlı ki... Sanki her biri gerçek,arasak oralarda bir yerlerde bulacağız...

Ne diyebilirim ki?
Mutlaka izlemelisiniz demeliyim ama demek istemiyorum...
O benim Edward'ım,hatta o bir şekilde benim...
Ama belki de aynı zamanda sizsiniz...

Boş verin benim bencil taraflarımı...
Filmi izleyin.Ama çok beğenin.Çok çok çok çok beğenin.
Onu en az benim sevdiğim kadar sevin,ihtiyacı var.
Bir de dört açın gözlerinizi.Çünkü defalarca kez söylediğim gibi aramızda yaşayan Edward'lar var...
Kendinize Bayan Pigg olma şansını verin...Ondan daha iyisi olma şansını...



-Sana ne oldu böyle?
-Tamamlanmadım.





 -Gitme.
























 (Elleri ile ilgili bir doktorla görüşmek isteyip istemediğini sorduklarında görüşmek isteyeceğini söylüyor.Bunun üzerine)
-Ama o zaman herkes gibi olurdun.
-Biliyorum.







 -Buradasın.Sana zarar vermediler değil mi?Korktun mu?Jim'i geri dönmeye ikna etmeye çalıştım.Ama Jim'e bir şey yaptırmak imkansızdır.Onlara bizi söylemediğin için teşekkür ederim.
-Rica ederim.
-Kimin evi olduğunu söylediklerinde kendini çok kötü hissetmiş olmalısın.
-Jim'in evi olduğunu biliyordum.
-Biliyor muydun?
-Evet.
-Öyleyse niye yaptın?
-Çünkü yapmamı istedin.








 -Hoşçakal.
-Seni seviyorum.

 -Sarıl bana.
-Yapamam.
(Kıyamam lan ben de :'( )



Kim ki bu Tim Burton?
Timothy William Burton,25 Ağustos 1958,Kaliforniya  Burbank doğumlu Amerikan yönetmen.
Jean Burton ve Billy Burton'ın ilk oğullarıydı.Annesi hediyelik eşya dükkânı işletiyor ve babası da Burbank Park'ta çalışıyordu.

12 yaşına geldiğinde ailesi ile yaşayamayacağını düşünerek babaannesinin yanına yerleşti.Diğer çocukların aksine o karikatür çizip düşük bütçeli korku filmleri izliyordu.Film çekmeye de küçük yaşta başladı.13 yaşında çektiği The Island Of Doctor Agor ilk filmi olarak bilinir.

Burbank Lisesi'nde okudu.Fazla iyi bir öğrenci olduğu söylenemezdi.(Ki bu beni çok sevindirdi <3) 9.Sınıfta çevre kirliliğine karşı düzenlenen yarışma için çizdiği poster ona ilk başarısını getirdi.Posteri 1 yıl boyunca sokaklarda asılı kaldı.Lise yıllarında California Institue of Arts’a gitmek için Disney'den burs kazandı.California İnstitue‘deki sınıf arkadaşlarından bazıları Brad Bird, John Muster, Henry Selick oldu (Selick ile The Nightmare Before Christmas ve James and the Giant Peach adlı filmlerde birlikte çalıştılar.)Burton bu okulda Stalk of the celery monster ve King of Octopusadında iki kısa film çekti. Burada 3 yıl boyunca eğitim aldıktan sonra animatör çırağı oalrak Disney stüdyolarına girmeyi başardı.

Filmografi:
Yönetmen Olarak:
  • Vincent (1982)
  • Luau (1982)
  • Frankenweenie (1984)
  • Pee-wees Big Adventure (1985)
  • Beetlejuice (1988)
  • Batman (1989)
  • Edward Scissorhands (1990)
  • Batman Returns (1992)
  • Ed Wood (1994)
  • Mars Attacks! (1996)
  • Sleepy Hollow (1999)
  • The World Of Stainboy (2000)
  • Maymunlar Cehennemi (2001)
  • Big Fish (2003)
  • Charlie and The Chocolate Factory (2005)
  • Corpse Bride (2005)
  • Sweeney  Todd:The Demon Barber Of Fleet Street (2007)
  • The Spook's Apprentice (2009)
  • Alice In Wonderland (2010)
Yapımcı Olarak:
  • The Nightmare Before Christmas (1993)
  • Cabin Boy (1994)
  • Batman Forever (1995)
  • James and The Giant Peach (1996)
  • Corpse Bride (2005)
  • 9 (2008)
(Ene-bunu hiç duymamıştım bak :/ )
    • Ripley's Believe It or Not (2009)


                                                                        Kaynak : Viki.
    19.06.2011
    01:27



    2 yorum:

    1. ah ahhh... bu film de tim'de hayatımın olaları..

      ve bu ne harika bir post?

      filmi resmen izlemiş gibi oldum!!

      ben ilk izlediğimde ağlamıştımm.. çok güzel, çok duygusal çok ayrı bir şey bu film..

      benim de en duygulandığım sahne "sarıl bana - yapamam" sahnesi.. off ya o kızın sevgilisine de acayip gıcık oluyorum anlatamam yani!!

      YanıtlaSil
    2. Evvela teşekkür ederim.Uzun olunca okunmaz diye düşündüm ama yine de kendimi durduramadım,kısa yazmaktan da hoşlanmıyorum zaten...

      O züppeye ben de az kahır etmedim... Ed'i "ucube" diyerek kovduğu bir sahne var ya,hah işte o sahnede yaratıcılığın nirvanasına ulaştım hakaret etme babında.

      Çok çok özel bir film benim için de,onca şey yazdım bir de burada sürdürüyorum,daha kaç tane film izleyeceğim bilmiyorum ama bana öyle geliyor ki hayatımın filmiydi bu (:

      YanıtlaSil

    Bu aralar dinliyorum / aşığım

    nasiplenin arkadaşlar :)

    926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

    Zevkle Takip Ediyoruz:

    Kitapkurtları;

    Farklı İklimlerden;