28 Temmuz 2011 Perşembe

Masumiyet Müzesi-Orhan Pamuk

Tamam Nobel Ödülü falan da almış bir yazar ama ben beğenmedim bu kitabı...
Belki anlatılanlara çok uzak olduğumdan,belki o kadar güçlü bir sevgi ve bağlılığı anlayamadığımdan,bilmiyorum.
Büyük bir merakla gittim sonuna kadar.Sıkıldım falan ama azimle devam ettim.Ne çıkacağını merak ediyordum çünkü...Sonra karşılaşa karşılaşa Türk filmi tadında bir sonla karşılaştım...

Koleksiyonerlik mevzusu çok ilgi çekiciydi aslında ama son birkaç sayfaya sıkışıp kalmıştı bence... Tamamen orada yola çıkılsa daha çok ilgilenirdim...
Neyse... İşte not defterimden seçmeler;

"Çok sevdiğimiz bir varlığa,hiçbir karşılık beklemeden en değerli şeyimizi verirsek,işte dünya o zaman güzel olur,onun için ağlıyorduk küçük hanım."
*
"Bana yalan söylemeni isterdim aslında.Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler."
*
"Aslında kimse,onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın anını 'şimdi' yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki,ama gene de ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini,daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar.Çünkü özellikle gençliğinde hiç kimse bundan daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi,insan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa,geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur."
*
"Bir insanın,başk fırsatları olmasına rağmen onları reddedip sürekli aynı kişiyle sevişmek istemesine,bu mutluluk verici  duyguya 'aşk' denirdi."
*
"Hayatta esas mesele  mutluluktur.Bazıları mutludur,bazıları mutlu olamaz.Tabi çoğunluk ikisi arasında bir yerdedir."
*
"Aşk da,köşe yazısı da,tabii ki bizi şimdi mutlu etmelidir.Ama ikisinin de güzelliği ve gücü akıldan hiç çıkmamasıyla ölçülür."
*
"İskeleden uzaklaşan bir yolcu gibi,geçen her saniyenin beni arkada bıraktığım sevgilimden aslında uzaklaştırdığını bildiğim için,geçen dakikaların o kadar çok olmadığına kendimi inandırmaya çalışır,bu amaçla anlardan ve dakikalardan aklımda küçük desteler yapardım.Her saniye her dakika değil,ancak beş dakikda bir üzülmeliydim.Bu yöntemle beş  tek dakikanın acısını son dakikaya kadar ertelemiş olurdum."
*
" -Yanlış bir yere gidiyorsun Kemal...Hepimiz en olmadık kişiye tutuluyoruz.Herkes aşık oluyor.Ama herkes sonunda düştüğü durumdan hayatını berbat etmeden çıkıyor.
-Bütün o aşk romanları,filmler ne o zaman?"
*
"Bizim ilişkimizde olduğu gibi aşk,degi dengine sanatıdır.Sen hiç zengin bir genç kızın yakışıklı diye kapıcı Ahmet Efendi'ye,inşaat işçisi Hasan Usta'ya aşık olup evlendiğini Türk filmleri dışında bir yerde gördün mü?"
*
"(...) Bence kültürlü ve uygar olmak da herkesin birbiriyle eşit  olması değil,herkesin kibarca diğerleriyle eşit ve özgürmüş gibi davranmasıdır."
*
"Gerçek aşk acısı,varlığımızın en temel noktasına yerleşir,bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamaycak bir şekilde yayılır."
*
"Kedi sevmeyen bir kadın zaten erkeğini mutlu edemez."
*
"Mutluluk insanın sevdiği kişiyle yakın olmasıdır yalnızca."
*
"İnsanın evi,karnının doyduğu,kalbinin olduğu yerdedir."
*
"Dünya canavar ruhlu insanlarla dolu evladım",dedi annem."Hiç bir şeye aldırmayacaksın."
*
"Milyonlarca aile,dünyanın neredeyse her köşesinde,televizyonlarının üzerine niye bir köpek koyma gereği duyuyordu?"
*
"-Niye bu kadar iğrençler? 
-Para istiyorlar.Paralarını verelim."
*
"Sonu mutlu biten bütün aşk hikayeleri,birkaç cümleden fazlasını hak etmez zaten!"
*
"Kendi kendine eşya toplayan,bunları bir köşede biriktiren her takıntılı kişinin arkasında bir kalp kırıklığı,derin bir dert,açıklanması zor bir ruhsal yara olduğu anlamına geliyordu bu soru.Benim derdim neydi?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;