4 Ocak 2012 Çarşamba

Mutluluk Mimi

Hypatia beni mimlemiş ve gördüğümde gerçekten çok mutlu oldum.Öncelikle buradan kendisine teşekkür ediyor,anneme,babama,sevdiklerime öpücükler yolluyorum.Ama ben mimi maddeleyerek değil de kendi yöntemimle -sağdan soldan zırvalayarak- yapmak istiyorum.

Mutluluk üzerine düşünmüşlüğüm çoktur aslında.Nasıl mutlu oluruz,niye oluruz sorgulamışımdır.Yani bu mim -becerebilirsem- düşündüklerimi düzgün bir biçimde bir araya toplamamı sağlayacak.

Ben mutluluğun çok pasif bir his olduğunu düşünürüm.Üzüntüyü veya öfkeyi iliklerinize kadar hissedersiniz ama mutluluk öyle değildir.Güçlü ve etkili değildir,çabucak söner.Alışmak ise en büyük düşmanıdır belki.Hani boğaza bakan bir ev almak için kendinizi parçalayıp evi aldıktan birkaç ay sonra boğazı görmemek gibi.O nedenle elde ettiğimiz mutluluklara sıkı sıkı sarılmamız gerektiğini düşünürüm.

Kolay mutlu olmam ben.Neşeliyimdir ama mutlu değilimdir.Aslında mutsuz da değilimdir.Çoğunlukla nötr vaziyette dolanırım.Uçan kuşa,açan çiçeğe bakıp sevinebilmeyi ben de isterdim ama ne yazık ki öyle biri değilim.Bunun yanında -klasik tabirle- bardağın hep boş tarafını gören biri de değilim.Ben bardağın yarısının dolu yarısının boş olduğunu görüp buna aldırmayan biriyim.

Durum böyle olunca çevremdekileri mutlu etmek amacıyla da kendimi parçalamam.Ki bence insanlara mutluluk vermekten çok huzur vermek önemlidir.Çünkü huzur varsa mutluluk da vardır.Yoksa da olacaktır.Zaten mutluluk her zaman varlığını sürdürebilen bir duygu değildir -ki bu nedenle onu önemsemek yersizdir.

Kronik mutsuzluk önemsenmelidir ama.Her zaman mutlu olunamayacağı nasıl kabullenilmesi gereken bir gerçekse,sürekli mutsuz olunamayacağı da anlaşılmalıdır.Mutsuzluğun kronikleştiği durumda "depresyon" illetiyle karşı karşıya kalırız -ki inanın Göksel'in şarkısındaki kadar basit değildir.

Ben mutluluğu biraz da insanın yarattığını düşünürüm.Bu bakış açısına sahip olmak beraberinde mutsuzluğu da kişinin büyük ölçüde kendisinin çözümlemesi gereken bir sorun olarak görmeme yol açar.İşte insanları mutlu etmeye çalışmayışımın sebebi budur.Bilirim ki mutsuzluğu aşmak için insan önce kendi içinde halletmelidir sorunu.O nedenle etrafta canı sıkkın dolaşan birini gördüğümde mutlu etmek için yakasına yapışmam.

Ama bu ilgisiz olduğumu göstermez.Sadece "Paylaşmak istersen dinlerim." derim ve kararı ona bırakırım.Karşımdaki de beni az çok tanıyorsa "paylaşmak istersen dinlerim" cümlesinin ağzımdan nezaketen çıkmadığını bilir.Anlatmak isterse gerçekten dinler,fikrimi almak isterse düşündüklerimi söylerim.Veya duruma göre saçma sapan konuşup havayı yumuşatmaya,karşımdakini güldürmeye falan çalışırım.

Mutsuzluk benim yaptığım bir hatadan kaynaklanıyorsa çoğunlukla özür dilemek yerine -özür de dilerim tabii ama- davranışlarımla telafi etmeye çalışırım.Hatamı gidermek veya tekrarlamamak için çabalamak kuru bir özürden sonra bildiğini okumaktan daha samimi gelir bana.

İnsanlara durduk yere hediye vermeyi de severim ben.Belki minik hediyelerle gülümsetmek isteyebilirim.

Ve en büyük mutluluk kaynağı da müzik tabii. Bir şarkı vardı,ne zaman üzgün olsam Esma o şarkıyı açıp kulaklığı kulağıma sokardı,hiçbir şey sormadan veya söylemeden.Ben de bir süre sonra gülmeye başlardım."Neyin var?" sorularından ve iyi niyetli söylenen ama kafa ütülemekten başka işe yaramayan laf kalabalıklarından da bin kat daha iyiydi.

Hastalandığımda veya üzgün olduğumda arkadaşlarımın beni neşelendirmek veya en azından üzüntüme ortak olmak için çabalaması inanılmaz mutlu eder beni.Melek'in "Cessie,sorularını çözeyim istersen." diyip bana zaman ayırması veya Narin'in biraz beceriksizce saçımı karıştırması veya Ebru'nun burnumu öpmesi veya Ayşe'nin hoplaya zıplaya gelip sarılması veya Görkem'in "Neyin var bok?!" diyerek gelip yanıma oturup kafamı dağıtması onların sevgilerini gösterme biçmidir ve ben bunu bilirim.Sorunu çözmeye en ufak bir katkısı olmasa da sadece yanımda olmaları bile beni gerçekten çok mutlu eder.O nedenle aynısını ben de insanlara yapmaya çalışırım.Becerebilir miyim veya anlarlar mı bilemem ama en azından denerim.

Diğer bir mutluluksa insanların seni dinlediğini bilmektir benim için.Anlamayabilirler,anlamak çoğunlukla elimizde olan bir şey değildir.Kaldı ki sorun onların anlamaması değil benim anlatamamam da olabilir.Ama bir insanın bir diğerine zaman ayırıp kendisini hiç ama hiç ilgilendirmeyen konularla sırf o insan için -yani sırf o insana değer verdiği için- ilgilenmesi mükemmeldir ve insana özgüdür.Bu nedenle insanların birbirini dinlemesi,anlamasından daha önemlidir benim için.Bu nedenle iyi bir dinleyici olmak için elimden geleni yaparım.

Benim yöntemim de böyledir işte.
İnsanlara mutluluğu tercih etme imkanları olduğunu hatırlatıp mutsuzluğu seçeceklerse taşımalarına yardım etmeye hazır olduğumu göstermeye çalışırım.Dediğim gibi,ne kadar başarılı olurum bilmiyorum.

Mim olayına gelince.
Tek tek haber vermeye çok üşeniyorum.Her zaman mimlediğim insanlar zaten her konuda potansiyel mimliler.Onun dışında yazmak isteyen varsa hiç çekinmeden yazabilir,kendini ayırmasın.

Bir de son olarak mutluluk demişken şu şarkıyı da dinlemeden olmaz;



4 yorum:

  1. bak aslınd açok haklısın. mutluluğu kendimiz yaratırız ama mutsuzluğu da öyle. çok güzel yapmışsın valla acaba ben de maddelemesem de böyle mi yapsaam ehe :)

    YanıtlaSil
  2. Çok farklı çok güzel bir yazı olmuş...farklılıklara saygılı olmuşumdur her zaman..hepimiz aynı olursak koyunlardan ne farkımız olur değil mi? Farklılıklardır hayatımızı renklendiren... :)

    YanıtlaSil
  3. baksana bu yazıyı iyi ki yazdın. bu tarz bi yazıyı yazdığını hiç anımsamıyorum. düşüncelerini öğrenmek iyi geldi. haklısın da aynı zamanda.

    YanıtlaSil
  4. Mia;sen yaz her türlü okurum ben *.*

    Hypatia;çok teşekkür ederim.Beni mime dahil ettiğin için de teşekkür ederim :)

    Deep;bu yazıyı yazmaktan ben de mutluyum.böyle bir yazı yazmadım muhtemelen daha önce. :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;