8 Nisan 2012 Pazar

-

The Unforgiven II by Metallica on Grooveshark 


Durum tam da böyle aslında. "Bomboş bir sahilde yalnızım." demiyorsam tek sebebi mutlu olduğuma, her şeyin yolunda olduğuna kendimi inandırmak bu iğrenç ruh halinden kurtulmak istemem. Başka bir şey değil.

Hani Didem Madak diyor ya "Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum / Bir yağsam  pahalıya malolacağım..." Öyle işte. "Ben bir bodrum kat kızıyım bayım." 

James de diyor ki "Eğer sen beni anlarsan,ben de seni anlarım." Bir de öyle.
Sen beni anlarsan ben de seni anlarım.

Çok yorgunum.
Çok yorgunum.
Çok yorgunum.
Çok yorgunum.
.
.
.
.

Hiç bitmeyecek,biliyorum.

Birileri girecek hayatımıza, kimisi yanında kocaman bavullar taşıyarak gelecek kimisi minik bir sırt çantası. Ama hepsi misafir, hepsi gitmeye niyetli, hiç biri yerleşmek amacıyla gelmemiş. Tek istedikleri günü geçirmek. Tek istedikleri konaklayacak bir yer. Kimse cesaret edemiyor birilerini hayatına almaya, kimse çıkarmaya da cesaret edemiyor. Bence bizler, birbirimizin günlük işkencesiyiz.

Edouard yine haklıymış: "Cehennem, ötekilerdir."
Bunu o mu söylemişti? Ne önemi var ki?

Cehennem ötekilerdir...
Cehennem ötekileştirdiklerimizdir...
Cehennem biziz.
Sahi, Tanrı neden öyle bir zahmete katlandı ki?
Biz birbirimizi cezalandırmayı bu kadar iyi becerirken buna gerek yoktu belki - yoktu bence.

Ne zaman bir şeyi dert etsem "ölüm" örnek gösterilir bana. "Bunca insan ölürken,bunca acı yaşanırken bu kadar basit bir şey yüzünden mutsuz olamazsın! " Sanki bir önemi varmış gibi. Sanki ölüm çok önemliymiş gibi. Oysa önemli olan yaşam. Gelecek yok, geçmiş geçti. Elimizde sadece bu gün var. Ve ben bu gün üzülmek istiyorsam tüm ölümlere,savaşlar,felaket ve yıkımlara rağmen üzüleceğim.

Didem Madak -yine Didem Madak- diyor ya;

İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.

"Sahip olacağın her şey," diyor Tracy,"bir gün kaybedeceğin şeylerden sadece biridir." diyordu Chuck Palahniuk da. Buna rağmen, bile bile nasıl da yarışıyoruz sahip olmak için. "Benim" demenin hazzını hiçbir şeyde bulamıyoruz. "Benim..." 

Oysa -çok açık değil mi?- sahiplenmezsen kaybetmezsin de...
Kimse gökyüzünü,yıldızları,güneşi sahiplenemez. Kimse martıları,denizi,müziği ve şiiri sahiplenemez. Mesela bir yıldız kayıverse herkes kendi dileğini diler. Herkes aynı yıldıza bakarak -işaret parmağını ona doğrulturak- kendi dileğini diler. Evrensel şeyler evrenseldir işte. Kimse atları sahiplenemez ki. Kimse "Tüm nergisler benim" diyemez. Doğa sahiplenilmez ki, sanat sahiplenilmez.

İşte bu yüzden kaybolmaz.
Can çekişse de kaybolmaz.

Biz en yapılmaması gereken şeyi yaptık,birbirimizi sahiplendik. O bilmiyordu ama ben görmüştüm ne kadar tehlikeli olduğunu, uyar(a)madım. Anlatmak istemedim. Anlasın istemedim. Çünkü bazen öyle dipte köşede kalmış, kimsenin fark etmediği yönlerimi fark ediyordu ki birazcık anlatsam içimi olduğu gibi görecek sandım.

Ben senelerce içimi göstermeye çalıştım. Kendimi anlatmaya çalıştım. Beni anlasınlar diye yoruldum, anlamıyorlar diye hırpalandım. Sonra dedim ki "Olmuyorsa olmuyordur." Kabuğuma çekildim. Sonra- yorumlar hiç bitmez ki. Önyargılar hiç bitmez... -Ki önyargılar sahiplenilmez.- Duramadılar, kafalarında kimi kalıplara sokmaya çalıştılar, ses çıkarmadım. Öyle sığ,öyle yüzeyseldiler ki derine inebileceklerine hiç inanmadım.

Sonra biri çıktı aradan. Bir anda,nasıl olduğunu anlamadan duvarda bir çatlak açtı. Sonra bir başkası,derken başkası... Sonra çatlağı büyütmeye çalıştılar,korktum. Pek çok şeyden korkuyorum -küçükken çok cesurdum-

Ben de bir köşeye sindim.Küçülebildiğim kadar küçülüp saklanmaya çalıştım. Birkaçı anladı. Bekledi. Tilki'nin evcilleştirilmesi gibiydi. Her gün tekrarlanan minik görüşmeler. Bazıları beni evcilleştirdi...
Ama bazıları "evcilleştirdiğin canlıdan sorumlu olduğunu" unuttu,görmezden geldi.

Bazıları da anlamadı.
Bazıları duvarda gedik açmaktan daha fazlasını yapamadı.
Bazıları küçültünce kendimi,gerçekten küçüğüm sandı. İnsan büyük olduğuna inandığında zalimleşiyor. Bazıları dozunu ayarlayamadı,bazıları haddini aştı. Sonra ben dedim ki kendime "Bazılarından çekinmeye hiç gerek yokmuş,bazılarını gözümüzde büyütmüşüz.Bazıları bundan cesaret alarak kendini büyük sanmış." 

Ayağa kalktım yavaş yavaş.
Bazıları şaşırdılar,bazıları bazen telaşlandı.
Bazıları daha sonra çabaladı ama bazıları artık küçüktü,küçücük kalmıştı.

Bazen de en güvendiklerim,diğerleri (yoksa ötekiler mi desek ? ) bazen...

Bazen anlatmak istediklerim yarım kaldı.

4 yorum:

  1. saygı duydum yazıya .)

    YanıtlaSil
  2. allam sen tanıdığım en hassas insanlardansın.
    kimsenin bizi anlaması gerekmez ama işte maalesef insanlar arasında yaşıyoruz. bak üniversiteye başlayınca daa özgür olacaksın.
    istemediklerini daa rahat tutacaksın uzakta.
    :)

    YanıtlaSil
  3. Kader kısmet artık,ne diyeyim..

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;