1 Nisan 2012 Pazar

Son şakası-bu sefer güldürmedi ^.^


Bu 1 Nisan'da hiç 1 Nisan şakasına maruz kalmadım çünkü ÖSYM herkes adına hepimizi şakaladı *.* Şimdi size sınav maceramı tüm detaylarıyla anlatmak istiyorum.Ama önce,günün anlam ve önemini belirten şarkıya kulak verelim:

Don't Worry, Be Happy by Bob Marley on Grooveshark

Şimdi anlatmaya devam edebilir daha doğrusu başlayabilirim. O:)

Gece bir türlü uyuyamadım.Anneme kalırsa stresten,bana kalırsa sıcaktan.Dün gece sıcaktı bence hava.Sabah kalktığımda biraz sersemdim o yüzden.Sonra kahvaltı falan yaptık.Çukurova Üniversitesi'nde girecek olmamı Tanrı'nın bir işareti olarak algılayan anneciğimin ve Mecit Abi'min zırvalarını dinledim.Son saniyede "Ya ben transformatörlere bakmayı unuttum" diyip formülüne baktım -ki formülden ibaret zaten.Çok tırt bir konu.Ama boşuna bakmışım,çıkmadı.

İnanılmaz bir trafik vardı.Bence arabada biraz daha uyuyabilirdim.Ama tanıdık avına çıkmıştım,bir de şaşkın insan kalabalığını izlemek eğlenceliydi.Bir ara bir grup gelin alayı havasına girip hunharca korna çalmaya başladılar.Abi'm sinirlendi,söylenmeye başladı."Yapma böyle şeyler,biraz olumlu yanından bak.Mesela onlar rakip,ama rakip değiller.Moronlar çünkü.Çünkü genetik oluyor böyle şeyler,sevin benim adıma.Bak daha binayı göremeden Adana'nın yarısını geride bıraktık.Çok hoş! *.*" dedim. O:) Zira o kalabalıkta zart zurt kornaya basmak denyoluktu,üzgünüm.Kimse arabasını yolun ortasına çekip mangal yapmıyordu,yol açılsa herkes gidecek.Kimse meraklı değil beklemeye.

İnanılmaz ama sınava girerken,girdiğimde,çıkarken çok rahattım.Heyecanlanmayınca insan eğleniyor öyle ortamlarda.Gözetmenlerin havaya girmiş havası,sınav kitapçıklarına ulaşabilmek için jelatinlerle boğuşmaya ihtiyaç duyulması,sivilceniz patlasa silmeye yetmeyecek trajikomik peçete,üç adet şeker ve çakıl taşı serliğindeki silgi...Hayır eskiden o optiklerin üzerinde "YUMUŞAK SİLGİ KULLANINIZ" falan yazardı.Bana enteresan geldi...

Şu ana kadar konuştuğum insanların hiçbiri sınavı yetiştirememiş.Dershane sınavlarını 1 saat erken bitirip "Artık çıkalım Merveeeeğ" diye sızlanan ben de bu guruba dahilim. Neyse ki benim durumum kimilerine göre iyi.Tabii kaç yanlışım çıkacak onu bilemiyoruz. *.* Ama neşeliyim.En kötü sonucun bile belirsizlikten iyi olduğu kanısındayım.

Ayrıca bkz.Vat dı YGS?
Kim ne derse desin süreyi iyi kullanamamızın en büyük sorumlusu yine ÖSYM idi bence.Buradan ÖSYM'ye sesleniyorum (öhm umarım başıma bi iş gelmez,ergenekon şeysi falan,tırstım biraz) "Lütfen kalemlerin taşınma ve dağıtım işlemine biraz daha hassasiyet gösterilmesini sağlayın,zira bize ulaştıklarında mekanizması bulunmayan yumurtlayan kalem (bkz.yumurtlayan kalem)  halini almış oluyorlar."

İki adet kurşun kalemimi üç adet şekerimin (biri naneli) yanından alıp itinayla (bunların ucu çabuk biter,şimdi sınavda kalem açmakla uğraşmayayım diye) popolarını açtım.Böylece ucu açık dört tane kalemim olmuş gibi oldu.Buna rağmen kalem açmak için ne kadar zaman harcadığımı anlatamam.Her defasında kırık çıkıyordu çünkü.Ha bir de,silgi silmiyordu.Açacak iyiydi ama,onu sevdim.Yine de kalem ve silgi olayından sonra şekerleri yemeye cesaret edemediğimi itiraf etmeliyim.

Eve gelince Sinemis ile oynadım biraz,o gider gitmez bilgisayar başına.İlk olarak Ebru ile konuştum,sınavı kötü geçmiş.Sonra Bahar sosyale dokanamadığını söyledi.Bunun üzerine "Melek'i aramanın vaktidir!" dedim,telefona sarıldım.O da sesimi duyunca ağlamaya başladı.Bu sefer onu sakinleştirdim biraz,şebeklik,şaklabanlık.Biraz morali düzeldi sanırım :) Sonra da Merve'yi aradım,o da yetiştirememiş,baya da ağlamış."Noooluyosunuz yahu?! Ağlayacak ne var,ben de yetiştiremedim! o.O" dedim.Merve'den gelen "Sen ağlamadın mı?" sorusuna verdiğim cevap hoştu bence : "Yok yea ne ağliycam.Kebap yedim *.* "

Diyorum ya,geçti en azından.

Bu arada unutmadan,ben bu aralar kitap tanıtan bloglara falan feci halde sarmış bulunuyorum.Birinde de bir çekiliş buldum,linki kaybetmeyeyim diye gönderdim direkt ama şuraya adam gibi yazmazsam içim rahat etmez.O kadar özenli,öyle içten hazırlanmış bir hediye ki...


Mavi Umut uzunca bir süredir böyle bir çekiliş yapmak istiyor ama ne hediye edeceğine karar veremiyormuş.Sonra gitmiş,bu çekiliş için Ahmet Ümit'in "Patasana"sını almış.Yanına da bir ayraç iliştirmeyi ihmal etmemiş."Kitap okurken iyi gider." diye düşünerek kahve de ilave etmesi içimi ısıtan,çok ince bir davranıştı.Biloğunu bir ziyaret etmenizi öneririm.



4 yorum:

  1. oh bitti ya sahiden bu yeterli.
    :)
    rahat olman iyiymiş.
    :)
    genelde evet herkes öle diyo, yetiştirememişler. haklısın herhalde sınava girenlerde bir suç yok gibi.
    :)
    kaldı haziran.
    :)
    artık bol kitap oku dinlen bugünlerde.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Moralim çok yerinde Deep,yetiştiremedim diye üzülmüyorum.Daha ziyade "LYS'de kapatırım onu ben yea" düşüncesindeyim.Üzerimden bir yük kalktı :D

    YanıtlaSil
  3. "En kötü sonucun bile belirsizlikten iyi olduğu kanısındayım."
    KESİNLİKLE!!!
    belirsizlik kadar bok püsür bi şey yok ha dünyada. öyle iğrenç varlık kendileri.

    yetiştirememek türkçeden kaynaklanıyo sanırım, 2009 öss gibi olmuş kendileri. türkçe ilerlemeyince bırakıp her biten bölümün ardından 4-5 sorusunu çöze çöze bitirmiştim kendilerini. hey gidi günler hey...

    küçük yetiştirememe problemine rağmen iyi geçtiğini umuyorum. ankaraya gel :D

    YanıtlaSil
  4. Ankaraya gelcem.
    Zira LYS'de toparliycam onu,çok kararlıyım.
    Bekle beni gökan *.*

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;