17 Mayıs 2012 Perşembe

Bir taşla iki kuş gibi olan mim

Coma by Yann Tiersen on Grooveshark

Deep mimlemişti beni.
Bir taşla iki kuş gibi diyorum çünkü mimi yaparken aynı zamanda söylemek istediklerimi de söylemiş olacağım. Çünkü ben genellikle silmeden yazarım zaten. Mimin konusu da bu, silmeden yazıyoruz.

Az önce düşündüm de, az önce çok şey düşündüm ben. Aslında çok şey düşündüğümü dile getirmek için başlamadım yazıya. Ama bunu dile getirmiş bulundum.

Kalbimin -Cincır'ın- üzerinde koskocaman bir ağırlık var yine... Sebebi diyecek olsam, hangi birini söyleyeceğim? Veya bir sevbep bulabilecek miyim (?) bilmiyorum.

Sebeplerden biri sınava 29 gün kalmış olması ve buna rağmen doğru dürüst çalışamıyor oluşum olabilir. Ama kesinlikle esas sebep olarak tahta kurulamaz.

Yann Tiersen iyi  hoş ama kalbinize 10 öküz oturduğunda sayıyı 100'e çıkarıyor sanki...

Hani bir olay yaşanmıştı Alev Hoca'ylşa, sonra Atıl Hoca ile de konuşmuştum. Kendime saldırmaktan vazgeçme kararı almıştım, hatırlarsınız belki. (Aslında tam şu an soruyorum kendşme: Bu içimdeki ne tür bir dürtü ki beni her şeyimi ortaya dökmeye sevk ediyor?) O zamandan beri çok yol kat ettim kendime karşı. En azından kendimi (bilirsiniz, bir laf vardır; silemezsen karalayacaksın derler) yargısız infaz yapmıyorum kendime. Ama yaptıuklarımı, düşündüklerimi ve tüm bunların altında yatan sebepleri sorgulamadan edemiyorum.

Bazen biri geliyor ve bana diyor ki "Beni çok iyi anlıyorsun." 
Bazen başka biri "Beni tamamen anlamıyorsun ama en iyii sen anlıyorsun." 
Ben de diyorum ki "Yorgunum." 

Anlaşılmayan her cümlem -söylediğim veya söylemediğim*- artık taşımakta zorlandığım birer ağırlık gibi. Veya ergenlik başıma bvurdu, bilemiyorum...

Sadece ciddi ciddi anlattoğım bir şeyin
Bu girişi komple görmezden gelelim, söylemekten / anlatmaktan vazgeçtiğim şeylerdendi.

"Burada sadece notlarımla varım." demiş 9. sınıftan bir kız. Dört senedir söyleyemediğim şeyi söylemiş, helal olsun. Notlarımın "yok denecek seviyede" oluşu göz önünde bulundurulursa sanırım "ben aslında yoğum."

Mutlu bir insan olmak için çabalarken kendini daha büyük bir mutsuzluğa sürükleyebilir mi insan? Gelecekte bunu başarma ihtimalim beni şimdiden korkutuyor. Yaptığım / yapacağım seçimlerle ailemi, sevdiklerimi zorlayacağımı,çok zorlayacağımı şimdiden adım gibi biliyorum.

Hayatta en iyi yaptığım şeyin -şu veya bu anlamda veya her anlamda- sınırları zorlamak olması bazen çok acı.
Tüm bunlara rağmen silik bir insan olmayı başarabilmem takdire şayan. Bu konuda hakkımı yemeyeceğim.

Bazen de öyle korkağım ki koşarak kaçmak istiyıorum.
Ama nereye? 
ve
Ne zamana kadar? 
(Evet Sema'nın blogunda da soırdum aynı soruyu.)

Sırf korkumla yüzleşebilmek adına kendim,i daha büyük korkular(ım)la baş bala başa bırakıyor oluşum nasıl?
İronik mi? Trajikomik mi?
Kuvvetle muhtemel NORMAL.

Az önce "Uzadıkça uzuyor,uzadıkça karışıyor. Kimse bir şey anlamayacak bu konuşmadan." diyecektim.
Ama artık -pek de- anlaşılmak kaygısı gütmediğimi fark ettim.

Bu akşam -
Bu akşam biraz halsizim, biraz hasta, biraz depresif...
Bu akşam dünyaya tahammül edemedim, asteroidc777'den bildirdim...
Benjamin'in hortumunu okşarken.
Benim aksime o bir gülücük gönderebildi size naçizane.
Fillerin gülebildiği konusunda -en azından- hemfikiriz değil mi?

2 yorum:

  1. biliyo mosoooon yakında kendinle barışacaksın. ama bu halinle müthişsin zaten.
    :)
    biliyosun zaten, en iyi bulduğumu seni. utanmaaa.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Bir barışabilseydik kendimle ben. Çok güzel olacaktı.

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;