30 Mayıs 2012 Çarşamba

Sonuçta acı evrenseldir.

Aman Aman by Duman on Grooveshark

Bu gün okula gitmek yerine dershaneye gittim. Aslında dershane de verimli değildi. Evde çalışabileceğimi bilsem gitmem -ki hocalar da evde konu eksiğimizi kapatmamız taraftarı.Bilemiyorum ne yapacağımı.

Bu tembelliğimle hiç uyuşmayacak biçimde havaya girmiş durumdayım. Akademisyen olacağım ya -güya- , ingilizcemi geliştirme peşindeyim.(!) Yabancı bloglara sardım. Evet sınava girdim çıktım, tercih yaptım, "yerleştirildi" yazısını okudum, gittim başladım da ingilizcesi kaldı (!) -.- Ben de kendime inanamıyorum.

Onu bir tarafa bırakırsak, bir anlamda dünyanın her yerinde aynı şeylerin yaşanıyor olması, benzer konuların konuşuluyor olması çok rahatlatıcı. Gerçekten çok rahatlatıcı. Çünkü insana bazı şeylerin evrensel olduğunu hatırlatıyor. Mesela acı evrenseldir.

Blogları dolaşırken bir blogda bir yazı okudum. Anladığım kadarıyla annesinin teyzesini ve büyük babasını kaybetmiş. Ve yazısında bunu anlatmış... Bunları okuyunca aklıma Hasip Amca geldi ister istemez.

Hasip Amca tanıma fırsatı bulamadığım bir çocukluk düşü...
Evet, onu böyle adlandırmak yerinde olacak. Ne daha fazlası, ne daha azı...

Bu dünyada yaşamış "tanımanın şans" olduğu ender insanlardı, biliyorum. Bunu hem onu tanıyanlardan her ismi geçtiğinde duyuyorum hem de hayal meyal hatırladığım çocukluk anılarıma dayanarak söylüyorum. Dünyada gördüğüm en sabırlı insandı. Bize karşı hep hoşgörülü olmuştu, hatta hastalığı sebebiyle uykusuz geçirdiği gecelerden sonra gündüz bağırtılarımızla onu uyutmayışımıza bile ses çıkarmadı hiç. O zaman bunu anlayamazdık, çocuktuk. Hatta "çok çocuktuk." 

Onun etrafında olmak hep güvenli olmuştu bizim için çünkü onun yanında kimse bize kızamazdı. Babamla o inşaat işleriyle -köydeki evimizin tadilatı vardı o dönem- uğraşırken Guni ve ben yakalarına yapışıp her şeyi yapmak isterdik. Çivi çakmak, harç karıştırmak, kum elemek... Her defasında sabırla ve dikkatle -kendimize zarar vermememize özen göstererek- yapmak istediğimiz şeyi yapmamıza / denememize olanak tanımıştır.

Guni de ben de zor çocuklardık, bunu kabullenmemek doğru olmaz. Çok hayal ediyorduk, çok merak ediyorduk. Bize katlanmak o kadar da kolay değildi. Çünkü genellikle uğraşmamamız gereken "büyük" işleri ile uğraşırdık, babamın deyimi ile "her boka maydonoz olurduk." Sadece onun gibi bir insan bizi anlayabilirdi zaten.

Hasip Amca ile geçirdiğim zaman o kadar azdı ki...
Ama o kadarcık birliktelikte bile hayatım boyunca unutmayacağım bir masal anlatmıştı bana ve ben sorgulamadan inanmıştım. Hâlâ inanıyorum. Yo, bu çocukluğa sarılmak gibi değil. İnanmayı bırakırsam çocuk olmayı da bırakırım tarzı, derin gibi görünen yüzeysel bir durum da değil. Bu herhangi bir şey değil. Sadece inanıyorum, çünkü o asla yalan söylemez...

Öldüğünü öğrendiğimde üzülmemiştim. Belki de algılayamamıştım.
Hâlâ algılayamıyorum.
Köyden nefret etmemin nedenlerinden biri de bu. Her defasında o evi boş ve -gece salıncağımdan baktığımda- ışıksız görmek, sabah kalkınca yalnız olacağımı bilmek,çocukluğumun mutlu geçen minik kısmına veda etmiş olmak.

Ve ben şu an bile, onun ölümüne üzülemediğim için üzülüyorum...

Edit: 
Çocukluğa damgasını basmış biri ölür ve çocukluğunuzu alır götürür.Artık acı duymadan anımsayamazsınız o günleri. O günlere rengini veren ana etmenlerden biri solmuştur. Bir renk eksilir bütün geçmiş zaman fotoğraflarınızdan. Ya uçuk bir pembe ya silik bir eflatun ya tek çizgi ince bir mor
Feyza Hepçilingirler-Savrulmalar
 gibi...

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;