17 Haziran 2012 Pazar

bu gün...

Bu gün köye gittik, dedemin babalar günü için. Yani aslında o benim eniştem ama çok küçük yaşlardan beri dede diyorum, öyle alıştırmışlar. Her neyse... Aslında gönülsüzdüm ama Ridade'yle Sinemis ben gitmezsem gitmeyeceklerini söylemişler, böylece annemle ben de gitmiş olduk.

Köye gidilirken gidiş hep keyiflidir de, dönüşte herkesin suratı asıktır. Nitekim yine öyleydi, biraz mahzunlaştım o yüzden.

Kötü mü oldu? Yo, kötü değildi. Ailemize en son katılan, daha yeni yeni iki adet diş edinen Arda Bey'i gördük. Başta bizi yabancılayıp ağlasa da sonra alıştı, bebiş sevmiş olduk. Sinemis de kıskanmadı, nasıl sevimli nasıl akıllı yia *.* Prensesim o benim...

Gupse hakkında konuştuk Rit'le. Yani biz birlikte büyüdüğümüzden Ridade ile, her zaman için Gupse ile olduğundan daha yakındık ama Gupse'yi de çok severdik. Çocukluğumuzdan beri üçümüz bir araya geldiğimizde bir şekilde birbirimize uymaya çalışırdık. Şimdi bazı şeyler değişti anlaşılan...

Ridade'nin fikrince ergenliğe girmiş olması Gupse'nin bizden uzak kalmasına sebep, ama söylediğine göre bu duruma o da üzülüyormuş. Yani onlar Ceyhan'da yaşadıkları biz de Adana'da olduğumuz için nadiren görüşüyoruz. Bu sene Ridade'nin SBS'si, benim sınavım derken onunla da görüşemedik. O nedenle bir araya geldiğimiz fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.

Tamam, ya tamam.
Ben biraz zibidiyim. Milleti azdırıyorum, ne var?! Bu gün yine telefondan müzik açıp evin ortasında dans ettik(!) Ki bu daha çok çekirge gibi sağa sola zıplamaktı. Ben 18 yaşındayım, Ridade 14. Ama ne var ki bunda yani? Çocuk değilsek bile genciz... Yine de eğer Gupse istemezse oturup konuşabiliriz eminim. Özellikle Ridade ile aynı yaştalar...

Son görüştüğümüzde -bu gün göremedik- neredeyse hiç konuşmamıştı bizimle, uykusuz olduğunu bahane etmişti. Aynı gün ben 4 saatlik uykuyla ayakta duruyordum, dershaneden gelmiştim ve moralim yerlerde sürünüyordu. Eve gelirken tek düşündüğüm yatmaktı. Sonra Mecit Abi'mler de gelince ne uykusuzluğu, ne başarısızlığı(mı) ne de baş ağrımı dert edip elimden geldiğince eğlenmeye ve onları da eğlendirmeye çalıştım...

Sadece biz Gupse'yi özlüyoruz...
Gittiğimizde onu da görmek istiyoruz, ortak anılarımız olsun istiyoruz.
Çünkü o bizim kuzenimiz, bunun da ötesinde çocukluğumuzun bir parçası... Biz deliyken o sakin olabilir. Biz belirli bir şehri paylaşırken o paylaşmıyor da olabilir ama ne önemi var ki? Bizim bilgili olduğumuz şeyleri o bilmiyorsa onunkileri de biz bilmiyoruz ve ben hayatımda hiç bana benzeyen birine rastlamadım!

Bu durumda keşke elimizden bir şey gelse ama ne yapmamız gerektiğini de bilmiyoruz...
Şu sınavı bir atlatayım hele, şu duruma el atacağım. Belki Ceyhan'a gitmek için Ridade'yi ikna ederim. O bizde kalmıyorsa biz onda kalırız ve kuzenimizle aramızdaki buzları eritmek için elimizden geleni yaptığımızı biliriz en azından!

Ayrıca bu gün fark ettim ki Ridade'yi çok özlemişim...
Eskiden her hafta sonu gelirdi. Şimdi onun sınavları ve benim sınavlarım kara kedi gibi girdi aramıza, daha önce de söylemiştim... Sınavdan sonra -tatilde de olmadıkları bir dönem- bize gelecek, bu bizim tatil rutinimiz.

Böyle işte.
Kafamda bir yığın düşünce, bir de abimle yengemin biyoloji konusunda fikrimi değiştirme çabaları...
İleride işsiz kalmamı istemiyorlarmış.

Bu gün çocukluğumu çok özledim ben...

2 yorum:

  1. bilmiyosan sölüyüm, en çok bu anlattıklarını seviyorum yazdıkların arasında. ha ha bence de sana senden başka kimse benzemez. bence de sınav şeysinden sonra onlarla ol. biyologlar işsiz kalcak diye bişi yok.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Bence de yok.
    Onlarca var. -.-

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;