9 Temmuz 2012 Pazartesi

OSMANCIK

Annem-pembeli- ve teyzoşum...
Dün gece otobüs yolculuğumuz sona erdi... Uykusuz geçirdiğimiz 2 günden sonra rahat yataklara kavuşunca saat ikiye kadar yatarak bokunu çıkardık olayın. Sonra da Bayram Abi bize etrafı gezdirdi. Yukarıdaki fotoğraf gece indiğimiz yerin oralar işte.
Evvela bu "Dikat Köpek..." yazısı Ridade'nin ilgisini çekti. Ben de yazının fotoğrafını çekeyim dedim.

Bu da bahsi geçen köpek... Kendisi fotoğrafını çekeyim derken havlayıp üzerime doğru koşarak tel örgüye ve boynundaki zincire rağmen aklımın çıkmasına neden oldu.
Burası da Osmancık Kalesi... İsmini pek yaratıcı bulmadımsa da kale işte. Gördüğüm bir oyuktan içeri girmeyi teklif ettim hem de "Taş düşebilir" yazısına aldırmadan ama sanırım şaka yaptığımı sandılar.
Burası da asma köprü... Yani sanırım. Ben sallanan köprü demeyi tercih ederim.
Öznur Abla'm "Çıkmayın" diyip tehlikeli bulmuş ve uyarıda bulunmuş olsa da onu dinlemedik. Üzerinde yürürken hopldığını hissettiğimiz için başta biraz tedirgin olduk ama sonra alıştık gibi, rahatça geçtik.

Bu da böyle bir kare işte... Bu fotoğrafa dair şu konuşma not düşülebilir belki:
-Ankara'dan kırmızı bir toprak karıştığı için su böyle çamurlu akıyor. O yüzden buraya Kızılırmak diyorlarmış.
-Ne yani, bu mantıkla bakarsak Yeşilırmak'ın suyu da yeşil mi? o.O
Bu kedi de kederli kederli suya bakıyordu. Yaklaştığımı görünce bana döndü köfte... Hiç arabesk kedi görmemiştim. Derdi ne olabilir diye düşündümse de mart ayını geride bırakmış olmamız dışında bir sebep gelmedi aklıma...
Gezerken böyle bir dönme dolap gördük ve çok yaratıcı bulduk. Böylece onu fotoğraflamadan geçmedik. Yurdum insanının ekmeğini çıkarma yöntemi diyerek Metin Uca'ya da en afillisinden bir selam çakalım! ^.^
Burası da Osmancık Merkez'den bir kare... Osmancık benim gözlemlediğim kadarı ile minik ve sevimli bir yer. İnsanlarının zevkli olduğuna karar vermem için turuncu-pembe boyanmış bir ev görmem yetti de arttı bile...

Ne yazık ki ablamların buradan taşınma ihtimalleri var. Sanırım böyle bir şey olursa Ankara'ya gidiyorlar. Buna bir itirazım olmaz, doğunca minik Deniz'i okula götürüp ona bilim sevgisi aşılama hayalleri kuruyorum.

Bilgisayar benim olmadığından kullanımında biraz zorlanıyorum. O nedenle sadece Osmancık'ı anlattım ilk etapta. Adana'ya dönünce yolculuğumuz ve sünnet hakkında daha detaylı bir yazı yazmak niyetindeyim.

O zamana dek, beni özleyin! *.*








12 yorum:

  1. osmancık deyince aklıma pirinç çeşidi geliyor ilk olarak.oradan mı çıkmış acaba?:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir çünkü gelrken pirinç tabelaları da gördük :)

      Sil
  2. bayıldım o dönme dolaba! bisletlisine binicem ben de!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biz de bayıldık ama binmedk. bizi taşır mı bilemedik çünkü

      Sil
  3. hey o arabalı dönen şey nasıl bişey öyle :) insanların nasıl değişik fikirleri var Yarabbim :)

    ben ortaköy kedisini fotoğraf çekmiştim, sen de osmancık kedisini çekmişsin. ikisi de benziyor birbirine hani :)

    eğlenceli geçiyor sanırım gezin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğlenceli ve yorucuydu.
      Şimdi evimdeyim :D

      Sil
    2. hoş geldin o zaman evine :)

      Sil
  4. fotolar hoş da senin notların daha hoş.
    o köprüdeki ridade miydi.
    :)
    ridade daha küçük değil miydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ridade 14 yaşında :D
      Benden 4 yaş küçük

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;