16 Temmuz 2012 Pazartesi

Sonunda Kırdık Zincirlerimizi!

Temsili Merve ve Ben *.*
Sonunda bu gün ne sıcak dinledik ne parasızlık! Zincirlerimizi kırdık ve Merve'yle dışarıya çıktık. 2316543621 saat otobüs beklediğim ve sıcakta kaldığım için kesin başım ağrıyacak ama değerdi!

Birlikte alışveriş merkezine gittik ve kayda değer bir gün geçirdik. Önce film için biletlerimizi aldık. Tim'ciğim yapmış, Johnny'ciğim oynamış, Helena'cığım renk katmış, izlenmez mi? (Dark Shadows'a gittik eveeet.)
Ama "Önce can, sonra canan!" felsefesinden ayrılmadık! Film saatimiz gelene dek karnımızı doyurmak gerek diye düşündük. Önce bir ortada durup yiyecek büfelerinin çevremizde dönmesine izin verdik, sonra pizzada karar kıldık. İki koca pizza dilimini mideye indirdiğimizde filmin başlamasına 15 dakika kalmıştı bile!

Biraz da salonun önünde çene çaldık ve sonra koltuklarımızda yerimizi aldık.

Filme gelirsek...



İşte bu fragmanı, hâlâ izlemeyeniniz varsa diye şuraya iliştiriyorum...

Klasik bir Tim Burton filmi işte. Johnny- Helena yine karşımızda. Johnny Depp başrolde, lanetli bir aşığı, bir vampiri, Barnabas Collins'i canlandırdı.

Acımasız bir cadı olan Ancelique'nın aşkına karşılık vermeyince önce ailesini, sonra aşık olduğu kadını, en sonunda da insanlığını kaybetmek zorunda kaldı ve bir vampire dönüştürüldü.

Tim Burton denince ister istemez Edward Scissorhands geliyor aklıma ve yapmamam gerektiğini bile bile "Edward Scissorhands'den daha iyi mi yoksa daha kötü mü?" değerlendirmesi yapıyorum. O benim favorimdi ve öyle kaldı. Yani Dark Shadows'un onu tahtından etmediğini söylememe gerek yok sanırım. Belki de Ed hem benim gözbebeğim olarak kalacak, orası bilinmez.

Ama fantastik- komedi türündeki bu sıradışı film ile Tim farkını bir kez daha ortaya koydu gibi, ne dersiniz?

Vampir filmlerinin ünlenmesi ile pörtleyen yeni seriler ve yeni nesil vampirler hayli sinirimi bozuyor ve ortalıkta "En baba vampir Dracula'dır!" , "Vampir dediğin güneşe çıkamaz!" gibi gelenekselliği savunan tiradlar atarak dolaşmama neden oluyordu.  İtiraf etmeliyim ki Tim Burton'ın vampir filmi çektiğini öğrendiğimde popüleritenin esiri olduğu endişesi ile öfkelenmiştim. Ama Dark Shadows -her zaman olduğu gibi- özgün karakterleri ile ve diğer pek çok unsur nedeniyle vampir filmlerinin parodisi gibiydi.

Ayrıca Barnabas'cığımız son derece eski kafalı ve donanımsız bir vampirdi. Güneşte kalınca tutuşuyor, tabutta uyuyor, gümüşlere dokunmaktan kaçınıyordu. Yani o hayallerimin vampiri canlarım, yeni nesil ergen vampirlerden değil ^.^

Ve Victoria...
En az Barnabas kadar sevdiğim bir diğer karakter de oydu. Aslında kadının iri gözleri ve güzelliği de kıskanç iç çekişlerime hedef oldu ama bu ayrı bir konu. Ruhlarla konuşabilen mürebbiye mi ararsınız yoksa kendisi contayı sıyırmış bir psikiyatr mı? -ki o da Helena oluyor-

Kötü kadın Victorique da dahil olmak üzere sevmediğim karakter olmadı filmde... Yine de kalite açısından diğer filmlerine kıyasla biraz aşağıdaydı. Evet kalitesiz olanı bile böyle övüyorum. Evet bunda objektif davranamıyor oluşumun büyük bir etkisi olabilir.

İlginç bir film ve ilginç bir bakış açısıydı -ki başka türlüsünü beklemiyordum zaten o mükemmel gotik beyinden...

Filmden sonra sağolsun Merve'ciğim bana dondurma ısmarladı, şu annemin "soğuk" olduğu gerekçesiyle beğenmediklerinden ^.^ Biz afiyetle yedik açıkçası, hem de aldığımız kiloları bir an bile düşünmeden.

Tam çıkmış gidiyorduk ki Media Markt'a uğrayalım diye tutturdum. Bu sefer de orada 3,90'a düşmüş kitapların cazibesine kapıldık. Param yetmeyince Merve bana destek çıktı -ki bunu asla unutmayacağım- ve birer roman ile birer manga alarak ayrıldık oradan.

Bu gün benim için eğlenceli ve ganimet açısından zengin bir gündü. Yalnız aldıklarımı anneme göstermedim çünkü kitap almama feci şekilde karşı ^.^ Evde okunmayı bekleyen pek çok kitap olduğunu düşünüyor ki bunda da haklı...

Sonuç olarak her zamankinden farklı bir gündü ve gerçekten birbirimizi özlediğimizi fark ettik.
Bici bici yemeye gitmek için sözleştik ve bicibiciyi benim ısmarlamamı kabul etti! Böylece eve gelmiş oldum. *.*

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;