25 Ağustos 2012 Cumartesi

-

Dün rahat edemedim, sabahın beşinde gittim annemin yanına sokuldum :D O da uyanık gibiymiş. Konuştuk bir sürü. Ben ondan özür diledim o da benden özür diledi. Sürekli ağlamasının beni üzdüğünü söyledim. "Amaaaan kızım ben deliliğimden alıyorum. Kendime de hayret ediyorum. Kızıyorum, 'Yahu sen deli misin? Çocuk kazandı gidiyor işte okumaya. Ne diye ağlıyorsun?' diyorum ama içim bir tuhaf oluyor. Sen üzülme öyle." dedi. Ama üzülürüm tabii ağlarsa -.-

Sonra kıkırdaya gülüşe güneşin ilk ışıklarını gördük. Sonrası da şöyleydi;

"Anne, ben acıktım."
"Ben de acıktım."
"Anne hadi kalk bi'şeyler yiyelim ya!" 
"Valla evde hiçbir şey yok Cessie, tam takır kuru bakırız."
"Anne yaa!"
"Ne yumurtamız var ne ekmeğimiz var, ne zeytinimiz var."
"E ne yiycez?"
"Bilmem. Markete gideriz.
"Hadi gideliim!" 
"Kızım daha saat 7 olmadı, açılır mı bu saatte?!"
"Of!"

Bir süre de böyle oyalandık. Sonra ben banyoya girdim. Ben banyodan çıkınca da pastaneye gidip kahvaltılık bir şeyler almaya karar verdik. Hem sabah yürüyüşü de yapmış oluruz diye düşündük. Konuşa konuşa gittik. Annem ondan da, bundan da diye biiirsürü şey aldı... Bana bir simit iki poaça yetecekti. Tabii teyzemle kendisine ne alırdı ona ben karışmazdım. Neyse oradaki görevli amca bana portakallı kek de verdi hediye *.*

Oradan çıkınca annem ilerideki minik marketi gözüne kestirdi. Oradan da domates ve zeytin aldık bu kez. Yalnız önce domates alıp parasını ödeyip sonra zeytini görmesi, yeşil zeytin aldıktan ve bunu da ödedikten sonra siyah zeytin de istediğine karar vermesi bir hoş oldu tabii. Neyse ki oradaki kızcağız güler yüzlü bir şekilde, sabırla ilgilendi bizle.

Eve dönerken bir ara kaldırımı arabaların zaptetmesi yüzünden dar bi köşelerden geçmek zorunda kaldık. Ben elimde poşetler arkada kalırken annem öne düşmüş söyleniyordu; "Her tarafa araba park ediyorlar! Kaldırıma araba mı park edilirmiş? Orası yayalar için yapılmış bir yer. Hiç düşünce yok bu insanlarda!" Ben anne yavaş biraz demeye çalışırken baktım genç bir çocuk gülüyor. Ben de güldüm. "Doğru söylüyor teyze" dedi, sempati sempati olduk yürümeye devam ettik. Ve sordum;

"Anne sen hep böyle misin?"
"Nasıl mı?"
"Yani böyle filmlerdeki huysuz ihtiyarlar gibi misin dışarıda hep, her şeye söyleniyor musun?"
"Bazen öyle olasım geliyor."

Sonra güç bela eve attık kendimizi. Çıkmadan çayımızı hazırlamıştı annem. Güzeeel bir kahvaltı yaptık. Sonra ben uyudum.

Bu gün çok sevindirici olan bir başka şey, Çalıkuşu'mdan gelen paketti. Ben mektup beklerken ondan paket gelmiş. İçinde de dünya tatlısı bir kuzu! *.* Kuzunun isminin Kuzu olmasına karar verdim. Sonra baktım yol yorgunu, biraz da kirlenmiş yollarda, en iyisi bir güzel banyo yapsın, ferahlasın şu sıcakta dedim. Benjamin'i de Kuzu'yu da kaptığım gibi banyoya koştum. Kendi şampuanımla biiiiiir güzel bıcı bıcı yaptırdım onlara.

Banyodan çıktıklarında da işte böyleydileer :D
Benjamin pek bir pejmürde görünüyordu ama o suyu çok seviyor. Kuzu da halinden memnun gibiydi.

Şimdi akçapakça bir vaziyette, yumuşacık yumuşacık yatağımın üzerinde keyif çatmaktalar.

Gün benim için güzeldi. Annemle aramızın iyi olması, bana kızmamış olduğunu bilmek, bir şeyleri konuşmuş olmak, güzel sabah kahvaltısı, yeşil zeytin ve sürpriz Kuzu! Hepsi mutlu etti beni. Ve sizinle de paylaşmak istedim.

NOT: Çalıkuşu'm. Eğer bunu okuyorsan, bilmeni isterim ki beni çok mutlu ettin. Daha detaylı bir post hazırlamıyorsam bil ki bu sana vereceğim yanıta saklamak istememden düşüncelerimi. Sevgiler <3

15 yorum:

  1. anneler ve kızları arasında çok ince bir çizgi var, ilişkini kavgasız götürmek çok zor, bizde sürekli birbirimizi yiyoruz, sonra bende o da söylediklerimize pişman olup barışıyoruz, sizinde aranızın düzelmesine sevindim;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, didişmeden anlaşabilmemiz imkansız annemle :D
      Ben de sevindim aramızın düzelmesine :D

      Sil
  2. ben ilk kazandığımı öğrendiğimde de annem böyle davranırdı. durduk yere ağlar sonra benimle ilgili olmadığını söylerdi bir de. ve bu duruma ancak 2.senemde alışabildi, ilk yıl kabusum olmuştu artık. Onun üzülmesine ben de üzülürdüm sonuçta.
    Ancak 2.yılımda kabullendi artık uzakta olduğumu.

    Elbette o ağladıkça üzülüyorsun ama, bunun üstüne düşünmemeye çalış derim yoksa insan sürekli üzülüyor ve ister istemez olur olmadık yerlerde özlüyorsun aileni.
    O ağlasın ama, sen sakın ağlama onun yanında.

    Eğer bir şeyler sormak (alışmakla, başa çıkmakla ilgili) ya da konuşmak istersen ben her zaman burdayım Cessie ;) Sohbette sonuna kadar varım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Birilerinin var olduğunu ve anlatabileceğini bilmek çok güzel.

      Sil
  3. Cessie sevindim konunun tatlıya bağlanmasına:) Kuzu, bence biraz yoldan sonra şaşkın; ama rahatlamış, bir de memnun görünüyor:) Mutlu günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuzu zaten uyudu banyodan sonra *.*
      Yorulmuş miniğim :D

      Sil
  4. Cessie,
    ben kaçırmışım senin hangi bölümü kazandığını?umarım biyoloji tutmuştur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biyoloji oldu :D

      Sil
    2. tebrikler,zevkle oku inşallah.
      bir kenara not al bak:Ali Demirsoy'un serisini almalısın.şimdiden para biriktirmeye başla;)

      Sil
    3. Param olmazsa yüzsüzlük yapıp Ali Demirsoy'un kendisinden istemeyi düşünüyorum :P

      Tabii konuşmaya cesaret edebilirsem...

      Sil
    4. ahahaa,bu da iyiymiş..:))tonton dede zaten di mi ya?

      Sil
  5. beğenmene çok sevindim :) ama iyi oluşuna çok daha fazla sevindim inan.

    mektubunu bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  6. heey annen napsın beee seni özlücek.
    sen özlenmeyecek şey misin hıh.
    :)
    benjamin ve kuzuuuu.
    ha haaa çok hoş bu.
    herşey çok tatlı işte.
    biyolog balık.
    balık biyolog.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özleyeceğim tabii ki :D
      Ama özleyince ağlayalım daha özlemeden niye ağlıyoruz? :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;