12 Ağustos 2012 Pazar

özlediğim şeyler var...

Buradan
Bu şarkımız.
Biraz mecalsizim yine bu aralar. Sanırım her sene gitmeyelim diye yalvardığım köyü özledim. Aslında biraz uzaklaşmayı özledim, köyü değil. İstediğim tek başıma bırakılmak galiba...

"Neresi geliyor?" sorularından sıkıldım. "Biyoloji yazdım." dediğimde buruşturulan suratlardan sıkıldım. Annemin "Ağız dolusu bir 'doktor oldu' diyemeyeceğiz diye üzülüyorum tabii." gibi cümleler kurmasını, bunu "'Akademisyen ne ki?' diye soracaklar, bildiği mi var kimsenin." diye bağlamasını istemiyorum. Ben sen başkalarına ağzı dolusu "şunu oldu" de diye okumuyorum ki...

İnsanlar büyük işler başaramamış olabilir, ben bunu anlarım. Ama hayal de mi etmediler?! İşte bunu anlayamam. Ne yazık... Bir kez bile düşleyemedilerse ne yazık. Eğer düşledilerse neden arkamda değiller? Zamanında kendileri peşine düşmeye cesaret edemedikleri için mi? Yoksa yapamadıkları için yapılamayacağına inandıklarından mı?

Oysa birileri yapmış. Birileri yapmışsa diğerleri de yapabilir, anlayamıyorlar mı?
Ve duymaktan en sıkıldığım, güvensizliklerini en çok açık eden ama en iyi gizlediğini sandıkları cümle: "Sen tıp oku, o alanda akademisyen ol. Tıp okuyan herkes doktor olacak diye bir kural yok ki."

Şimdi şuraya yazıyorum, gerekirse yazıcıdan çıkarıp yandımda taşıyacak ve "Neden biyoloji?" diye sorana "Al oku" diye uzatacağım.
  • Evet, doğrudur. Eskiden doktor olmak istediğimi söylüyordum. Hatta o kadar kararlıydım ki, hangi alanda uzmanlaşacağım bile belirlenmişti. Psikiyatrist olmayı kafama koymuştum ve o aptal sınava gerekirse 5 kere bile girmeye razıydım. Ama sonra Esin'le konuşurken ve orada, o ikide birde "Ayla Hanııııım" diye bağırılan hastahanede sıra beklerken fark ettim ki BEN BÖYLE BİR ORTAMDA ÇALIŞMAKTAN HOŞLANMAYACAĞIM.
  • İlk fark edişim oraya ilk gittiğimizde oldu ki bu aslında bir buçuk sene öncesine falan tekabül ediyor. Ama çocukluktan beri istediğinize inandığınız bir şeyden bir anda vazgeçmeniz kolay olmaz. O zaman bu şüpheleri kafamdan atıp kendimi tekrar tıp istediğime iknaya çalıştım. 
  • Esin ile hastaları hakkında ve işi hakkında konuşmak beni hayal kırıklığına uğrattı diyemem aslında, tahmin ediyordum. Ama gerçeği inkar etmemi engelledi sanırım, evet böyle söylemek daha mantıklı olacak.Bana, tüm o insanların bir süre sonra hiç ilgi çekici gelmediğini, hepsinin aynı olduğunu, belirli semptomlar gösterdiklerini ve benzer tepkiler verdiklerini anlattı. Oysa ben hayatım boyunca inceleyecek bir şeylerim olsun istiyordum.
  • Sonra bir gün connected2me'de biriyle konuştum. Adam bir yandan çok çok saçma kanıtlar sunarken öte tarafta akıllıca şeyler de söylüyordu ve ben deli gibi okuduğum psikoloji kitaplarına dayanarak onun bir uzmana görünmesi gerektiğini düşündüm. Ne var ki ona ulaşamadım. Ve bu durum beni sarstı, gerçekten o gece baya ağladım.
  • Sonra da köyde gördüğüm ve bir gözü kör olduğundan öylece bırakmaya kıyamadığım köpek yavrusu geldi aklıma. Tüm gün, tüm gece ağlamıştım. Gözlerim iki çizgiye dönüşmüştü ve annemler onu almama izin vermemişti. Fark ettim ki bazı durumlarda aciz kalıyoruz ve düşündüm ki bir doktor kendi ruh sağlığını korumak istiyorsa bunu kabullenebilmeli. BEN KABULLENEMİYORDUM. HÂLÂ KABULLENEMİYORUM.
  • Bütün bunların dışında, ben sosyal biri değilim. Hatta sıklıkla ifade ettiğim üzere asosyalim. Ben telefonlara çıkmam. Kapıları açmam. Akrabalarımın çoğunu tanımam. Kolay güvenemem, kolay arkadaşlık kuramam. İnsanlara dokunmaktan / bana dokunmalarından nefret ederim ve gerçek bir hastahenede HOUSE (sosyallik açısından onun ) gibi bir doktor kolaylıkla barınamaz.
  • Tüm bunların ışığında takkemi önüme koyup düşündüm. Doktor olmak, herkesin kazanamadığı bir bölümü kazanmak, insanların hayran olduğu bir bölümü okumak hâlâ kulağa hoş geliyor, inkâr edemem. Ama ne yazık ki bu bana değil egoma hitap eden bir durum ve ben onu eğitmeye çalışıyorum. Beş para etmez insanların saygısını kazanmak için (ki gerçi o eskidendi, şimdi doktoru da dövüyorlar) ortalama 10 sene okuyup oflaya puflaya her gün farklı bedenlerdeki aynı hastalıkları gören bir insan olmak istemediğime karar verdim.
  • İnsanlara bir noktadan sonra yardım edemeyeceğini kabullenmiş bir psikiyatrist olmamaya karar verdim çünkü yapamazdım. Ben onlara ulaşmaya çalıştıkça reddedilecektim. Bu beni hırslandıracaktı, incitecekti ve yıpratacaktı. Büyük ihtimalle de başarısız olacaktım her defasında. Çünkü hâlâ bazı sınırlarımız var. Her sabah kalkıp o insanları o halde gördükten sonra evime gittiğimde işle ilgili sorunlarımı çalışma masamın çekmecesinde bırakmış olmayacaktım. Ya alışacaktım -ki bu istenmeyen seçenek- ya da mutsuz olacaktım. Çünkü bu benim kaldırabileceğim bir şey değildi. Çünkü kendimi az çok tanıyorum. Ben elimi kaldıramayacağım taşın altına sokmadım.
  • "Çalışırsan yaparsın" dediklerini duyar gibiyim. Zaten burada sözünü ettiğim şey sınava çalışmak, okulu bitirmeye çalışmak değil. İnsan kazanmaktan bahsediyorum ben. Onları ya "akıl" dediğimiz sınırlara sokmaktan ya da "ölümün elinden almaktan" söz ediyorum. Bu iki uç arasında dolaşıyorum çünkü tıp okusam ya cerrah olurdum ya psikiyatrist.
  • Sonra düşününce hayvanları sevdiğimi fark ettim, neredeyse istisnasız hem de. Ben hamamböceklerini seviyorum. Ben odamda bulunan örümcek beni terk etti diye üzülüyorum. Ve her defasında "Veteriner olsaydın" önerisini duyuyorum. Be salak, onu ben de akıl edebiliyordum.
  • Bütün bunların dışında ben farklı dünyalar arayışındayım, fark edemediyseniz diye belirtiyorum. Ben buradan o kadar sıkıldım ki kendime gezegen inşa ediyorum. Ben kendi dünyamı yaratıp oraya sığınıyorum. Çünkü ben köpeklere aşı yapmak değil karınca kolonilerini incelemek istiyorum. Çünkü ben biyoloji hocası arıların yaşam biçminden söz ettiğinde ilgiyle dinliyorum. Çünkü ben küçükken elimde büyüteç elma yapraklarındaki minik böceklere bakardım. Çünkü ben dakikalarca karıncaları yuvalarına yiyecek taşırken izlerdim, çırpınmakta olan kelebeğin ölümüne tanık olmak için ayağımla ezmek yerine beklerdim. Sırf doğal sürecin işleyişini görmek için. İncelemekten keyif aldığımı ve biyolojinin bu noktada uygun olduğunu keşfettim durduk yere neden DOKTOR oluyorum ben?
İşte bir sene daha çalışmak yerine tıp seçeneğini çöpe atmamın nedenleri. Daha iyi anlaşılsın diye maddeler halinde yazdım oraya. Çalışırsam doktor olabileceğimi ben de biliyordum. Ben bunun için çabalamadım çünkü istemedim. Yapmayı tercih etmedim. Yani siz "Cessie çiş tahlili yapıyor" mu dersiniz "Akademisyen olmak istiyormuş, o da neyse" diye burun mu kıvırırsınız orası sizin bileceğiniz iş.

Oyh sinirlenmişim.
Biraz rahatladım.

19 yorum:

  1. Rahatlamana sevindim.

    Aynı şeyler emin ol her Türk gencinin başına geliyor. Ben lisedeyken de ailem desteklerdi dil seçmemi, hocalarım niye sayısal seçmiyorsun diye bir ısrar edip dururlardı.
    Sana ne be adam, ben böyle mutluyum sonuçta.

    Sen de mutlu olduğun bölümü seç,o işi yap. Hem biyoloji gelecek olmayan bir bölüm de değil. Her üniversitede de olduğu için akademisyen olman da diğer bölümlere göre kolay.

    Yolun açık, şansın bol olsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok farklı şeyler yazmak niyetiyle başlamıştım ama dolmuşum demek ki, patlayıverdim...
      İçim şişti artık ya. Bi sonuçlar açıklansaydı hatta kazansaydım kaydım yapılsaydı da her şey için çok geç olduğunu anlasalardı -.- Höyf

      Sil
  2. anneler-babalar istiyorlar ki herkese söyleyip gururlanabilecekleri bi mesleği olsun çocuklarının. o meslekler de doktorluk, mühendislik falan hala. benim ailemin hep çok hoşuna gitti benim arkeolog olmak istemem ama sınav sonuçları açıklanıp durum kesinleştiğinde onlar da bile bi hoşnutsuzluk vardı, "aaa gerçekten oluyor bu çocuk arkeolog, hay allah" gibilerinden :)

    ama şimdi bakıyorum, hep bi gülümseme var yüzlerinde "bizim kız arkeolog" derken. doğuda batıda kazılara gittim, master yaptım, akademisyen oldum, çok güzel hikayelerim var başımdan geçen; doktor, mühendis falan olamamamın açığını kapattım sanıyorum :)

    bu kararı kendin almalısın ki dört elle sarılabilesin derslerine ve ilerde mesleğine. ayrıca tanıdığım çok havalı bi biyolog arkadaşım var, foto-kapan kuruyordu en son dağlarda, o kadar zevkli bi iş ki! ayrıca arayıp "oooğlum bi kuş gördüm şimdi, gagası kırmızı, kuyruğu mavi, kafasını sağa sola sallıyor, ne bu kuş?" diye sorunca cevap alabileceğim biri olması çok güzel :)

    uzun yazdım ama canın sıkılmış senin, bana da olmuştu aynı durum, şişmesin için. her şey güzel olacak, merak etme.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Sadece teşekkür ederim diyebiliyorum.
      Zaten böyle blogda birkaç kişiden olumlu yorumlar alınca moralim düzeliyor. Bir mutlu oluyorum.
      Sadece mutlu olmak ve dolu bir hayat geçirmek derdindeyim. Elimdeki süreyi maksimum haz minimum pişmanlık duyacak şekilde kullanmak istiyorum, yaşlandığımda da keşkelerim olmasın... Sanırım bunun için önemli bir adım "keşke" demeyeceğim bir meslek seçmek.

      Kendilerince yardımcı olmaya çalıştıklarını biliyorum ama benim seçimim bu.

      Sil
    2. ne tatlı bi yorum fermina(:

      Sil
  3. OF İÇİN ŞİşMİŞ VALLA..:/NE BU YA İNSAN SEÇİMLERİNİ MUTLU OLACAĞI ŞEKİLDE AYARLAR ÖYLE DEĞİL Mİ?Dileğim keşke demeyeceğin bir mesleğin,kariyerin olsun..takma kafana söylenilenleri..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim...
      Kabullenecekler er geç. Ben o zamana dek sabredebilsem...

      Sil
  4. Bu seçim yapmak ve sonrasında o tatsız yorumları dinlemek gerçekten üzüyor . Ben Hukuk okumak istiyorum diyorum ailem mırın kırın ediyor . Akrabalarım onaylamıyor . Ben istiyorum . Yine istiyorum ama insan nereye kadar bu baskılara dayanır bilemiyorum .

    Sende bu durumdasın sanırım . Herkesin dediği değil senin dediğinin olması gerek . Bunun için gerekirse silip at herkesi. Sonuçta sen mi çalışıyorsun onlar mı ?

    Sadece insanlar birazcık daha düşünerek davranıp söylediklerine ona göre karar verip karşısındakine öyle söylemeli. Bunu istemek bile suç !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle...
      Hayır zaten tercihleri yapmışım, kararımı vermişim. Bu saatten sonra "hadi ben gitmeyeyim" demeyeceğim sen ne söylersen söyle... Bari boş konuşma.

      Sil
  5. senin yaşadıklarını ailem ve arkadaşlarımdan değil ama ğretmenlerimden dolayı yaşadım, belki anlatmışımdır sana da. "harcama kendini biyoloji ile " diye başlayıp, "bi yapmıyoruz tercihini o zaman, sen internetten yap" diyen bi rehber öğretmen konuşması; çok yüksek puana rağmen yapılan tek-yalnızca bir tercih, hayatın beni getirdiği nokta..

    çiş tahlili yaparken çok mutluydum; mikrobiyolog olduğum için ekstra mutluyum, tüm hayatımı besiyeri hazırlayarak geçirebilirim. üstüne bir de şimdi akademisyen olduğum için çok mutluyum.

    olmak istediğin yerde ol; başkası için house olmaktansa yan rol ol, figüran ol gerekirse ama umuyorum ki sen de benim kadar mutlu ol mesleğinde(:

    herhangi bi konuda ne ihtiyacın olursa ben elimden geleni yaparım..çünkü bu söylediklerinden dolayı pişman olursan, ben hüsrana uğramışım gibi üzülücem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söylediklerimden dolayı pişman olmayacağım çünkü bunu çok düşündüm... Kendimi o hastahenede düşündüm, bir de Atıl Hoca yaz okuluna kalıp bir hocanın kendisine böcek ayıklattığını anlatmıştı, kendimi böcek ayıklarken düşündüm. Böcek ayıklamak bana daha huzurlu hissettirecek. Çünkü ben o kadar insanı, o kadar bağrış çağrışı kaldırabilecek biri değilim, insanları da tüm bunlara katlanacak kadar sevmiyorum...

      Bizim uzaktan bir akrabamız varmış, o biyoloji okuduktan sonra bir hastahenenin lab.da çalışmaya başlamış. Hani şu idrar falan veriyorlar ya sürekli, ona ithafen böyle söylediler... Ama anlamıyorum ki bu mantığı ben! Madem biyoloji okuyan akademisyen olmak dışında her haltı oluyor o zaman o üniversitelerdeki hocaları, asistanları marstan mı topluyorlar? -.-

      Zaten sen benim için müthiş bir örneksin ve bu olumlu yorumların hep moralimi düzeltiyor, güvenim artıyor. Anneme de anlattım seni zaten :) O zaman biraz yatışmış gibiydi ama etkileniyor diğer yorumlardan o da...

      Ben doktor olmayı istiyorken kendimi okulda, işte hayal ettiğimde hiçbir şey hissetmiyordum, şimdi heyecanlanıyorum. İçimde bir kıpırtı oluyor :D

      Bir de üniversite okumayı ben hiçbir zaman iş sahibi olmanın basamağı olarak görmedim. Bana bu da saçma geliyor, üniversite okumak senin bir alan seçip o alanda uzmanlaşman demek. Yani düşün senin bildiğin hiçbir şeyi meslektaşların dışında kimse bilmiyor, bi halt anlamıyor. Ama sen o konuya hakimsin. Bence önemli olan buydu, yani ilgi duyduğun şey hakkında bilgi edinmek... Hiç de bilmem hangi meslek grubu kaç para maaş alıyor.

      Sil
  6. sesiiiii.
    işte sen busun ve nolur hiç değişmeeeee biyoloji bitince de değişmeeee.
    :)
    senden yanayım.
    seni anlayamazlar boşver.
    :)
    anlatma kendini.
    yorma.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok anlatmadım bu sefer...
      İçimden sinirlendim, blogda da patladım!
      Yalnız suratına nasıl baktıysam "Kızma" dedi cılız bir sesle :D

      Sil
  7. Sen ferah tut içini. Belki birçok engelle karşılaştın ve hala da karşılaşmaya devam ediyorsun ama en azından istediğin bir adım attın. Zor da olsa bir yerden başladın. Emin ol onlarda ilerde senin mutluluğunu görüp hak verecektir. Her şey gönlünce olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)
      Umarım öyle olacak...

      Sil
  8. Şu ay yaşamadığım sıkıntıyı stresi birden yaşadım. Başta ne istersen onu yaz diyen babam en son "Maliyeyi de yaz." dedi ve 60000 fark vardı yaz dediği bölümle benim aramda. Ne kadar ağladım üzüldüm ama sonunda istediğimi yazdım. İnşallah bi' yer tutar gideriz de bu ayı bir daha yaşamayız yaşatmayız :) Biyolojiyle sana başarılar diliyorum belki annene anlatırsın o muhteşem yaratıkları onun da gönlünü kazanırlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana da tutup "Biyoloji bölümü yazdın da öğretmenliğini niye yazmadın?" diye sordular. En şirin halimle "Öğretmen olmak istemediğimden olabilir." dedim. Bir de hep geçmiş zaman... yazDIN,yazmaDIN... Yani geçti bitti artık ne derseniz diyin yapacağımı yaptım. Geri dönüşü yok bunun... Bari susun oturun.

      Umarım canım,yerleşelim bitsin de...

      Annem zaten bir tuhaf.
      Sınava çalışırken bir tane çöp bebek çizip, orasından burasından çıkardığım oklara enzimleri falan yazmıştım. Bir de fotosentez reaksiyonlarını hep karıştırıyordum, devirliyi devirsizi. Onu şema haline getirdim astım duvarıma. O şemalara bayılıyor annem :D :D
      Hiçbir şey anlamıyormuş ama görünüşleri çok hoşuna gidiyormuş.

      Sil
  9. Biyolojiyi ben de çok severim, aynı senin gibiyim incelemeyi ve araştırmayı fikir üretmeyi anlamayı severim.

    Bence kararın çok mantıklı.
    İnsan yeteneği ve becerisi olsa da kendini mutlu ve huzurlu hissetmeyeceği bir mesleği yapmamalı.

    Kim ne derse desin kafana takma, yapmak istediğin şey için çaba göster.

    Biyoloji hiç de öyle gereksiz bir alan değil bence, zamanla çevrendekiler bunu anlayacaklardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlayacaklar, el mahkum :)
      Teşekkür ederim okuduğun, sıkıntımı paylaştığın, yorum yaptığın için

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;