21 Eylül 2012 Cuma

İlkokul Anılarımdan Fırtlayan Biri

Burası benim okulumdu ivet.
İlkokul hakkında konuşacaklarım çoğunlukla iç açıcı olmayan şeylerdi. Yani ben tam anlamıyla inektim. Aslında hiç ders çalışmazdım, hatta annemler ödevlerimi bile zoooorla yaptırırdı ama benim etiketim buydu. İnek, bildiğimiz inek yani. Başarılı olan, her bokta sivrilen ve arkadaşları ile ilişkilerinde başarısız olan ineklerden.

Bizim zamanımızda "çalışkan- tembel" ayrımı vardı... Hatta bizim "çalışkan-tembel" sıralarımız vardı. Ben hep "çalışkan" larla oturmak zorunda kaldığım için "tembel"lerden arkadaş edinmek de aklıma gelmemiş, kendimi beni istemeyen bir gruba dahil etmeye çalışıp durmuştum.

"Çalışkan"lar içinde tatlı bir rekabet vardı. Biz birkaç çocuk, aramızda çekişip dururduk. Mustafa, A kişisi (diyelim içime sinmeyecek) ve ben demirbaş gibiydik. Daha sonra aramızda Muhammed katılmıştı, en son da Fikriye. Fiko ile Musti fen lisesine gittiler.A kişisi ve ben farklı anadolu liselerine gittik. Şimdi kim nereyi kazanmış bilmiyorum ama.

Neyse, biz küçükken o kadar çok matematik işlerdik ki! Hep matematik işlerdik hatta! Kendi aramızda şifrelerimiz olurdu. Onları hep Mustafa'lar çıkarırdı, herkese de vermezlerdi. Mesela bu "bulduğun sonucu iki ile çarp üç ekle" tarzı şeylerdi. "Kaç buldun?" sorusuna bu işlemleri yapıp öyle yanıt verirlerdi. Böylece şifreyi bilenler kendi sonucuyla bu doğru olması çok muhtemel sonucu karşılaştırır, ona göre silip baştan yaparlardı. Bir şifrenin söz konusu olduğunu bilen fakat formülü bilmeyenler beklerdi. Şifreden haberdar olmayanlar "Nerede hata yaptım ben?!" diye silip yeniden yeniden denerlerdi.

Hani her sınıfın popisi olur ya, bizim sınıfınki A kişisi idi sanırım. O arasına girmeye çalıştığım ve başarılı olamadığım kız grubunun her bireyi belirli zamanlarda kendisine bir hayranlık duydular GALİBA. Emin de değilim. Bizimse aramızda hep bir çekişme vardı. Bir keresinde kafasına "Tüm Dersler" kitabı ile vurmuştum. Öyle ağır ve kalın bir kitaptı ki, iyi ki ölmemiş.

Bir ara çok gereksiz yere ve şu an detaylarını da hatırlayamadığım bir olay yüzünden aramız açıldı. Bu olduğunda liseye başlamıştık. Neyse işte, minik yanlış anlaşılmalar, alınganlıklar vs. Biz uzunca bir süre hiç iletişmedik A kişisi ile. Sonra geçenlerde dolaşırken gözüme ilişti. Ben de "Lan bu çocuk benim çocukluğumun 7 senesine tekabül ediyor" diye düşündüm. Bir duraladım, neden aramızın bozulduğunu bile hatırlamıyordum! Yani ana hatları elbette aklımda ama nasıl bu kadar büyüdü onu aklım kesmiyordu. Ben de ekledim onu, o da kabul etti. Bana sorulan fiks soru, "Sınavda naaptın?"dır. Eski arkadaşlar söz konusu ise hele. Gerçi A bunu sormadı sanırım, kendi sınavı ile ilgili kısa bir konuşma geçti aramızda, kapattık.

En son, dün değil önceki gece sanırım, bana feysten mesaj attı. Doğum günüymüş o gün de. İçtiğini iddia ederek baya bi saçmaladı! Ben aslında başta inanmadım, sinirlendim de, "Hazır barışmışken bu benimle dalga mı geçiyor?! Hey allam kabahat bendeee!" diye kendime de kızdım ama ciddiydi galiba! Çünkü şöyle konuşmalar geçti aramızda;
-Kim sarhoş olup feyste dağıtır ki? Çok saçma! Çok mantıksız!
-BENCE DE AMK!
-Bırak aptalca davranmayı :/
-AMA NAPAKKK TWITTERIMIZ YOQQQQ
-ÇÜŞ!
Tekrar söylüyorum A'cım canım, eğer bir  arkadaş toplantısı olsa bunu yine anlatır seninle dalga geçerdim. Bizim arkadaşlığımız bu şekilde deveran ediyor, biliyorsun.

-BEN IYIKI DOGMUSUM DIMI LAN
-Şüpheliyim.
AYIP ETTİN SU AN. 10 SENEDIR TANISIYORUZ.
-10 senedir bu yüzünü hiç göstermemiştin.

Ahahaha :D
Sonra, ertesi sabah hatırlamayacağını söyleyerek, profil fotoğrafı ile ilgili şahsi fikrimi sordu. KAAN ile OSMAN olayına hiç girmiyorum bile ^.^ Konuşmanın devamında kendisine aşık olduğumu iddia ederek kendisiyle evlenmemi istedi. GERÇEKTEN sarhoş muydu merak ediyorum, ama  yani  sonuçta :D aklı yerinde olsa bu derece saçmalayamazdı gibi geliyor. Neyse, en son "Numaranı ver ariycam!" derken bıraktım onu. Aslında aklımdan rastgele bir numara vermek de geçmedi değil ama... Sonra yapmadım öyle bir şey.

İsmini de vermedim.
Veriyordum yazıya başladığımda ama sonra ne bileyim, içime sinmedi :D
Bu da böyle bir anım.




8 yorum:

  1. :):) güldüm çok :) hoş bi anı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa :D
      Bir de açık yakalasam soracağım cidden sarhoş muydu değil miydi :D

      Sil
  2. bu çalışkan-tembel ayrımı sizde de mi vardı cessie'm? ben çok kızardım ama. ben de çalışkanlar tarafındaydım ve diğer taraftaki arkadaşlarıma üzülürdüm.

    hihi tüm dersler kitabı gerçekten ağırdır ama :)

    yıllar sonra çıkan arkadaşlar bir garip oluyor, sarhoş muydu ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok aptalca bir ayrım zaten.

      Bilmiyorum. Bu gün sordum da, gerçekten sarhoşrum dedi. öyledir herhalde :D

      Sil
  3. taşınmaktan 3 ayrı okula giderek bitirdim ben ilkokulu. bi tanesinde fakir-orta halli-zengin ayrımı vardı. bu yüzden asla affetmeyeceğim o kadını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de asla affetmeyeceğim o kadını! -.-
      Tüm ayrımlara karşıyım!

      Sil
  4. çalışkan başarılı sivri ama ilişkide başarısız ve yalnız ruhlu.
    hassas ve sanatçı ruhlu olduğunu biliyorsun değil mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben asosyal ve melankolik olduğumu biliyorum aslında O:)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;