12 Eylül 2012 Çarşamba

Nicer Dicer - Ayten Gökçer- Annem

Popomu bilgisayar başından kaldırıp bir anneme bakayım dedim ve oturma odasına gittim. Baktım tontonum Kleopatra gibi uzanmış koltuğa. Neyse sıvışacaktım ki seslendi arkamdan: "Kızıııım, bana bir kahve yapar mısın?" 

Kahve yapmayı öğrendiğimden beri en büyük zevki zaten aklına estikçe bana kahve yaptırmak. Neyse yapmam diyemiyorum ben de. Diyebilsem de demem zaten bi kahve yapabiliyorum ondan da dilediği gibi faydalansın kadıncağız.

Yaptım kahvesini götürdüm, baktım televizyonda Çetin Tekindor. Ben de çok severim kendisini küçüklüğümden beri. Yanılmıyorsam onunla da, Ayten Gökçer ile olduğu gibi "Yılan Hikâyesi" dizisi ile tanışmıştım, o zamandan beri de içimde bir sempati var kendilerine karşı.

Çetin Tekindor'u görünce usuul usul oturdum koltuğa, baktım meğerse Ayten Gökçer ile ilgili bir programmış. Cine 5 , Portreler isimli bir program yapıyormuş ve bu haftaki konuğu da Ayten Gökçer'miş anladığım kadarı ile. Daha çok sevindim, dediğim gibi çok severim o kadını. İyice yerleştim, izlemeye başladım adam akıllı.

Ne yazık ki sonuna yetişmişim, buna üzüldüm. Ama kendisinin "Ben yaramaz çocuk severim. Deniz atı gibi kıvrılıp oturan çocuktan pek bir şey çıkmaz" diyişine tanıklık etmiş bulundum , koskocaman bir de kahkaha patlattım. Çocukluğu ile ilgili minik anılarına, ailesi hakkında anlattıklarına yetiştim yani. Anneme "Ya neden beni de çağırmadın?!" diye dırıldanacaktım ama sonra vazgeçtim, nereden bilsin kadıncağız...

Sonra fark ettim ki kadının tek bir filmini, oyununu vs. izlememişim. Sadece "Yılan Hikâyesi"nden tanıyor ve seviyorum. Yani bunca senedir içten içe sempati duysam, sevsem de Ayten Gökçer bir köşede kalmış, unutmuşum. Hemen bir kenara yazdım, tüm filmlerini bulup izlyeceğim. Sonra da biloğu fotoğrafları ile donatacağım muhtemelen. Oyunlarında bulunamadığım içinse ayrıca üzgünüm.

Program bitince reklamlar başladı. Önce erkekler için ense tıraşı yapmaya yarayan abuk bir aleti tanıttılar. Ben o sırada annemle uğraşıyorum, ikimiz de televizyonla ilgilenmiyoruz.

Sonra bir baktım, bıyıklarına ayrı kendisine ayrı, ayrık dişlerine ayrı gıcık olduğum şu adam ve onunla saçmalayan kadın ve Nicer Dicer! Annem açtı ağzını hayranlıkla izliyor.

"Ben de bulsam alırdım bu naysır daysırdan" diye itiraf etti sonra. "Üzülme anne, ben alırım sana bir alış veriş sitesinde falan rastlarsam" dedim. Neyse, bir süre annemin "bak ne güzel pırk diye koydu, kesilmiş olarak çıkardı" , "aaa o ne biçim mantar kara kara öyle" yorumları ile izledik. Sonra tekrar başa sarınca reklam, o da dayanamadı istan etti "Amaaaan! Gösterdiniz ya bunları, yine niye başa dönüyorsunuz?" Sonra bana dönüp "İyice tadını kaçırıyorlar" dedi gayet ciddi bir tavırla. Dayanamadım patladım, baya bir güldüm.

Yine geçenlerde odaya bir girdim, annem de babam da televizyon da bas bas bağırıyor. Sonra bunu yaşlılık olarak tanımlayan bir tivit okumuştum, o geldi aklıma. Baya güldüm ama azıcık da içim burkuldu, buruldu, ne haltsa.

Keşke yaşlanmasalar diye başlayıp neşeli bir yazıyı drama bağlamak istemiyorum, o yüzden burada bırakayım.

8 yorum:

  1. ayten gökçer'i ben de severim...bi tv programında 'genç kızlar makyajlarını hergün temizlemeli yoksa çabuk yaşlanırlar.' demişti... Hatta bu konuyla ilgili uzun uzun konuşmuştu.Yazını okuyunca aklıma bu geldi :)ne şeker bi kadın :) drama bağlamayalım tabi ama bu büyükler yaşlanıyolar :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D
      Çok tatlı evet :D Gençken çok güzelmiş hem.
      Evet, ne yazık ki yaşlanıyorlar.

      Sil
  2. mimlendin canım!
    http://kitaptelvesi.blogspot.com/2012/09/mimlenmisim.html

    YanıtlaSil
  3. "ben de bulsam alırdım bu naysır daysırdan" ahahahah. anneler ya, onlardan gülmek için bir ton malzeme çıkar :)
    çok tatlılar işte, hep öyle olsalar ya ahah :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;