23 Eylül 2012 Pazar

Pek Gecikmeli "Ne İzledim?" Yazısı

Ridade bize geldiğinde -ki ben üşendiğimden size anlatmadım- üç çeyrek film izledik. Ridade az okuyup çok izleyenlerdendir. Bize gelirken de yanında Açlık Oyunları'nı ve Kötü Öğretmen (Bad Teacher esasen, çeviriyi de Kötü Öğretmen diye yapmışlardır sanırım, tamamen sallıyorum ama... ) filmlerini getirmiş izleriz diye. Açlık Oyunları'nı heyecanla bilgisayara taktım ama benim fosil DVD oynatmadığı için filmi internetten bulup izlemek zorunda kaldık. Yine benim fosil ikide birde sorun yarattığı için pek meşakkatli bir seyir oldu ama inatla filmi tamamladık!

Hepiniz biliyorsunuz zaten, film 2012 yapımı. Yönetmen koltuğunda Gary Ross oturmuş.IMDB puanı 7.3'müş. Katniss Everdeen'i  Jennifer Lawrence, Peeta'yı Josh Hutcherson canlandırmış. Diğer oyuncular umurumda değil. EVET GALE DE DEĞİL! 

Film benim için hayal kırıklığı oldu. Övünmek gibi olmasın ama Cessie yapımı, hayal ürünü versiyonu çok daha iyiydi. Zencileri sevdiğimi biliyorsunuz ama ben Cinna'yı beyaz hayal etmiştim. Yine de bir karizmaydı, sanırım bir tek onu sevdim zaten. Haymitch en merak ettiğim karakterdi ve berbattı -.- Of sinir oldum.

Bir kere açlık, sefalet içinde bir kasabadan söz ediyoruz. Katniss avladığını satmak zorunda kalan bir zavallı kızcağız, nasıl böyle etine dolgun olabilir onu anlamadım. Ben hep bir deri bir kemik bir Katniss hayal etmiştim.

Hele Peeta! Aman tanrım! O neydi öyle?! Seveni vardır belki, onu bilemem ama Katniss'den uzun olması gereken Peeta Katniss'in çenesine falan geliyordu herhalde! Ve kitapta bahsi geçen güçlü kollar ve kaslar neredeydi bilemiyorum. Ayrıca kitapta geçen onca romantizmi nereye sokmuşlar onu da bilemiyorum.

Kitabı okunup izlenen filmler her zaman için hayalkırıklığıdır, biliyorum ama bir Harry Potter beni bu kadar eksik bırakmadı mesela! Bir Yüzüklerin Efendisi'ni ağzıma dahi almıyorum! (Gerçi onu önce izlemiştim galiba) Ama bilmiyorum, yazar yazar, neden şu işe el atmadın?

Benim tüm yakınmalarım ve sızlanmalarım eşliğinde izledik filmi. Beğenmedim.


Bad Teacher'ı Deep'in blogunda da görmüştüm. Ama bir türlü izleyememiştim. Hunger Games'e nazaran daha iyiydi sanırım. En azından yüksek beklentilerle seyre başlamadığımdan hayal kırıklığına da uğramadım. Yalnız biz Türkçe dublajlı izledik, orijinal dilde olaydı daha iyiydi. Onun dışında pek bir şey söylemeye gerek yok.

Film 2011 yapımı. Yönetmen Jake Kasdan'mış.IMDB puanı da 5.7'ymiş.  Tabii ki oyunculardan söz etmek istemiyorum çünkü bahsi geçen insanlar bir Cameron Diaz, bir Justin Timberlake, bir Jason Segel. Şimdi konusundan da söz etmek istemiyorum çünkü başını söylesem sonunu tahmin edersiniz gibi geliyor. O yüzden oturun izleyin. Eğlenceli film, tam hafta sonu filmi. Ama aile filmi değil, küçük çocuklar izlemesin. Gerçi pompa yok öyle ama, olsun. Ya da izlesinler, bana neyse...



İzlediğimiz üçüncü film ise, benim daha önce izlediğim, blogda da yazdığım bir film. Hatta en sevdiğim -tek sevdiğim- korku filmi olduğunu da söyleyebiliriz.  Evet, A Nightmare on Elm Street'ten söz ediyorum. Biliyorsunuz aynı zamanda Johnny'nin ilk filmi (yanılmıyorsam öyleydi yani.) Ridade'ye "Madem film izliyorsun, bari boş film izleme" -sanki bana çok dolu, aman aman felsefe tüttüren bir film de :D korku filmi en nihayetinde- "gel bak hem Johnny'nin ilk filmiymiş" -aklımda öyle yer ettiğine göre öyledir zaar- "Hem kült film kızım bu. Gel" diye izlettim. Çünkü neden? Benim canım da tekrar izlemek istiyordu.

A Nightmare on Elm Street çok duyduğum, posterlerine bayıldığım ve izlemeden önce araştırmadığım bir filmdi. Doğal olarak Johnny'nin oynadığını bile bilmiyordum, öyle hemen bok atmayın.

O telefondan çıkan dil, o uzayan kollar, o ses efektleri... Aman tanrım, yok böyle rezalet! Ama daha önce de yazdığım gibi, merdivenleri kremadan falan yapmışlar basınca içine çöksün diye. Tabii, o zaman teknoloji denen bir şey yokmuş herhalde. Bilmiyorum, ben yoktum. Ama adamlar uğraşmış, didinmiş. Bilen bilir, bir küvet sahnesi vardır.
Bunu da filmden ellerimle çıkardım. *.*

Hemen resmini de bulayım. İşte buldum. Hemen sağda. O sahneyi mesela çekebilmek için bir yüzme havuzunun üzerine banyo dekoru oluşturmuşlar. Şimdi ben bunun neden gerektiğini nasıl anlatacağımı bilemedim ama filmi izleseydiniz anlardınız, kusura bakmayın o da sizin ayıbınız! -Çünkü ben tüm bilindik filmleri izledim ya (!) böyle de artistlik yapıyorum-  Neyse işte... İmkânsızlıklarla çekmişler olum filmi. Sizin gibi rahatın içine doğmadı onlar.

Filmin esin kaynağını falan o yazıda arayıp bulup paylaşmıştım. Linkini de verdik, bir zahmet tıklayın okuyun. Zaten huysuzum bu gün, üzerimde de bir kırgınlık. Giderayak hasta olmayaydım iyiydi.

O kadar ismini anmışken cismini göstermeden durmayacağımı bilmeliydiniz. Hem canınız çekmiştir, benim de çekti. Doya doya bakabilelim diye bir adet de Johnny fotoğrafı ekledim yazıya, 1984 Johnny'si. Bir 5 dakika ara verelim isterseniz. Artık göz banyosu olarak mı algılarsınız yoğusa "Lan bu o olabilir mi ki?! Heöö?!" diye şokları mı yaşarsınız ona ben karışmam.

Ayrıca bu fotoğrafı filmden elimle çıkarmadım, gayet gugıldan buldum.
Evet evet, bu o!

Imm... Son olarak... Filmde benim favori sahnelerimden biri zaten şu elimle çıkardığım küvet sahnesi. Ama bir tane daha var ki, onu da yine elimle çıkartıp feysbuğuma koymuştum. Bana birkaç saniye verin!
....
Buldum! Ki o sahne de benim için hemen altındaki cümle ile özdeşleşmiştir ve tıpkı Stephen King'in "It"inin "Bo-ho-hoho" gülüşü gibi yerli yersiz kafamda yankılanabilir ve şudur:
 "Koridorda koşmak yasak Nancy..."
Ne Elm Street'miş, yazdım da yazdım. Sevdiğim şeyler mevzu bahis olunca çenemi kapatamıyorum galiba...

Çeyreğini izlediğimiz filmi ise bahse girerim hepiniz -izlememişseniz de- duymuşsunuzdur ve az çok biliyorsunuzdur! 
Leon tabii ki! Gerçi onu tamamlayamadık ama Rit eminim bir ara izler. Bunun hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum çünkü bir gün tekrar izleyip, en sevdiğim karelerle birlikte buna özel bir  yazı hazırlayacağım zaten.

Bu filmi Gary Oldman sevdasına izlediğimi söylemem gerekiyor mu bilemiyorum. Ama söyleyeyim. Bu filmi Gary Oldman sevdasına izlemiştim ilk izlediğimde. Tabii bu filmle birlikte Jean Reno'da hayatıma çıkmamak üzere yerleşti. Hele onu okuduğum bir kitaptaki bir çalışan (Lutetia'dan söz ediyorum) yerine yerleştirdiğimden beri, unutmam mümkün değil. Ve son olarak: NATALIE PORTMAN! Allah belanı vermesin! Sen nasıl bir güzelliksin öyle! 

Evet, son zamanlarda aklımı kurcalayan, yazmak istediğim filmler bunlardı. Yazdım, rahatladım. Beynimi daha fazla meşgul etmeyecekler.
Bu kadar.


4 yorum:

  1. ya bende bi türlü fırsat bulup açlık oyunlarını izleyemedim. seriyi bi çırpıda okumuştum. ama şimdi sen böyle deyince acaba filmi izlemesem de okurken hayal ettiğim gibi mi kalsalar diye düşünmeye başladım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemem ki beğenir misin?
      Ben hiiiç beğenmedim ama. İstersen bir görsellerine bak izlemeden, büyük yıkım yaratacak gibiyse izleme. Ben üzgünüm izlediğime ama benim izlememek gibi bir şansım yok, öyle bir adetim var. Hem filmi hem kitabı varsa kendimi hem okumak hem izlemek zorunda hissediyorum.

      Sil
  2. leon artık bir efsane oldu.
    :)
    elm street korku komedisi gibi o da bir klasik.
    :)
    kötü öğretmen boş filmdi. sadece diaz güzel işte. yazdım bu filmi de.

    açlık oyunları da iyi aksiyon tebi.
    :)
    açlık oyunlarının çalıntı olduğunu biliyor muydun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "korku komedisi" kesinlikle haklısın :D
      açlık oyunları, evet okumuştum bir yerde. Kore filminden mi ne yürütmüşler, bir şeyler.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;