11 Eylül 2012 Salı

This Picture (Live Acoustic Ve by Placebo on Grooveshark

 Benim Placebo dinlerken ağlamışlığım çoktur. Kötü anlarımda bana hep Brian'cığım eşlik eder, Ebru'nun deyimiyle "sarhoş sesli çocuk." Anneme göre "kız mı erkek mi belli olmayan oğlan." 40 yaşında olduğunu öğrenince şok olmuştu kadın.

Hatırlıyorum, ilk gördüğümde hiç beğenmemiştim :D Meds klibi ile tanıştım kendileriyle, ne yapayım. Sonra sonra "Hallam öpüşülmek istenenler listemde ilk sırada" demeye başladım. Johnny ile aralarında tatlı bir rekabet var gerçi, şimdi bunu inkâr edemem. Bir de çocukluğumun hatrına Daniel Radcliffe ile. İşte üçü ilk sırayı paylaşsın, ne yardan ne serden geçebiliyorum ben.

Hatırlıyorum bir keresinde dershanede sınav vardı. Ben geri zekalı olduğumdan ve hiçbir şey yapamayacağımdan emindim. Sınava girmek istemiyordum. Annem girmezsen olmaz diyordu. Annemler en dandik sınav da olsa ahret sınavıymış gibi davranırlar. O zaman "Song To Say Goodbye" dinleyerek ağlamıştım. Bir gün boyunca. Sonra annem yanıma gelmişti herhalde. Hatırlamıyorum pek. Sadece ağladığımı hatırlıyorum.

Bir cümle, bir cümleye vurulmuştum: "Tanrının hatalarından birisin sen..."
Aptal olduğumu düşündüğüm için aramız kötüydü. Beni neden aptal yarattığını bir türlü anlamıyordum. Büyük isteklerim de vardı hem. Hem bunları gerçekleştirecek kudretten beni yoksun bırakıp hem içime gerçekleştirme isteği yerleştirmesine anlam veremiyordum. Bir de Brian çok güzel "My oh my" diyordu, o ayrı... Ama o "my oh my"lar için şarkıyı 974326378 kez dinlediğimi bilirim.

O zaman Ebru'yla yeni tanışmıştık. Benim böyle kendimle sorunlarım vardı, kendi sorunlarım, onun da kendi sorunları vardı. Serviste görüşüyorduk sadece. Ben inene kadar müzik dinliyorduk. Beni Placebo ile o tanıştırmıştı zaten...

temsili Ebru
Sonra bizim yaşadığımız apartmanın karşısındaki apartmana taşındılar. Bu arada da konuşmaya başladık. Sonra o bize geldi. Sonra ben onlara gittim. Şimdi bir bakıyorum, ne zaman bu kadar yakın olduk anlayamıyorum. Annemler onu evlat edinecekler neredeyse, "Ebru da bizim kızımız" bahsi geçtiğinde söylenen ilk cümle oluyor.

Ebru her ne kadar birbirimize benzediğimizi iddia etse de ben öyle olmadığını savundum. Görünüşümüz benziyor gerçi :) Yan yana görünce insanlar şöyle bir afallayıp "Siz akraba mısınız?" veya daha da ileri gidip "Siz kardeş misiniz?" diye sorabiliyor. Her neyse ne diyordum? O benzediğimizi iddia etse de ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Ebru çok düzenlidir. Yani yaşamını düzenler, program yapar ve buna uyar. Ben rast gele yaşarım. Ebru eğlencelidir, neşeli olduğunda "kop kop" bir insandır. Ben hep biraz durgunumdur, daha eğlenceden yoksun bir yapım vardır. O açıklamayı sever, ben en az kelime ile kendimi anlatabilmeyi isterim. O güvenir, ben güvenemem. Bana kızacak ama, o ayran gönüllüdür, ben ha diyince sevemem...
Gerçi böyle anlatınca da taban tabana zıtmış gibi göründük, öyle de değiliz. Biz uyumluyuz aslında. Kimi zaman birbirimizi tamamlıyor, kimi zaman birbirimizi tetikliyoruz. Ve ne olursa olsun, ne olursak olalım birbirimizi severiz.

temsili SuperEbru
 Bir keresinde bir olay olmuştu beni çok üzen. Size de bahsetmiştim aslında. Ama o kadar üstü kapalı ve az bahsetmiştim ki yazının geneli içinde kaynayıp gitmişti.

Geceyi test çözerek ve ağlayarak geçirmiştim aslında. Bize tatildi sanırım. Çünkü o gün dershaneye gitmemiştim, öyle keyfi ekemem dershaneyi, annem rahat vermez. Vicdanımın rolünü üstlenip dikilir karşıma. Ama onun vardı dershanesi...

Ben öğlene kadar yatmıştım. Uyanmamak istiyordum, uyanınca içim sıkılıyordu çünkü, nefes alamıyordum. Tam "Ebru olsa keşke" diye geçirirken aklımdan telefon çaldı. "İçime mi doğdu nedir?" demişti, oydu arayan. Ben bir şey demeden anladı bir şey olduğunu. Aslında daha "Alo" dediğimde "Nooldu?!" diye sormuş gibi geliyor. Yanlış mı hatırlıyorum, böyle mi oldu bilmiyorum. "Ebru, bize gelsene" demiştim, o da dershaneden çıkınca bize gelmişti. Annemler de o gün bir yere gitmişti, ikimiz vardık evde. Bir yandan şaşırmıştım onu yanımda istiyor oluşuma çünkü ben güçsüz anlarımda yanımda insan istemem. Ya da isterim. Bilmiyorum, istemem gibi geliyor. Her neyse, Ebru superhero gibi yetişmişti. O gün akşama kadar konuşmuştuk.Ben arada ağlamıştım, o bana çikolata yedirmişti zorla. Vücudum endorfin salgılamalıymış. Kendisine de söyledim, o gün kendimi gerçekten yakın bir arkadaşım varmış gibi hissetmiştim.

Gerçekten korkunçtu. Daha önce hiç o kadar canım yanmamıştı. Öyle ki müzik dinlemeye bile korkmuştum... Pazar gecesi, yani Ebru ile geçirdiğimiz günün gecesi, o günü ertesi sabaha bağlayan gece yani, bir ara uyandığımı ve aklımdan şunun geçtiğini hatırlıyorum "Hemen uyumalıyım yoksa başlayacak yine." Sonra da uyuyamama korkusuyla gözlerimi sımsıkı kapatmıştım.

Sonra hepsinin gereksiz olduğu ortaya çıktı gerçi ama olan olmuştu. Bu da dostluğumuzu pekiştirdi sanırım, her işte bir hayır vardır hesabı...

Durup düşününce ne kadar çok şey anlatmışım. Placebo'yu, Ebru'yu, geçmişte kalan iğrenç bir hafta sonumu. Sadece bir müzik açıp yazmak istemiştim... Müzik...
O akşam Ebru gitmeden telefonumdaki, beni hüzünlendirebilecek tüm şarkıları temizlemişti... :D

Şimdi de içimde bir sıkıntı var. O zamana kıyasla çok, çok, çok hafif tabii. Ama yine de sıkıntı işte...
Acaba ondan kurtulabilir miyim diye düşünmüş ve bu umutla bir şeyler yazayım demiştim. Ama yanlış şarkı seçmişim galiba... Bu gece ağlamadan uyuyamayacak mıyım neyim?

Aslında bunların sorumlusu hep o lanet hormonlar, biliyor musunuz? (O iğrenç hafta sonumun sorumlusu hormonlarım değildi gerçi... Onu belirteyim.) Bu sıkıntılar hep regl öncesi şeysi... Neysi bilemedim işte... Pörf...

Saat de sabahın dört kırkı olmuş. Zıbarıp yatsam daha kötü olur muyum onu da bilmiyorum...
Neyse, denemekte fayda gördüm şimdi.

İyi sabahlar blog alemi.

9 yorum:

  1. canım benim bilmiyorum ki bu kadar içten ve güzel bir yazıya nasıl yorum yapılır... o yüzden sadece bu güzel yazıyı yazıp paylaştığın için teşekkür ediyorum (ve sıkıntılarının çabucak böyle PUF! olup geçmesini istiyorum V.V ) =))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben zaman ayırıp okuduğun için teşekkür ediyorum, ve iyi dileklerin için :D

      Sil
  2. ağlamak da hayata dahil ya, bazen görmezden gelmeye çalışmak yerine sadece yaşamak gerekebilir.

    sevgiyle balıkcığım,

    luna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gece gönderdiğin şeyleri dinledim Luna.
      Bir sürü şey düşündüm.
      İyi ki varsın sen <3

      Sil
    2. canim, ne zaman ihtiyacin olursa...

      kocaman sevgiler,
      luna.

      Sil
  3. şarkı çok güzelmiş, dinledim, en az I'm mine kadar güzel, en az kırmızı meyveli çay kadar güzel, zarfa çizilmiş küçük balık kadar güzel..

    beni çok mutlu ettin, biliyorsun değil mi?
    beni böylesine mutlu etmişken senin böyle ağlayarak uykuya gitmene gönlüm razı değil ki. o hormonlara söyle, sıkmasınlar canını senin :) ne zaman konuşmak istersen konuşalım, gülümsetmeye çalışırım seni, olmadı beraber ağlar rahatlarız :)

    ebru da ne güzel yapmış ama. onlar yakın arkadaş Cessie'm, tanımlamakta zorlanma, hatta belki dost.. ne şanslısın ki ona sahipsin. sen onu hiç bırakma, o da seni bırakmasın hiç..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleyse ben de çok mutlu olurum :D
      Elbette, anlatacak bir şey olduğunda, anlatabileceğimi hissettiğimde koşacağım ilk insanlardansın. Hep aklımdasın ki.

      Sil
  4. farklı günlerde 2 kez okudum bunu.
    sen işteee.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İvet.
      Ben işte, geliyorlar bazen. :o)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;