27 Ekim 2012 Cumartesi

bunu dinleyelim...
bayram hakkında, her şey hakkında konuşmak için geldim bu kez...
ankara'dan dönerken bu 8 günün benim için iyi bir mola, bir nefes alma payı olacağını düşünmüştüm. ne yazık ki hiç öyle olmadı... gelir gelmez annemle didişmemiz, bayramın ilk gününün yağmurlu, iğrenç bir gün oluşu, yengemin amcasının ölümü ve diğer şeyler...

daha rit'i göremedim.
teyzemi göremedim.
köye gitmek çok istemiştim, gidemedik.
düşündüğümden çok çok uzak bir bayram geçirdik / geçiriyoruz...

bu gün ayın 27'si. 29'unda sabah yola çıkıyorum.
bir 6 saat daha... dinlenmemiş, çalışmamış ve suçluluk duygusu ile dolu olarak...

uyudum, uyudum ve uyudum...
daha gittiğim gün kirlilerimi yıkamaya, ertesi gün de çantamı hazırlamaya kalkıştı annem sağolsun. onlarla birlikte oturmadık bile doğru dürüst. çünkü sürekli "nasıl gideceğim" veya "odaya valizi nasıl çıkaracağım" konusu açılıyordu. oysa ben uzaklaşmak için geldim. gitmek hakkında konuşmak istemiyorum ki!

bunu onlara bir türlü anlatamadığımdan, konu açılınca da gerildiğimden yine her zaman olduğu gibi odama kapandım... şimdi de "hiç yüzümüze bakmadı, hep bilgisayarla uğraştı" oldu....
yine en nefret ettiğim şey durup durup ya annemin ya başka birinin "kuş yuvadan uçtu" muhabbetini açması... benim yuvam her zaman benim yuvamdır. kuş değilim zaten ben, bir yere uçtuğum da yok.

böyle söylenmesi bende yersiz yurtsuz kalmışım izlenimi uyandırıyor. daha oraya alışamadım zaten. benimseyemedim....
pek çoklarına göre çok iyi şartlarda olduğumu biliyorum ama birden bire hiç tanımadığım biriyle yaşamaya başlamak benim için zor oldu... sanırım en iyi tarafı selin'in fazla konuşkan veya sıcakkanlı olmaması. insanlar pek konuşmamamızı, bir arada bulunmayışımızı garipsese de bu bana iyi geliyor. onun arkadaşlarıyla buluşması, benim odada tek kalışım çoğu zaman benim için rahatlatıcı...

bir arkadaşım -ki ona M diyelim- demişti ki "buna alışmanın en iyi yolu umudunu kesmek Cessie". sanırım M haklı. çünkü buraya gelmeden önceki 3 haftayı gün sayarak geçirdim. "hadi az kaldı, eve gideceğim"... ama şimdi yarıyıl tatiline dek oradayım ve bu uzun bir süre olacak. gün sayarak geçmez... öyle olsun da istemiyorum zaten.

arkadaş ortamına da henüz alışamadım pek, biliyorsunuz... bazen mesela "ya iyi kızlar aslında" diyorum. ama bazı davranışları öyle garip geliyor ki! ne uzaklaşabiliyor veya suçlayabiliyorum onları ne de tam anlamıyla dahil olabiliyorum.

buraya gelince, hazır yazıcımı bulmuşken biiiiiiiir sürü not çıkardım. şimdi onları okumak, onlarla eyleşmek gerekecek.
bir köşede halledilmemiş bir kimya var...

bu arada sevgili babam elini vicdanına koyup bana bir dizüstü bilgisayar aldığı için ^^ blogla ilgilenebileceğim ve bana moral veren insanlarla iletişebileceğim! sanırım adana'ya gelmiş olmanın, bu bayramın en umut vaadedici şeysi buydu.




7 yorum:

  1. Arkadaşının da dediği gibi en iyisi umudunu kesmek. Bilmiyorum her şey çok mu kötü gidiyor yoksa beklentilerimizi mi yüksek tutuyoruz.
    Şöyle düşün en azından bir süre sonra bunları hatırladığında gelip geçtiğini düşünüp kendini rahat hissedeceksin.

    Bu arada bilgisayar olayına çok sevindim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sevindim.
      Aslında o kadar kötü değil. Sadece alışamadım.
      Annemler Çukurova Üniversitesi'ne geçiş yapmamı söyleyip duruyorlar zaten. Ama bunu isteyeceğim kadar kötü değil mesela oradaki şeyler :)

      Sil
    2. Önemli olan da bu,
      Vazgeçmek için kesinlikle çok daha kötüsü olması gerek :))

      Sil
  2. vuu neler neler olmuş!

    balıkcığım;

    çok da harika olmayan bir londra gecesinden merhabalar sana. hastalanmışım sanırım, boğazımda yersiz bir kaşıntı, seste tuhaf değişiklikler ve hastalık belirtisi kolumu kaldıracak hallerimin olmaması yanı başımdalar...

    böyle anlarda daha bir insana koyuyor uzakta olmak. derken.. kendimden bahsetmeye gelmedim elbette. :)

    eve gitmek için gün saymanın ancak gittiğinde aradığını bulamamanın o derin hüznünü bilirim. herkes biraz yaşar bunu sanırım. bana da olurdu zaman zaman. hele bi de anneyle takışma sonrası, üzülme durumu vardır ya; eyvah eyvah çok zordur bu.

    biraz daha zaman ama... sonra alışacaksın ankara'da olmak fikrine vs. evin belleyeceksin hatta; ki evin olacak zaten bir bakıma...

    dilerim her şey gönlünce olur balık. laptop haberine sevindim.

    epeyce sevgiler,
    luna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Luna...
      Kıyamam sana ya... Oralarda olsaydım bakardım ben sana. Çorba bile yapardım ama hazır olanından. Başkasını bilmiyorum çünkü...

      Sanırım zamanla alışacağım.

      Sen de dikkat et kendine.
      Kocaman sevgiler <3

      Sil
  3. heyoooooo sonu iyi bitti.
    :)
    kıyamam ama tabii sen kuş değil balıksın.
    :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;