7 Ekim 2012 Pazar

Heveeet sonunda yazıyorum!

Şimdi anlatmaya nereden başlayacağımı bilemedim aslında. Hazır bilgisayar bulmuşken yazmak istiyorum ama biiir türlü çıkmıyor. Şimdi çıkmazsa sonraları da hiç çıkmaz, biliyorum. O yüzden deniyorum.

Ayın bilmem kaçında yollara düştük ama ben pazar gününe kadar yerleşmedim, okul sınırları içerisinde bulunmadım. Cuma günü sanırım bir gidip eşyalarımı
bıraktık, tekrar kuzenime geçtik.En son pazar öğlen beni okula bıraktılar. "Eşyalarımı ben kendim yerleştiririm! Siz gidin artık!" diye annemleri kışkışlayarak bir ağlaşma faslından kurtulmuş oldum. Ama öncesinde zırıldadık, inkâr etmeyeceğim. Zaten annemi öyle görmek içimi acıttı... Güya üzülmesinler diye ağlamayacaktım ama biliyorsunuz annem daha Adana'dayken başlamıştı gözyaşı dökmeye. Ben de Adana'dayken gerilmeye ve kendimi tutmaya başlamıştım. Annemler gittikten sonra patlarım diye umsam da ne yazık ki öyle olmadı.

Pazar günü odaya girdiğimde oda arkadaşım yoktu ortalıkta. Şu sözünü ettiğim, Atıl Hoca'nın eşinin öğrencisi -ki ismi Meltem-ni aradım. O da Kızılay'a inmiş. "Akşam görüşelim müsait olursan" dedi. Akşama kadar  oyalanmak gerekiyordu. Ebru'yu aradım ben de. Biraz da ağlamaklıydım. Eşyalarımı yerleştirdim. Sonra kitap okudum. Bir ara oda arkadaşım geldi tanıştık ve alelacele gitti. Sonra bir ara da başka bir arkadaşımla telefonda konuştuk. O zaman makaraları koyuverdim!

(Kahvaltı yaptım geldim.)

Sonra akşam Meltem okulu gezdirdi işte. Üzerimde biraz para vardı onu bankaya yatırdık. O kadar parayla dolaşan tek geri zekalı bendim sanırım. Etrafı falan gezdik. Gece olunca "Kesin öğrenemedim, yarın kaybolucam garanti!" diye düşündüm ama kayıp falan olmadım.

Okulun ilk günü benim için zordu. Benim dersim erken bitti ve kimseyi tanımıyordum. Zaten öyle hemen arkadaş edinemem ben. Neyse... Eve geldim içimde bir sıkıntı bir sıkıntı. Banyo yapayım bari dedim. Banyodan çıkınca da oturdum yatağa ne yapsam diye düşündüm. Saçlarım ıslakken dışarı çıkmak gelmedi içimden bari uyuyayım dedim. Aslında uyuyayım demedim, uykum geldi. Uykum gelince uyudum.

Uyandım yine yalnızım. Hiçbir değişiklik yok, hiçbir hareketlilik yok. Baya bir sinirlerim bozuldu. Ağlamaya başladım yine! Bir yandan ağlıyorum bir yandan da kendi kendime söyleniyorum "Allah'ım burada ne işim var benim?! Ne yapıyorum?!" diye... Bu çok uzun sürmedi, sakinleştim sonra. Zaten dersler biraz biraz başlayınca, hocalarla tanışınca "Benim ne işim var burada?" sorum yanıtlanmış oldu.

Okulun ikinci günü bir kızla tanıştım. Ebru onun ismi de. 24 yaşındaymış, hemşireymiş normalde. Ama hastahanedeki konumundan memnun değilmiş. Hastahanedekiler de "biyoloğa ihtiyaç oluyor hastahanelerde" diyince biyoloji okumaya karar vermiş. Şimdi hem çalışıyor hem biyoloji okuyor.Geçen yıl evlenmiş bir de.

Sonra onun sayesinde Cansu ile de tanıştım. Cansu sayesinde de Sümeyye ile. Sonra Büşra diye bir kızla tanıştım. Bu kadar tanıdığım insanlar işte. Bölümün çoğuyla kaynaşamamış durumdayım...

Cansu aslında biyoloji okumak istememiş pek fazla. Etrafındakiler çok önermişler. Sümeyye biraz moralimi bozan biri O:) O bu konuda çok istekliymiş. Biyoloji ile ilgili proje falan hazırlamış TÜBİTAK için. Hastahane lab.ında falan çalışmış. Kendimi çok yetersiz hissettim bunları dinleyince. Ben ergenlik buhranlarımla boğuşurken insanlar neler yapmış dedim.

Bir de kitap almaya çıktık perşembe günü. Bizden dört sene boyunca çeşitli zamanlarda kullanacağımız eşek ölüsü ağırlığında bir kitap istediler. Onu taşımak ÖLÜMDÜ! Kollarım koptu. Bir de beyaz önlük aldık hehe! Bir havalara girdim kendimi öyle düşününce ama hemen çıktım geri...

Kimya görüyoruz, kimyadan korkuyorum çok.
Çalışayım dedim ama hopf... Umutsuzluğa kapıldım biraz. Kaşınmaya falan başladım yine çalışırken... İlaç kullanmak istemiyorum, Esin de kullanma dedi zaten. Diretiyorum biraz.

Bir de yokuş ve merdiven çıkmaktan ayaklarım aşındı!!!

Dün değil önceki gün, cuma gecesi yani, baktım yine yapayalnız depresifleşeceğim Ebru'ya -benim en yakın arkadaşım olan, yeni tanıştığım değil- mesaj attım "Ebru hafta sonu size geleyim mi?" diye. Zaten çağırmıştı, istediğimiz bir buluşmaydı bu.

Sabah dokuzda falan aradı beni. O aramasa uyanmazdım. Sonra pijamalarımı falan aldım, hazırlandım çıktım. Durağa gittim. Ama EGO kartı gerekliymiş, bende yoktu. Nereden alacağımı da bilmiyordum. Nasıl gideceğimi sorduğum kız "Ben sana kart çekerim" dedi ama nasılsa yine lazım olacak, bulayım diye düşündüm. Güvenlik görevlisi buldum bir tane. Bana market var dedi. Orada bulurmuşum. Bu sefer kampüste market arayışına çıktım. Görevli tarif etmişti ama bulamayınca kütüphaneye girdim. Oradaki görevliye sordum o yemek yediğiniz yerde diyince "Allala yea, yemekhanede hiç market falan görmedim..." diye düşünerek oraya gittim. Sonra orada birine sordum. O da "Gel ben seni götüreyim" dedi, o önde ben arkada markete gittik.

Kartımı alınca tekrar durağa gittim. Ama beyaz bir araç geldi o EGO otobüslerinden gelmedi. Ona binince şoföre söyledim nereye gitmek istediğimi. "Köprüde iner, alt geçitten karşıya geçersin, oradan binersin tekrar" dedi. Oradaki muavinimsi görevli de benden 2 lira aldı! Öğrenci ücreti almadı ama neyse dedim. Yolu bilmiyorum, bu seferlik böyle olsun. Şimdi kıllık yaparsam yanlış yerde indirir belki, mendebur suratlı da bir şey. En iyisi ses etmeyeyim dedim.

Sonra beni köprü diye ıssız bi yerde indirdiler. Alt geçit çok tenhaydı. "Hallam umarım burası tinerci yuvası değildir. Umarım tecavüze uğrayıp öldürülmem" diyerek geçtim. Başıma bir iş gelmeden ulaştım Ebru'lara. Birlikte zaman geçirmek iyi geldi.

Bir de bize jilet lazım olacakmış sık sık. Bulunmuyor da her yerde. Aklınızda bulunsun, "Cessie'ye jilet göndereyim" derseniz kabul ederim!

Bir de bayram olayı var. Eve gideceğim bayram için. Sümeyye ayın 19'undan sonra ders yok bayram bitimine kadar dedi ama ben bilemedim. Akademik takvimde 24-29 Ekim gibi görünüyor. Şimdi 20'si pazar. 22 ve 23'ünde ders olup olmadığından nasıl emin olurum bilemedim. Ona göre de bilet almam lazım... Sonra kalmazsa falan hoş olmaz. Öyle işte. Yarın onu öğrenmeye çalışacağım.

Kaldığım yerde kablosuz internet yok. Bende de bilgisayar yok. Kütüphanede de pek rahat edemiyorum, gelen geçen izliyor vs. Bayram için gittiğimde bir şeyler ayarlayabilirmiş annemler. Umarım olur öyle bir şey. Zırt pırt gerekecek çünkü sanırım.

Yani bir süre daha ortalıkta olmayacağım.
Beni özleyin *.*

18 yorum:

  1. Tatlım Ankara'da dolmuşlarda öğrenci ücreti yok, herkese aynı..
    Bir de beyaz özel otobüsler var, onlarda da EGO pason varsa öğrenci ücreti, yoksa sivil ücreti alıyorlar. Paso denen şey basit bir bandrol, ama 25 lira ücreti var:) Okuldan ya da Kızılaydaki metro altından alabilirsin. Eğer her gün otobüs kullanırsan alman gerecekecek yoksa bazen kontrol etmiyorlar; ama genelde ediyorlar ve o zaman da sivil ücreti ödemen gerekiyor.

    İlk günler öyle alışmakla, benim burda ne işim varlarla, anam millete bak ya demekle geçiyor; ama endişelenme her şey düşündüğünden çok daha çabuk halloluyor;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bilmiyorum işte. Daha önce 1 lira 30 kuruş almışlardı. Bu kez iki lira aldılar, anlam veremedim.

      Sil
  2. İyi oldu seni okumak.
    Yine iyi geçmiş ilk zamanların :)
    Ben senin yerinde olsam tek başıma otobüsle bulamazdım gideceğim yeri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sora sora buldum ya :D
      Bulursun nolucak?
      Şoföre söyleyince inmen gereken yere gelince haber veriyor zaten.

      Sil
  3. bloga cessie gelmiş, hoş gelmiş :) ne garip geldi sensiz blog, her gün yazılarını görmeye alışmışım, böyle nasıl garip oldum..

    zamanla alışırsın inşallah cessie'm, baksana orda neden bulunduğunu anlamışsın, bir amacın var ve amaçlar insanı hayata bağlar.

    haha sen mi yetersizsin, güldürme beni. sor bakalım ona, senin kadar okumuş ve düşünmüş mü? sen onların hepsine yetişirsin, asıl onlar sana yetişsin :)

    oh, ebru da var, ne güzel, yalnız da değilsin bak bilmediğin bir yerde.

    her şey güzel olacak cessie'm, güzel haberlerini ver bize. dikkat et kendine olur mu? ankara iyi baksın sana :)





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Çalıkuşu'm. Yazmıyor olmak bana da tuhaf geliyor. Ama bilmiyorum, zaman ayıramıyorum işte. Daha doğrusu şahsi bilgisayarım olmadığından bilgisayar peşine düşemiyorum. Kütüphane hep dolu. Sabah erken gidersen ancak boş bilgisayar bulabiliyorsun.

      Sil
  4. kıyamaaam. eee alışcan yabancılığa, yalnızlığa. bak ama arkadaşların da oluyor. ilk yıl dersten çok gezmek olur genelde. ha haaa artık ergenlik bunalımları filan geride kaldı yok öyle lüks. :) yok öle dünya.:) alışırsın. kendi ayakları üzerinde durmak yolunda adım işte. iyidir iyidir. alışırsın.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alışılır herhalde Deep.
      Yuvarlanıp gidiyoruz işte :D

      Sil
  5. ilk günler zordur yurtta. gerçi öğrenci evindesin ama olsun, mantık aynı. hareketlilik olmaz, olsa da herkes kendi derdindedir zaten. ne acıktın mı yemek hazırlayayım diye soran olur ne de peşinden koşturan birisi.
    sıkıntıdan uyumuştum ben de ilk gün yapacak bi şey bulamayınca :D

    naabıcam la ben burda diyince bana da haber edeydin, gelirdim. yalnızlık pek hoş olmuyo :D


    bi de öğrenci kimliği indirimli bilet kullanabileceğin anlamına gelmiyo, belediyeye de ispatlaman gerekiyo öğrenci olduğunu bi ücret karşılığında :D
    beytepeye giden egolarda sorun yaşamadım şu ana kadar indirimli bilet konusunda. onun haricinde metroda falan bandrol istiyolar. (hani şu kimlikte ego yazan yere)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gökan senin numaran yokmuş meğersem bende. Yoksa kitap istiycektim senden :D :P Sizin oralarda satılıyordu. ^^

      Aynen öyle, kimsenin kimseyi salladığı yok. Anasının bi kuzusu olan bana biraz tuhaf geldi tabii ama alışıyorum.

      Evet o ücret işini halletmedim ben daha ehe :D Nasıl yapıcağımı da bilmiyorum.

      Sil
    2. feysbukta bi ara yazmıştım numaramı. 0536 diye arat mesajlarda, bulur muhtelemelen :D

      ben de bilmiyorum ücretin nasıl yapıldığını. melihe para vermeye de niyetim yok inivirsite hayatım boyunca. otobüste çemkiririm ama o adam tek kuruş vermem.

      Sil
    3. Üşeniyorum.
      Tekrar yaz.

      :D :D Ben de daha vermedim o adama para.

      Sil
  6. AY NE GÜZEL.
    Yeni yeni anılar, olaylar falan...

    Bu arada jilet ne jileti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal jilet.
      Bitkilerden kesit alma amaçlı kullanacakmışız.

      Sil
  7. canım benim, okurken üniversiteye ilk başladığım yıl. yurtta kızlarla tanıştığım günler geldi aklıma. ne güzel telaşlarmış.

    sen şimdi nerede kalıyorsun tam olarak, oda arkadaşım fln demişsin, ben bi tanıdığınızda kalacağınızı biliyordum. değişti mi?

    umarım güzel geçer derslerin ve hayat. eğlenmene bak balıkcığım.

    sevgiler,
    luna.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok o değişti.
      Öğrenci evleri var burada, orada kalıyorum.
      Fırsat buldukça yazacağım Luna, teşekkür ederim *.*

      Sil
  8. cessie! Şu an seni okurken ne zormuş bu işler üniversşteyi de mi burada okusam dedim inan. Ama bir yandan da o zorluklarla kendi başıma karşılaşmak istiyorum. Eh daaha önümde çok uzun zaman var ama ne bileyim işte. Bu sene böyle olan hiçbir yazını kaçırmayacağım! Bu kadar benzerken biz senin yaşadıkların da bana çok uzak olmaz bence :) zor da olsa bile güzel görünüyor. Eminim çevreye alıştıktan sonra daha güzel olur :) herşey yoluna girer umarım :) kendine iyi bak cessie'm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Summer, eh biraz zor oluyor tabii. Her şeyi düşünmek zorunda kalıyorum, bir sürü işi kendim halletmem gerekiyor. Ama zaten bu her insanın yüzleşmesi gereken bi'şey. Düşünme öyle. Her şeye rağmen güzel ^^

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;