24 Kasım 2012 Cumartesi

Hoyf

You will never now by Imany on Grooveshark

Çok güzel yapmışlar bu Monster High bebekleri.
Biriktiricem onları ben! 
Ben yorgunluğu ifade edebilecek bir çizim / resim / fotoğraf ararken bu güzelliği buldum yea. İdare ediverin konuyla pek alakalı değil zira.

Bir de çok kıskanıyorum ben bu bebekleri ya. Şunun ağzının burnunun güzelliğine bakın! Teninin rengi *.* Zaten bu Frenkie Stein -benimkinin adı Katya gerçi- en güzelleri herhalde. Bilemedim....


Mesela bunun da çilleri var, elleri perdeli! Bundan da istiyorum. Teni de çok güzel...
Ben de beyle ten rengi istiyorum!
Fotoğraflayan da her kim ise güzel fotoğraflamış, takdir ettim şu an.

Bir de şu sağdakini seviyorum. Baykuşu falan var, bi de melankolik bi' havası var. Zombi o. Neyse işte. Kurt kadın olan mesela pek hoşuma gitmedi, oysa o ten engini severim. Bilemedim işte hepsinden istiyorum! Tuhaf bebekler kasabası kuracağım *.*

Ya ben yorgunum diyordum, günümü anlatacaktım nereye geldim. -.- Oysa okuldan dertlenecektim bir sürü. Çünkü kanaatimce gün içinde yeterince söylenemedim.

Burası nasıl bir okul, nasıl bir kültürü var, buradaki insanlar nereden gelmiş, nereye gidiyor ben anlamadım! Ben flaşımı bilgisayar labında unutuyorum, bakıyorum kayıp! Bu gün de arkadaşın dosyası ortalıkta yok! Teh... Göya ülkenin sayılı üniversitelerinden biri ^^

Cansu sabah kütüphaneye dosyasını bıraktı, böyle kapalı bölmeler çalışmak için, çıkışta ders çalışacaklardı, onlardan birini tutmak istedi sanırım. Neyse işte, öğlen gitmiş bakmış dosya yok! Hayır sabah bana sordu bir de "Cessie, dosyamı bıraksam sorun olur mu?" diye. Ben de ne bileyim, "Cansu insanlar telefonlarını, bilgisayarlarını bırakıp gidiyorlar. Bir şey olmaz herhalde, kim ne yapsın senin dosyanı" dedim. Keşke "Bırakma, git al" deseydim ama hiç gelmedi ki aklıma da böyle bir şey olabileceği... İçinde tüm notları, kimya kitabından ve biyolojiden kopardığı sayfalar (taşımak zor oluyor diye parçalamıştı) ve pazartesi ve çarşamba gireceğimiz vizelere çalışmak için ne gerekiyorsa hepsi vardı. Tüm gün Hayriye ile onun peşinde koşmuşlar, kütüphaneyi didik didik etmişler, görevliye sormuşlar vs vs ve dosya yok!

Kimya dersine girmeden önce haberimiz oldu Çiğdem'le benim. Kimyadan erken çıkınca hadi bi kere de biz bakalım diye kütüphaneye gittik. Güvenliğe hiçbir şey bırakılmamış, görevlilerin haberi yok. Ağzını açan "Raflara koymuş olabilir öğrencinin biri, çöpe gitmiş bile olabilir. Neden kişisel eşyalarınızı bırakıyorsunuz?" diyor...

Şimdi ben elbette görevlileri, güvenliği suçlamıyorum. İnsanlar haklı. Koskoca ve kalabalık kütüphane, sürekli hareket halinde, sürekli birileri girip çıkıyor. Kimsenin kimseyi takip etmesi, kimsenin eşyasını takip etmesi beklenemez. Benim burada kızdığım öğrenciler.

Benim flaş belleğim, Cansu'nun dosyası o kadar küçük şeyler ki ona sahip olmayan biri için. Ama ikisinin de içinde ders notlarımız vardı ve bu onları bizim için çok önemli kılıyordu. Ha önemliyse niye unutuyoruz / orada burada bırakıyoruz? O da bizim hatamız evet. Ama insan öğrenci çoğunluklu bir yerde, üniversite diye tabir edilen, artık mühendis, avukat, kimyager, biyolog... yetiştiren bir yerde bu konularda sıkıntı çıkmaz / çıkmamalı diye düşünüyor. Ne rahatlık, ne duyarsızlık!

Yahu sen oturacaksan o bölmeye dosyayı unutulmuş diye görevliye, güvenliğe birine ver. Veya bırak bir köşede dursun, bırakan elbet gelir alır. Ne demeye bir yerlere atarsın?! Hani benim aklım almıyor bu duyarsızlığı... Cansu'daki paniği görmelisiniz! Pazartesi vizesi var ve çalışacak hiçbir şeyi yok. Artık zaten bir ara iyice dağıldı. Hepimiz seferber olduk. "Cansu benim kaldığım yer on dakikalık mesafede, ben getireyim kitapları, çalışman gereken kısımların fotokopisini çektir." dedim. O da sorun zira Palme'nin kitaplarının fotokopisini çekmiyorlar. Yasak mıymış neymiş. Neyse durumu izah edince bizi kütüphaneye yönlendirdi Kukla'daki adam. Orada çektirdik. Ben de 87643728 ton ağırlığındaki kitabı 3 kat yukarı taşımak zorunda kaldım ama olsun...Bir de biraz uykusuzdum işte. Ondan kendimi yorgun hissediyorum galiba.

Bir de sanırım dün yaptığım makarnadan zehirleniyordum -.-
Bu gün midem o kadar ağrıdı ki annatamam size... Bu yemek olayları zor ya...

2 yorum:

  1. aman ya dikkat yemek yaparken.
    öle hırsızlıklar olur, büyük şehir işte.
    monster high tatlı tebi, ben de yazdım geçenlerde.
    :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;