1 Aralık 2012 Cumartesi


Bir şarkı takılıyor aklıma, bulmazsam olmayacak... 
Birkaç kişiye soruyorum, bilmiyorlar. Yardımcı olamıyorlar. İçimden diyorum ki "O zaman ne halta yararsınız ki siz?" Tüm huysuzluğumla homurdanıyorum.

Şarkılarla haşır neşir olmayı sevdiğini bildiğim bir başkasına söz ediyorum. 
Biraz da mızmızlanıyorum "Şarkımı istiyorum." diye...
"Tamam tamam anladım ben senin derdini. Çıkıyorum." diyor. Bu beklemediğim bir tepki. Afallıyorum. "Neymiş benim derdim? Ne yapacaksın ki çıkıp?" diyorum. "Takıldın sen yine bir konuya, başka bir şey konuşmuyorsun öyle olunca." diyor. Üzülüyorum... 
Oysa benim tek istediğim "Tamam birlikte arayalım" demesi.
Veya "Tamam bir ara birlikte bakarız" demesi o an istemiyorsa bile... 

Dizi izlemeye karar veriyorum, donup duruyor o da. 
Bir türlü izleyemiyorum, sinir oluyorum.

Sonra mesaj geliyor.
Tartışmamızdan rahatsız olduğunu anlatan bir mesaj atmış özetle.
Oysa bence ortada bir tartışma yok.
Sadece ben üzüldüm, bu kadar.

Bunlar cereyan ederken oda arkadaşım gelmiş, arka planda bir şeylerle uğraşıyor.
Onun varlığından da tedirgin oluyorum.
-Şimdi yok neyse ki, olsa yazamam belki-

Bir yandan da youtube'da dolaşıyorum.
Nasıl olduysa bu şarkı çıkıveriyor karşıma...

Sonra Adana'ya, odama dönüyorum bir an...
Bir anıya bakıyorum, uzaktan bakıyorum, pencereden... Kendimi de görüyorum yani.
Bir anıya bakıyorum, ağlıyorum. 
Ebru zorla çikolata sokuşturuyor ağzıma.
Bir başka anıda Ayşe de bizimle, çatlayana kadar abur cubur yemişiz.
Bir anıya bakıyorum, servisteyim. Yağmur yağıyor, Song To Say Goodbye dinliyorum.
Bir anıya bakıyorum, servisten inmiş eve yürüyorum...
But if you don't change your situation
Then you'll die, don't die, don't die
Please don't die 
diye mırıldanarak hem de.
Başka bir an Cumali tepemde bağırıyor.
Başka bir an "Hocam nefret ediyorum bu okuldan ben!" diye Gülbeyaz Hoca'nın omzunda ağlıyorum.
Bir anıya bakıyorum, avaz avaz şarkı söylüyoruz.
Bir anıya bakıyorum, kafamda ceketim, ceplerimde su şişesi 9-B diye bağırıyorum.
Bir anıya bakıyorum, birilerine "öküzsün" diyorum.

Daha yakın bir anı bu, size sözünü ettiğim ilkokul arkadaşım.
Kıyafet serbestliğini tartışıyoruz.
"En azından hâlâ bir beyni varmış, düzgün çalışmıyorsa da orada" diye düşünüyorum.

Bir başka anı...
Bu kez Ankara'dayız.
Bir küçük arkadaş toplantısı...

Bir de cuma günkü moleküler labı...
O aklımdan çıkmayanlardan olduğu için şaşırtıcı değil buradan da förtmesi...
"Bunlar hep hayatın cilveleri"ymiş! 
Teh!

Bir de cuma günü, soğukta oturup konuşmamız.
"Ben 62 aldığıma üzülmüyorum ki, ben 80, 90 alamadığıma üzülüyorum" deyişim.
Sonra "Sende o cevheri görüyorum ben" diye beni teselli edişleri.

Tamam bunlar saçmalıktı.

Odamı özledim.
Babamı özledim.
Annemi de özledim.
Hatta liseyi bile özledim.
.
.
.

11 yorum:

  1. sana ümit vermek, mutlu etmek için nelerden vazgeçmezdim. ama yapamam. sadece şunu söyleyebilirim, üniversite bittiğinde üniversiteyi özleyeceksin. sonra evlendiğinde bekarlığını. çocuk sahibi olduğunda sorumsuzluk zamanlarını.

    bunlar yaşadığın andan mutsuz olacağın anlamına gelmiyo. hep şu anda, daha sonradan özleyeceğimiz kadar güzel bi zaman yaşadığımızı farketmemiz gerekiyo aslında. yapabiliyo muyuz? yok.

    daha iyisi olmayacak minik balığım,
    elinden geliyosa şu an en iyisini yaşıyorum diye düşün, mutlu ol. gelmiyosa ağla, içini dök, bağır çağır anneni ara dert yan, kaprisler yap, isteklerde bulun biz gerçekleştirelim(: aslında hayatlarımız bu seçimi yapmaktan ibaret.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Sema, çok haklısın.
      Zaten şu anda da mutsuz değilim. Hatta liseye oranla iyi bile sayılırım. Baş ağrılarım geçti, ilaç kullanmıyorum artık, okula giderken "nefret ediyorum" diye söylenmiyorum...

      Ama bazen oluyor işte insana böyle.
      Teşekkür ederim.

      Sil
  2. ama ben sana kıyamam ki.. içimi acıttın,gözlerimi doldurdun, gelip sarılmak istedim sana..

    ah bir bilsem bu konuda seni rahatlatacak bir şeyler söylemeyi, ah.. yeni bir ortamda zorlandığını tahmin edebiliyorum, özlemin ağır bir yük olduğunu da..sınavların bitmiş olmalı, evine gitsen bir süre, hem biraz olsun özlemini gidermiş olurdun. zamanla alışacaksın belki ama zaman bazen ağır işliyor Cessie'm, belki bu yüzden zorlanman ya da yeni tanıştığın insanlarda dostlarının yüzlerini aramandan, uyum sağlayamamandan.. n'olur üzülme..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birmedi, ayın 3ünde, 10'unda sınavım var. Sonra bir anda ikinci vizeler bastırıverecek gibi. Hafta sonu için eve gitmeye de üşeniyorum. Yollara düştüğüme değmeyecek. Ama yılbaşında belki...

      İyiyim Çalıkuşu'm, arada insan böyle bi dolar, anlatır ve rahatlar ya. Öyle oldu.

      Sil
    2. anlat ve rahatla. ama hep iyi ol, kalbin üşümesin Ankara'nın soğuklarında.

      iyi bak kendine Cessie'm.

      Sil
  3. ilk yıl sancıları.
    İkinci yıl da olacak.
    Üçüncü yıl geçer dediler ama oluyor.
    Çok sancılı değil ama şuraya geliyorum ya nasıl özlüyorum annemi, odamı...
    Bilmiyorum nasıl geçer ne olur biter.
    Benim ilk yılım berbat geçmişti.
    Pişman mıyım? Değilim çünkü ben yapmamıştım olaylar benim dışımda gelişmişti.

    umarım çok bilmişlik gibi gelmiyordur yazdıklarım sana.
    Zaten bilmiyorum da yaşadım sadece işte.

    Şu an ne dersem diyeyim hafiflemeyecek özlemin.
    En iyisi fırsat buldukça eve gitmek sanırım.
    Ya da kabullenmek bundan sonra böyle olacağını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki çokbilmişlik gibi gelmiyor. Blogdaki bu dayanışmayı -öyle mi denir?- seviyorum. Ben sınava hazırlanırken de insanlar gelip kendi başlarından geçenleri anlattılar, geçip gideceğini söylediler. Geçmedi ama okumak iyi geldi. Şimdi de üniversitedeyim işte. Benim için yeni bir deneyim. Bunlar hiç çokbilmişlik gibi gelmiyor inan.

      Aslında çok yoğun bir özlem duymuyorum, acı çekmiyorum.
      Ama dün akşam biraz hüzünlendim işte. Bir arkadaşımla yaşadığım küçük bir anlaşmazlık da belki sebep biraz.

      Genel anlamda iyiyim.
      Olmak istediğim yerdeyim. Mutlu olmamak için sebebim yok :D

      Sil
  4. ah cessie. işte yine tam sen buuuu.
    :)

    YanıtlaSil
  5. öyle aklına takıldı mı bana gel cessie. uzun zamandır konuşmuyoruz zaten, özledim falan.
    insanlar saçma.

    Özlem olmazsa yaşamanın da bir anlamı kalmadığını hissediyorsun aslında. Hep bir şeyleri özlemen gerek. Öyle olmak zorunda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı yazdığım akşam mıydı bilmiyorum ama bir akşam özellikle sana baktım, onlayn değildin...

      Konuşalım evet.
      Senin neşen bulaşır ki hemen bana da :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;