7 Ocak 2013 Pazartesi

Düne ve Bu güne dair...

Me in You by Kings of Convenience on Grooveshark  <--- dünün şarkısı

Çünkü arkadaşlıktan söz edilecekse
akla Harry Potter gelir.
Dün Melek'le buluştuk. Melek'i hatırlıyorsunu herhalde, benim sıra arkadaşımdı lisedeyken. Biz arkadaşlar arasında istediği bölümlerde okuyabilen ender insanlardanız. Ben bildiğiniz gibi biyoloji kazandım. Melek'ciğim ise seneler boyu emek verdi ve emeğinin karşılığını alarak tıp kazandı, hem de Ankara'da. Bu konuda şanslıydım sanırım. En yakın arkadaşım Ebru, sıra arkadaşım Melek, sınıf arkadaşlarımdan Sezi, Narin Ankara'dalar. Gerçi Narin'le ve Sezen'le görüşemedik bir türlü ama olsun.

Her hafta sonu neredeyse Ebrulardaydım. Nihayet dün Melek'le de buluşabildik! Kızılay'ın ortasında "Melek! Melek!" diye zıplayıp çığlık atarak yanına koştum. Sarıldık beyle sıkı sıkı. "Çok özlediiiim!" nidaları attık. Sonra da yiyecek peşine düştük. Melek'in Karanfil Sokak olduğunu iddia ettiği, benim pek emin olamadığım bir yerde yemek yedik. Deli gibi konuştuk. Labları, hocaları, dersleri anlattım. Bir de kimyadan nasıl çaktığımı ehe :D O da sınavlarından söz etti. Bu sene hazırlık okuyor, ingilizce okuyacak çünkü o. "İlk bir ay, gerçekten bırakıp dönebilirdim Cessie" dedi. Ben  de kendimce motive edici şeyler söyledim. İngilizce bilecek olmasının müthiş bir avantaj olduğundan, şu an benim buna ne kadar ihtiyacım olduğundan, tüm kaynakların İngilizce olduğundan....

Şuna benziyordu biraz.
Kızılay'da gezelerken bir dükkan gördük. Dünyanın en güzel çantaları vardı! Keçeden baykuş şeklinde çantalar beyle. Galbimin bir yarısını orada bıraktım herhalde. Eğer 20- 30 lira olsa oracıkta alabilirdim ama 50 liraydı arkadaşlar! Böylece Öznur Abla'mın verdiği parayı o çantaya gömemedim. Eşofman alcam ben o parayla *.*

Sonra da Olgunlar'a gittik. Tabi giderken kaybolduk. Allam 3928473 kez gittim daha öğrenemedim. Her sokak tanıdık geliyor bana, her yere dalıyorum "Bence burdan gitcez!" diye. Böylece ikinci korsan kitabımı da almış oldum işte... Nasıl vicdan yapıyorum bilemezsiniz yea. :/

Aklıma geldi, Adana'ya ne zaman döneceğini sordum. 24'ünde dedi. "Oha Melek! Beni sınavlarım 24'ünde bitiyor, 25'inde dönmeyi düşünüyorum! Birlikte dönelim!" dedim "Tamam." dedi. Böylece bir süre sıra arkadaşım olduktan sonra şimdi de yol arkadaşım olacak Melek *.* Bilet alması için para verdim ona. Sonra ayrıldık.

Kızılay'dan Sıhhiye'ye gidecektim ben. Yürümeye başladım. Bir yandan da telefona lanet ediyorum. Bozuldu telefonum, zırt pırt kapanıyor. "Şimdi müzik olsa ne güzel olurdu" diye düşündüm. Hava kararmaya başladı tabi bunlar olurken. Kendimi bir an liseye dönmüş gibi hissettim, dershaneden otobüs durağına yürüyormuş gibi. Nanosaniyeler hep bunlar tabii. Sonra olduğum yere döndüm. "Oha lan" dedim kendime "Ankara'dayım. Melek de Ankara'da. Kızılay'da buluştuk ve kampüse dönüyorum. Hava kararmış olduğu halde dışarıdayım ve annem ikide birde nerede kaldın diye aramıyor. Üstüne üstlük telefonum kapandığı ve arkadaşımın mesajına cevap yazamadığım için endişeleniyorum, annem arar da ulaşamazsa delirir ve 500 saat dırdırını çekerim diye değil." Lisedeki hallerimizi düşündüm. Kaygılarımızı, çabalarımızı. Tabii ben daha çok çalışmaya çalışıyordum o ayrı. Melek'in kazanamazsam korkularını. Benim kazanamazsam korkularımı... Atıl Hoca ile yaptığımız konuşmaları... Ona "Aslında hocam, bölüm okuyamaz mıyım diye de düşünüyorum" dediğimde beni şiddetle reddedeceğini düşünürken "Neden olmasın Cessie?" deyişini... Bir anda biyoloji okumaya karar vermemi ve ailemin bu karar konusunda ne düşüneceğini kestiremeyişimi... "Benden tıp kazanmamı bekleyen insanlara nasıl biyoloji okumak istiyorum diyeceğim hocam?" sorusunu ve bunu yüksek sesle dile getirmeden nasıl 3298748362 kez kendime sorduğumu... Ve şu an bulunduğum yeri ve tüm bunların bir sene içinde olduğunu düşündüm...

Bir sene içinde 382773561 kez karar değiştirdim 97352165231 kez başaramayacağım dedim, hemen her sınavda dikkatsizlik yaptım, bunların çoğunda kaydırma da yaptım, her ay doktora gittim, her gün ilaç içtim ve şimdi Ankara'dayım. Melek de Ankara'da ve Kızılay'da buluştuk. Bu bir an o kadar saçma geldi ki. Çünkü bir zamanlar bizim için o kadar imkânsızdı ki...

İşte bunları düşünürken düşünürken kendimi MALTEPE'de buldum. Sonra gözüme kestirdiğim taksici amcaya Sıhhiye'ye nasıl gideceğimi sordum ve bir sürü daha yürüdüm. Dün yollarda mı üşüdüm bilmiyorum ama eve geldiğimde burnum akmaya başlamıştı. Bari biraz yatayım dedim. Yattım ama bir iki kez bölündü uykum. Sanırım birinde annem aradı, emin değilim :D Ve en sonunda pazartesi günü rapor teslim etmem gerektiğini dehşetle fark ederek uyandım! Bunu uyurken fark ettim ve uyandığımda dehşeti sürüyordu! Kafam da karışıktı biraz, kazan gibi derler ya, öyleydi ama kalktım. Raporumu hazırladım. Biraz da fotosenteze baktım, portakal yedim. Kitap okudum ve saat zaten gecenin körü olmuştu ben bunları yapana kadar. Biraz da arkadaşımla mesajlaştık. Bir gün hazır olduğumda bu arkadaşı da uzunca bir anlatacağım ama hazır olamıyorum hiç. Her neyse... Sonra yattım.

Aslında Lilly Allen'ın Not Fair'ini dinliyordum ama sonra ne olduysa oldu ve kendimi şunu dinlerken buldum;

Fall Into Place by Apartment on Grooveshark

Ebru hep hüzünlenirdi bu şarkıda. Nedense ben de hüzünlendim bu kez. Sonra daha çok hüzünlendim, daha çok hüzünlendim. Sonra da birden bire bir panik dalgasına kapıldım! Ortada fol yok, yumurta yok, aklımda belirli bir düşünce yok ama benim içimde bir acı var ve panik içindeyim! O size anlatamadığım arkadaşa mesaj atacaktım "Uyudun mu?" diye. Ama tuttum kendimi, uyumadıysa da uyusun istedim çünkü bu gün dersi var onun. Kendime de bir sürü kızdım, ne güzel neşeliyken, mutluyken neden bir şarkı dinleyip içine ediyorsam diye!

Böyle şeyler düşünürken uyuyakalmışım.

Bu gün sabah eerkenden (10 bıçık gibi O:) ) kalktım. Burcu'ya mesaj attım yemek yiyelim diye. Önce bölüme gittim. Utanarak itiraf ediyorum ki moleküler katını yine bulamadım. Ama sebebi her zaman gittiğimiz yerden gitmek yerine farklı merdivenlerden oraya ulaşmak niyetinde olmamdı, itiraf ediyorum. Dedim "Labirent gibi bölüm, her yer birbirine çıkıyordur." Ama çıkaramadım. Neyse bölüm binasını turladıktan sonra "Yeter bu kadar saçmalık, gideyim adam gibi vereyim şu raporu" dedim hocanın odasına gittim. Tabii ki odada yoktu. Böyle durumlarda kapının altından atıyoruz raporları.

Sonra postaneye gittim. Yufkayüreklikelgöbekli'nin çekilişinde kazanan ben olmuştum. O da anında gönderdi sağolsun ama paket bana bir türlü ulaşamadı. Onu sorayım dedim, gelmemiş. Te allam yollarda kaybolmadı inşallah!

Bu arada Burcu da geldi, yemeğimizi yedik. Markete uğrayıp abur cubur aldıktan sonra da eve döndüm.

Öncelikle, bu fotosentez slaytından not çıkarayım dedim ama başıma bela oldu, bitmedi gitti!
Fotosenteze özel pembe çiçeklere ve yeşil kaleme dikkat çekmek istiyorum. *.* Bak bu ince detay yüzünden kendimi yiyesim geldi!

Bi de bi de! Sema'nın etkinliğine katılmak için spor ayakkabılarımı fotoğraflayacaktım ama unuttum onu ben. Pofuduklarımla katılsam olma mı Sema? Olma mı?

6 yorum:

  1. Fall into Place parcasinda da huzunlenmek... :) ilginc.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başına gelirse anlarsın anoncum :D ben de beklemiyordum.

      Sil
  2. ayy senin pofuduklarını yerim, nasıl güzel, nasıl ponponlu, nasıl şekerler :)

    bak ne şanslısın, sevdiğin arkadaşlarınla aynı şehirdesin, bu herkese nasip olmuyor Cessie'm.. hayalini kurduğun bir yerde olman ne güzel. imkansız olarak düşündüğü bir şeyi başarıp istediği yerde olunca insan orda olduğuna inanamıyor bir süre. bir senede neler değişiyor değil mi?

    her şeyin güzel geçmesini diliyorum senin için :)

    YanıtlaSil
  3. eveeeeet hayat işteee ankaradasın ve aslında mutlusun kiii.
    daha da olacaksın.
    :)
    hayat ne güzel ki.
    :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;