16 Mart 2013 Cumartesi

Türkiye Evrimle Tanışıyor: Ankara Etkinliği

Geçtiğimiz günlerde, Ankara'da, Hacettepe Üniversitesi- Sıhhiye Kampüsü'nde bir etkinlik "Türkiye Evrimle Tanışıyor" adı altında bir etkinlik yapıldı. Etkinlik ODTÜ Biyogen Evrim Ağacı, HÜ Biyoloji Topluluğu, HÜ Kitap Topluluğu ve AÜ Evrim Çalışkanları topluluğu tarafından düzenlendi. ODTÜ'de ve Hacettepe öğrencileri tarafından evrim anlatılmaya çalışıldı.

Biz biyoloji öğrencileri olarak bir grup arkadaş elbette oradaydık. İşin kötüsü (demek doğru mu emin olamasam da) etkinliğe yine biyoloji öğrencileri ilgi gösterdi. Çok fazla Ankara halkı ile kucaklaşamadılar sanki. Gerçi bölümdeki konuşmalardan da biliyorum, biyoloji okuyan insanlar bile bu konuda bu derece önyargılıyken, kötü de olmadı. Genel olarak baktığımızda, evrim nedir, ne değildir basitçe anlatıldı.

Program açılış konuşmasıyla başladı. HÜ Biyoloji Topluluğu'ndan bir kişi (Okan yanlış hatırlamıyorsam :D) ODTÜ Biyogen- Evrim Ağacı'ndan da bir kişi konuşma yaptı. İlk sunum abiyogenez kuramı ile ilgiliydi. Abiyogenez, canlılığın canlı olmayandan nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışan bir teoridir. Abiyogenez dendiğinde de Miller-Urey deneyi gelir akla. Miller ve Urey bir düzenek hazırlamış ve dünyanın ilk dönemlerinde bulunduğu durumdaki atmosfer koşullarını oluşturmaya çalışmıştır. Yapılan deneyler sonucunda çeşitli proteinler elde edilmiştir. İşte bunlardan bahsedildi.

İkinci sunum birlikte evrim ile alakalıydı, bizim okuldan Burcu diye bir kız yaptı sunumu. Kızı hatırlayamadım bir an, onu hatırlayamayınca sunumu da hatırlayamadım. Az önce googleda arattım ismini. Tamam, her şey netleşti şu an kafamda. Birlikte evrim, kabaca iki canlının birbiri ile olan etkileşimi nedeniyle birbirlerinin evrimini etkilemesi olarak anlatılabilir herhalde. Sunumda çeşitli böceklerin ağız yapılarından ve bunların yararlandığı bitkilerdeki yapılanmalardan örnekler verildi hatırladığım kadarı ile. Bir sürü örnek verildi aslında, örnekler üzerinden ilerleyen bir sunumdu ama ben hatırlayamadım. -.-

İlk oturumun son sunumu Nazlı yaptı, o da Evrimsel Gelişim Biyolojisi'ydi. Nazlı'nın sunumu en güzel sunumlardan biriydi.

Öğle arasında Sıhhiye Kampüsü'ndeki yemekhanede yemek yedik ve orayı sevmedik. Bizim kampüsümüz gerçekten daha güzel. İsmini bilmediğim makineler var, para atıyorsun işte, su, bisküvi falan alıyorsun. Onlarınki böyle nuh nebiden kalmış gibiydi, baya güldük. "Aah ah" dedik "adamlar beş yüzün üzerinde puan yapsın gelsin, makineye bak, olacak iş mi?" Neyse, kampüsümüzü seviyoz.

İkinci oturum evrim mekanizmaları ile ilgili bir sunumla başladı, Evrim Ağacı'nın kurucusu Çağrı Mert sundu. İki saat sürdü, çok konuştu, çok bağırdı ama kendisini güzel dinletti. Salonun çoğu en çok ondan etkilendi sanırım. Şahsi fikrimi söylemeyeceğim.

Diğer sunum Bencil Gen Kuramı'ydı. ODTÜ'den bir çocuk sundu. Etkinliğin en kötü sunumu oydu, tartışmasız. Çocuk tek bir kaynak kullanmış, o da benim de bu sene içinde okuduğum Gen Bencildir isimli kitaptı, Dawkins'in kitabı. Dawkins'e karşı zaten önyargılıyım, oraya buraya sataşarak bir şeyler anlatmasından hoşlanmıyorum. Tek bir kaynak referans alınarak bir sunum hazırlanmış olması, üstelik o tek referansın da ne bileyim ciddi bilim dergilerinde yayınlanmış bir makale değil de popüler bilim kitabı oluşu tuhaf geldi biraz. Hani en azından kuramın ana kaynağına inseymiş keşke, kuramı basitleştirerek anlatan adamı baz almasaymış. Zaten başarılı bir sunum da yapamadı, kendisini pek iyi ifade edemedi.

O gün çok uykusuzdum ben, nasıl ayakta kaldım bilmiyorum. İki buçuk saatlik uyku ile akşama kadar oturdum dinledim.

Ertesi gün yine sabah gittik, akşam çıktık. Ertesi gün yine Çağrı Mert'in sunumu dikkat çekiciydi. Ertesi günün konuları daha ilgi çekiciydi aslında. Çağrı Mert mesela evrimle ilgili yanılgılar ve gerçekler üzerine bir konuşma yaptı. Ondan önce Pınar, Fenotipik Esneklik adı altında bir sunum yaptı. Sonra ismini hatılamadığım, Evrim Ağacı'ndan bir çocuk cinsiyetlerin evrimi ve cinsel seçilim üzerine bir sunum yaptı. Onun sunumunda çok güldük. Dişi için savaşan erkekleri gösteren videoların arasına bir de şu Truvalı Helen için yapılan dövüşü koymuş, Menelaos ile Paris arasındakini. Baya güldük ona.

İkinci oturum bizim okuldan, iki kişinin Afrika'dan çıkış ile ilgili sunumu ile başladı. Oralarda ben biraz koptum, itiraf ediyorum. Sanırım bana fazla geldi ^^ Sonraki sunum Neolitik Çağda İnsan ve Tarımın Durumu idi. Beraber gittiğim arkadaşlar onda çok sıkılmış olsa da ben dikkatimi toplayabilmiştim sanırım, pek sıkılmadım. Son sunum Evrim ve Irkçılık'tı. Hani bu Hitler'in olayını Darwin'e yüklemeye çalışan bir kesim olduğu için mi, neden böyle bir sunuma gerek görüldü bilmiyorum ama benim beklediğim ve ilgiyle dinlediğim bir sunum oldu.

Bir süredir (bunu biyolojiye gerçekten gönül vermiş insanlar arasında bulunduktan sonra rahatlıkla söylüyorum) gözlediğim kadarı ile söyleyebilirim ki, evrim görüşünü benimsemek sanıldığı gibi dini ortadan kaldırıp, beraberinde kargaşayı ve kaosu getirmeyecek. Aslına bakarsanız ben evrimi kabullenebilen ve sindirebilen bir insanın ne başka bir insanı ne de başka bir "canlıyı" bilerek, isteyerek incitebileceğine inanmıyorum. Çünkü evrim bize, yaygın görüşün aksine, "hiçbir canlı hiçbir canlıya hizmet için yaratılmış değil" diyor. Evrim bize diğer canlılardan farklı olmadığımızı söylüyor, ve onlardan üstün olmadığımızı. Bizler sadece, dünyanın geçirdiği milyarlarca yıllık süreç sonucunda en iyi uyumu sağlamış canlılarız. Yani demek istediğim şu ki, kediler, köpekler, atlar, filler, bakteriler, şu an yaşamını sürdüren her canlı bir şekilde dünya üzerinde kendine yer bulmayı başarmış ve aslında hiçbirinin bir diğerine üstünlüğü yok. Hepimizin hayatları var ve hepimizin hayatları eşit derecede kutsal. İşte bunu fark etmek bir adım. İçselleştirmeyi başarmak ise bambaşka bir dünya görüşü benimsemek. Tüm İNSANLARIN değil tüm CANLILARIN eşit olduğunu, hepsinin saygıya değer olduğunu fark etmek. İşte Hacettepe'de öğrendiğim en önemli şey de bu sanırım.


4 yorum:

  1. ne güzel di mi.
    ve son cümlen.
    bak iyi oldu işte okul ve bölümün.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir kez daha seçme şansım olsa yine burayı yazardım.

      Sil
    2. Aaa,boyle bi etkinlik yapilmissa ve buna "basma,kaba kuvvet vs" ile saldiri olmamissa ya etkinlik pek duyurulamamis yada birileri mikro olcekte evrimlesip dinlemek konusmaktan zarar gelmez demis...discovery sciency gibi kanallarin belgesellerinde (bende icerigi tam animsayamasam da) muthis deneyler var,fare beyninin ucagi ucurmasi,simulasyondaki yazilimla olusan cizimin yurumeyi ogrenmesi gibi seyler...insanlar dunu cok eski sandigi icin genelde milyon yili, milyon yilin ise milyar yilin yaninda kucucuk kaldigini zor kavrayabilir..neyae,kaos evrim kimya kuantum vs...bi de hayat..:)

      Sil
    3. çok duyurulmadı kendi içimizde kaldık, ondan galiba.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;