1 Nisan 2013 Pazartesi

Her Şeyden Her Şey


Yukarıdaki fotoğrafları görüyorsunuz. Onları oraya boşuna koymadım. 
Geçenlerde kampüs dışına çıktım, otobüsteyken gördüm ki, hani şu iki şeridi ayıran, ağaçların da dikilmiş olduğu şeyler var ya, oralarda bu güzelim sarı çiçeklerden çıkmış.
Bir sürü bir sürü hem de.
Ama bir baktım insanlar ağaçların altındakileri koparıp, oralara başka çiçekler ekiyorlar böyle mor, kırmızı, beyaz falan olanlardan.
Muhakkak görmüşsünüzdür işte, şehirlerde hep ekerler öyle yerlere.
Bunları görünce kendi kendime sinirlendim ben! 
Kendime kızdım demiyorum yani, içimden sinirlendim.
Şu insan dediğin canlı, çiçekler arasında bile sınıf farkı yaratıyor ya helal ossun!
Evet, bana sorarsanız bu güzelim, kaldırımlarda bile, bir yolunu bulup betonlar, taşlar arasından bile çıkıveren bu şebelek mahluk, bildiğin toplumun alt sınıflarını temsil ediyor!
İşçi sınıfı onlar!
Öteki nazlı, güzel göründüğü sanılan ama benim sarı pıtırcıklarımdan daha güzel olmayan çiçekler de bildiğiniz burjuva sınıfı!
Şimdi onların yaşamaya, topraktan, güneşten, oksijenden yararlanmaya hakkı var da, benim güzelim sarı çiçeklerimin yok mu?!
Bir de yeri gelmişken;
Yemin ediyom taktım kafama bunu.
Bu konularla hangi bakanlık ilgileniyor söyleyin bana!
Dilekçe vereceğim bu konuda!

Geçenlerde Ahmet Abi ile konuştuk.
Ahmet Abi, Feysbuktaki Bezelye Tenekesi'nin yöneticisi, belki biliyorsunuzdur.
Müthiş resimler / fotoğraflar paylaşır.
Biz uzun bir süredir tanışıyoruz onunla ama hiç telefonda konuşmamıştık.
Dediğim gibi, geçenlerde onunla konuşma fırsatım oldu.
Can sıkıcı şeyler yaşamış, bir rahatsızlığı varmış, şimdi daha iyi oluyor ama.
Onunla sanıyorum üç saat falan konuştuk.
Aslında daha çok o konuştu, ben dinledim.
Bana gerçekten iyi gelen bir konuşmaydı.
Gerçekten.

Ahmet Abi demişti ki "Şu anda bir takım psikolojik problemleri olan insanlar, ilaç kullanan insanlar vakitlerinin bir kısmını yemek yapmaya veya bulaşık yıkamaya ayırsalardı ne o kadar paralarını ne de o kadar zamanlarını bu terapilere ve ilaçlara ayırmak zorunda kalmazlardı.Bulaşık yıkamak da yemek yapmak da müthiş terapi yolları."
Bunun üzerine ben de günleeeerdir ertelediğim, beklettiğim, kokuşmak üzere olan bulaşıklarımı yıkadım.

Biri var ki ondan size neredeyse hiç söz etmedim ama sene boyunca beni sıktı, gerdi, inanılmaz bir strese soktu.
Şimdi düşününce görüyorum ki adam bana resmen psikolojik şiddet uyguladı ve buna devam etmeye çalışıyor.
Gerek size zaman zaman söz ettiğim "O" olsun gerek Ebru olsun kafamı kırmak üzereler sessiz kaldığım, izin verdiğim için.
Ama öyle bir şey ki anlamıyor adam anlamıyor. 
Hani konuşsam, anlatsam da anlamayacak, biliyorum.
Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.
Şu an öyle bir hale geldim ki yüzünü bile görmeye tahammül edemiyorum.
Neyse ki görmek zorunda değilim.

Dün beni çok eskilerde kalmış, hayal meyal hatırladığım biri ekledi.
Ben 15 yaşındayken falan tanışmıştık feysbuk üzerinden. 
Öyle muhabbet ediyorduk.
Gerçekten farklı bir tipti.
Sanırım içinde kocaman bir boşluk vardı ve onu neyle dolduracağını bilememişti.
Bazen biraz yanlış şeylerle doldurmuştu, bazen de çok alakasız yerlere saldırmıştı o boşluğu doldurabilmek için.
Onu dinliyordum ve kendisini anormal ya da tuhaf hissetmemesi için çabalıyordum.
Ama haddini biraz aştı, işler sarpa sardı ve beni ürküttü.
Bunun üzerine ben de çıkardım onu hayatımdan.
Zaten net üzerinden konuştuğumuz için çok da kolay oldu bunu yapmam.
Sonra aynı isimli bir başka hesaptan istek gönderdi mevcut hesabını engelleyince, onu da kabul etmedim ve engelledim.
Aradan 3-4 sene geçti, şimdi yeniden bir istek.
İnsan hiç görmediği, üstelik ergenken konuştuğu birini neden ve nasıl unutmaz?

Dün Ebru'yla buluştuk ve onun okuldan iki arkadaşıyla.
Tüm gün Kızılay'da dolaştık ve güzel zaman geçirdik.
Onları sevdim.

Önceki gün de Melek'le kitap fuarına gittik.
Bir önceki yazıda da bahsetmiştim, bu seneki fuarı pek sevmedim ben.
Yayınevi yoktu, kitap yoktu. 
Sadece tırt kitapları çok uygun fiyata bulabiliyordunuz.

Bunların dışında, biz yürüyüşe başladık.
Kendimi şişman ve çirkin hissediyordum ve harekete geçmem gerekliydi bu konuda.
Ben de harekete geçtim! 
Diğerleri koptu biraz ama biz Burcu ile yürüdük.
Hafta sonu da ben koptum onlardan, ne yaptılar bilmiyorum.
Ah bir de ders çalışmaya başlasam...

Bu gece yine çıkıp yürüyeceğiz.
O zamana kadar birkaç bir şey okuyayım diyorum.
Bu ay içinde hem istatistik, hem kimya sınavım var sanırım.
Ve geldim geleli tek bir şeye çalışmadım.
Benim için biraz çalışma heves ve azmi dileseniz ya *.*

Eöööm.
Anlatacaklarım bu kadar.
Öpüldünüz.
Ama hepiniz değil, en sevdiğim bazılarınız *.*



4 yorum:

  1. ben öpüldüm mü ben? nolur söyle ben öpüldüm mü?

    YanıtlaSil
  2. hah haaaa bütün haberler güzel ya.
    yürüyüş de güzel tabii.
    çiçek sınıflaman iyi olmuş haklısın.
    o şarkı da iyidir con abimiz.
    o ahmet abi de haklıymış.
    :)
    o sıkanı da unut gitsin nasıl olsa görmüyosun işte.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Abi çok tatlı bi' adam Deep, çok zeki bir adam.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;