4 Haziran 2013 Salı

#DirenGeziParkı

Herkes bu konuda bir şeyler söylüyor, bir şeyler paylaşıyor, bir şeyler yazıyor... Kimsenin söylediği kimseninkini tutmuyor zaman zaman. Medyada yer almıyormuş bu direnişler, odamızda televizyon olmadığından bilemiyorum. Sosyal medyada biz yayalım, duyuralım diyorlar ama her gördüğümü paylaşmaya, retweetlemeye elim gitmiyor. İnsan hiçbir şeyin doğruluğundan emin olamıyor.

Ankara oldukça karışık. Kızılay'a gitmedim ama savaş alanı gibi olduğu söyleniyor. Ben kendi okulumda, polisin ayak basmadığı Beytepe'de olanlara üzülüyor ve endişeleniyorum sadece.

Her şey ağaçla başladı. Ama olay sadece ağaç mıydı?
Dün gece Beytepe'de yürüdük. Sonra da yurtlar önünde toplanıp şarkılar söyledik. Amacımız ne birine zarar vermekti ne etrafı yakıp yıkmak. Kütüphane önünde, ertesi sabah, üniversiteli öğrenciler olarak "çimlerde oturup kitap okuma eylemi" yapmaya karar verip dağıldık.

Peki Gezi Parkı'ndaki eylem nasıl başlamıştı? Kimisi çok sakindi, polis durduk yere saldırdı diyor, kimisi insanların polisi kışkırttığını söylüyor. Gerçeği bilmiyorum. Mantığımsa, bizim dün gece gerçekleştirdiğimiz şeyin gerçekleştirilmesi halinde, bundan kimin, neden rahatsız olacağını algılayamıyor. Bir anda olayların bu noktaya gelmesi de polisin masumiyetinden şüphe duymama neden oluyor. İlk kim başlattı bilmiyorum...

Herkesin de söylediği ve bildiği gibi sorun ağaç değil. Sorun belki biraz kürtajın yasaklanma çabası, belki biraz alkol yasağı, belki biraz Fazıl Say'ın başına gelenler, belki biraz 4+4+4, belki biraz "ananı da al git", çokça hükümetle halk arasındaki iletişim sorunu. Ben siyasetçi değilim, siyasetten anlayan bir vatandaş bile değilim. Ben sadece gözlemciyim, ve bunları gözlemlerime dayanarak yazıyorum. İnsanlar İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Adana'da ve başka şehirlerde, aslında kişisel özgürlük müacadelelerini veriyorlar, benim gözlemim bu. Kimisi bunun provokatörlerin işi olduğunu söylüyor, kimisi bir ideoloji peşinde toplanıldığı görüşünde. Ben de şöyle düşünüyorum, bu ülkede daha önce de yürüyüşler yapılmıştır, daha önce de halk ayaklanmıştır, hem de defalarca. Bunu fırsat bilen provokatörler her zaman olmuştur, belki zaman zaman bu ayaklanmalar belirli bir ideoloji etrafında da gerçekleşmiştir. Ama sanırım halk -en azından uzunca bir süredir- hiç bu kadar "kışkırtılmaya hazır" olmamıştı. Madem böyle, burada biraz düşünmek gerek galiba...

Haber alıyorum ki olay iyice hararetlenmiş... Sosyal medyada bazı yorumlar okuyorum, üzülüyorum... Bunlar üzerine konuşmak istiyorum...

İster yeşili korumak adına olsun ister özgürlük uğruna, bu güzel bir eylemdi, haklı bir eylemdi. Fenerbahçeliyle Galatasaraylıyı, solcuyla sağcıyı yan yana getiren bir eylemdi. Bir partinin işi olmadığı söylendi hep, muhtemelen değildi. Olsa bu kadar yankılanmaz, çığ gibi büyümezdi. Bu yüzden güzeldi. Zararsız ve masumane olduğu sürece, insanların kendilerini ifade etme çabası olduğu için...

İki tarafın da gerilmiş olması sonucunda, nahoş yorumlarla karşılaşıyorum... Eylemleri desteklemeyenler, eylemcilere karşı sert bir tutum içinde. Polisin oldukça acımasız olduğu söyleniyor. Kimi eylemciler de polisi yermekten geri kalmıyor...

Nasıl orada direnen herkes, komünist, anarşist değilse, her polis de şerefsiz değil... Onlar da toplumun bir parçası, şu sıralar tepki duyduğumuz bir parçası, ama parçası... O yüzden lütfen tüm polisleri aynı kefeye koymayın, lütfen onlara küfürler yağdırmayın...

Eylemleri desteklemeyen arkadaşlar... Özellikle dini inançları ağır basanlar... Lütfen eylemcileri küçümseyici söylemlerden kaçının. Lütfen geçmişi bu güne taşımayın. Lütfen "şehitler öldüğünde neden sustunuz?" diye sormayın, bu isyanın içinde onlar da var. Lütfen kürtaj meselesini bu işe karıştırmayın. Lütfen dini inançlarınız gereği içki kötü diye, insanlara "içki yasaklanmışsa noolmuş" demeyin... Lütfen birbirinizi "biz ve onlar" diye ötekileştirmeyin...

Kimse hiçbir görüşü benimsemek zorunda değil. Kimse inanmadığı bir görüşü savunmak zorunda değil. Ve herkes bir görüşü eleştirme hakkına sahip. Ama bunu yaparken, özellikle şu günlerde, lütfen yapıcı ve hassas olun. Eğer yanlış olduğunu düşünüyorsanız yapılanın, kınamayın, yol göstermeye çalışın. Öfkelenmeyin, tepeden bakmayın... Her iki taraf için de bu böyle, eylemciler de diğerlerine bunu yapmasın. Lütfen, en azından insanların düşüncelerini dile getirebilmek adına mücadele verdiği bu zamanda, farklı görüşler kalp kırılmadan dile getirilsin... Lütfen, bunu başarabildiğimizde birbirimizi yanlış anlamaya son verecek ve kenetleneceğiz. Çünkü farklı düşünen insanların bir arada barınması mümkün ve biz bunu görmeliyiz.

Yine eylemcilerin zarar verici tutumları olduğunu okudum. Eğer böyleyse, lütfen bunu yapmasınlar. Yaralı insanların fotoğraflarını görüyorum, ne derece doğru bilmiyorum. Tabii yaralılar olduğuna eminim ama, bunlar insanları kışkırtmak için mi yayınlanıyor bilmiyorum. Her şeye şüpheyle yaklaşmak durumundayım. Ancak gördüğüm şey, insanların öfkeli olduğu. Ancak lütfen kimse bu öfkesini masum insanların mallarına zarar vererek dindirmeye çalışmasın, özellikle direnişçiler. Oradaki kitle madem halkı temsil ediyor, halkı haklı iken haksız durumuna düşürmesin. Durumu kullanmak isteyen kitleye de fırsat verilmesin...

Bazı blogların direnişe destek vermek adına yazılarına bir süre ara verdiklerini görüyorum... Bu blogda da direniş var, ama farklı bir direniş... Bu karmaşa, bu şiddet beni çok rahatsız ediyor. Beytepe'de, şiddetten oldukça izole bir yerde olmama rağmen. Sevdiğim insanlar var ki, bu direnişlere destek veriyorlar. Ben bunu bu şekilde yapamıyorum... Başka bir şekilde yapmalıyım demek ki...

Bu blogu direnişle ilgili görsellere, güncel haberlere adayamam çünkü hiç birinin doğruluğundan emin olamıyorum... Hem, insanları daha fazla kışkırtmak istemiyorum böyle şeyler paylaşarak... Ben blogumda yazmaya devam etmek istiyorum, kalbimde doğayı korumak istemeye devam ederek ve orada bunu layığıyla yapmaya çalışanları destekleyerek... Bloguma yazmaya devam etmek istiyorum, her zamanki gibi, ne yazmak istersem... Ve bu konuda, bu olaylar söz konusu olduğunda, elimden geldiğince yatıştırıcı olmaya çalışmak istiyorum... Elimden bu kadarı geliyor.

Son olarak, her şeyin, herkes için en iyi şekilde çözümlenmesini diliyorum...
Tarafların şiddetten kaçınmasını...
Ülkenin huzur bulmasını ve tüm bunlar olurken tüm emeklerin boşa gitmemesini...

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;