10 Ağustos 2013 Cumartesi

biraz bayram, biraz her şey

Geçenlerde Mecit Abi'mler geldi bize. Biz üçümüz benim odaya kapandık, amaçsızca fotoğraf çektik, güldük. Sonra Rit'in telefonundan şu koşma oyununu oynadım. Temple Run veya o tarz bi'şiy. İsmini bilmiyorum, benim için koşma oyunu. Geleceklerini duyunca biraz sızlanmıştım ama geceyi birlikte geçirmek güzeldi.

Akşam yemeğinde abimle yengemin imalı sorularına maruz kaldım.
"Cessie sen şimdi kimin konserine gidiyorsun?"
"Placebo."
"Ama sen Placebo sevmezsin ki."
"Yöö gayet seviyorum. En sevdiğim gruplardan. o.O" 
"Yok yok sevmezsin sen Placebo'yu, biliyorum ben. Sakın başka bir şey için gidiyor olmayasın?" 

O zaman çaktım işte... "Bu saçma imaları bir kenara bıraksanız da açıkça sorsanız... Erkek arkadaşım gelmiyor konsere, onu kastediyorsanız... Bildiğinizi biliyorum zaten, annem anlattığını söyledi." Bir sessizlik oldu, bir bakışmalar falan. Yengem "Bize kimse bir şey anlatmadı" dedi. Ben de "Annem anlattığını itiraf etti. Hof, açık açık sormuyorsunuz ne bilmek istiyorsanız. Özlem Abla'm da feysten fotoğraflarını falan bulmaya çalışmış hafiye gibi... " dedim gözlerimi devirerek. Onlar da zaten bildikleri şeyleri bana tekrar sordular.

Bu arada şu şarkıyı dinleyebiliriz.

Neyse işte... Anneme anlattığım an herkesin öğreneceğini biliyordum zaten. Annemde "teyzeme danışmazsa ölecek" hastalığı var. Benimle ilgili tuhafına giden ne varsa gidip teyzeme anlatıyor. O ablamlara anlatıyor, öyle öyle herkes öğreniyor bir şeyleri. Sonra da herkese aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak zorunda kalıyorum.

Bunlara rağmen güzeldi gecemiz. Biraz sinir olur gibi oldum ama... Hımpf. Bir de "Aman dikkatli ol!" fasılları var... Konser imalarına cidden sinir oldum. Ben anneme sadece gitmişken onunla da görüşmek istediğimi söyledim. Ankara'dayken bir hafta sonu atlayıp gidebilirdim zaten, kimsenin de ruhu bile duymazdı. Ayrıca yapmak istediklerimi zaten açıkça söylüyorum, başka şeylerin ardına gizlemeye çalışmıyorum hiçbir zaman. O yüzden HOMUR HOMUR.

Dün sabahın köründe uyandırıldım. Ya, zaten hepi topu 2 saat filan uyuyabilmiştim. Bir de uyandırılmak var uyandırılmak var. Ben biraz korkutularak uyandırıldım. Öyle ki sıçramadım arkadaşlar, resmen oturdum. Böyle olunca homurdandım biraz. Tabii her zamanki gibi Mecit Abi'mlerle gittik.

Sabit Abi'm bıyıklarını kesmemiş. Yasemin Yenge'nin de beynini yıkamış. Sordum, bıyıkları sevdiğini söyledi. Daha önce sorduğumuzda "Ben de hiç sevmiyorum ama kesmiyor." demişti. Demek durumu kabullendi zavallım.

Sonradan Özlem Abla'mlar da geldi köye. Bir ara doktora gitmiştim. Jankat'a da söylemişler herhalde, bana sormuştu işte "Cessie, sen neden doktora gittin?" diye. Ben de "Çünkü gitmem gerekiyordu" demiştim. Biraz PSP'siyle oyalandıktan sonra dönüp, saçlarımı okşamıştı. "Cessiee, sen çok güzelsin." demişti bana. Fikri değişti mi değişmedi mi diye merak ettik ve sorduk. Bu kez hepimizin çok çirkin olduğunu söyledi. Ama sonra yine oynadı saçlarımla. Böyle flörtleşiyoz sanki.

Rit'le çok gülüştük ama Gupse her zamanki gibi uzak kaldı bizden. O da ayrı bir mesele... Onda da "kuzenleriyle eğlenirse ölecek" hastalığı var.

Sonra da eve geldik ve yattım. Uyanınca da gördüm kiiiiiğğğ Volkan Hoca feyste bir vidyomuzu yayınlamış. Bu kez Youtube'a yükledikleri için, herkes izleyebiliyor. Son atölyemiz.


Genelde bayram benim için şeker ve güzel yiyecekler anlamına geliyor. Ve çikolata. Ama bu bayram kendimden beklediğim performansı gösteremedim. Neyse, yarın son gün. Belki bir atak yaparım, beklenmedik bir şekilde şekerleri, çikilataları götürürüm löp löp.

Dün eve gelince yattım ya. Kalktığımda da hasta gibiydim, oldukça kötü hissediyordum... Geç uyanınca da gece uyuyamadım, connected2.me'de takıldım. Orada da konuştuğum biri vardı. Var.

Dün yazdı bana. Oysa son zamanlarda ne zaman oralarda olduğunu görüp yazdıysam cevap alamamıştım. Eskiden olsa böyle şeylere bozulurdum falan. Pek sallamadım da, artık yazmayayım dedim. Adam konuşmak istemiyorsa demek. Zaten şu "ben farklıyım herkesten" tiplerden. Onun gibi 43294382043 insan bulabiliyorum konuşacak hem de hiçbir şey yapmadan. Neyse işte çıkardım onu takip listemden. Yazınca da şaşırdım. Biraz muhabbet ettik falan. Sonra kendisine aşık olduğumu iddia etti. Bunu ilk kez yapmıyor ve bu konuda ısrarcı. Bunu inkar ettiğimde de sanırım kendisinin bana aşık olmadığını düşündüğümden / bildiğimden çaktırmamaya çalışıyorum sanıyor. Veya ciddi değil de, takılmak için söylüyor. Zaten iletişim kurmakta da zorlanıyoruz.

Bu gün de pek bir şey olmadı işte. Uyandım. Uyandığımda annem yoktu ve evimiz savaş alanı gibiydi. İnternette dolaştım durdum. Her zaman olduğu gibi kafam çok karışık. Mesela bir şeyler yazmak istiyordum yazıya başladığımda ama onları unuttum.

Bu aralar çok Kızılderili olayım istiyordum. Böyle olunca bir Kızılderili kitabı okuyayım dedim ve Küçük Ağaç'ın Eğitimi'ne başladım. Bir de denizkızı olmak istiyorum. Denizkızlı kitap önerisinde bulunabilecek olan var mı?

Bir de, kitaplığımı araştırdım. Bir sürü kitap döküştürdüm, değiş tokuş etmeyi düşündüğüm. Onları takas listeme ekleyeceğim. Lütfen, ilgi gösterin.

Ya, bir de okumayı çok istediğim bir kitap var. Yalvarıyorum, ne olur birinizde olsun ve benimle takas edin. Yalvarıyorum çünkü satışına rastlamadım herhangi bir kitapçıda. İsmi DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ.

Galiba söyleyeceklerim bu kadar.
İyi bayramlar.

2 yorum:

  1. damızlık kız duymadım.
    kurtul tabii kitaplarından.
    annenin hastalığı komikmiş.
    :)
    bak nerden nereye geldin.
    aşk, erkek arkadaş konuları bir yıl önce ne kadar uzaktı sana hatırladın mı.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hatırlıyorum Deep.Nerden nereye geldim cidden. *.*

      Annem evet, hastalığı hep benim başıma işler açıyor ama.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;