26 Ağustos 2013 Pazartesi

Kırık Plak

Evvela, Bu Mudur?'u dinleyelim.

Eski Türk filmlerine sardım bu aralar. Daha önce de söyledim zaten, elimde Belgin Doruk ile ilgili bir kitap var, okumadan önce kadının bir iki filmini izleyeyim dedim. Keyif de almaya başladım. Dün değil önceki gece bu filmi izledim.

Yanılmıyorsam film 1959 yapımı. Yönetmen Osman Seden. Baş rollerde Belgin Doruk ve Zeki Müren var. Filmde bol bol şarkı dinliyoruz Zeki Müren'den.

Aslında ben bu filmi o kadar da sevmedim. Sevdim de, az sevdim. Bundan önce izlediğim Evcilik Oyunu'nu daha çok sevmiştim.

Filmde Belgin Doruk'tan çok Zeki Müren'i izliyoruz aslında. Zeki Müren, Zeki'yi canlandırıyor. Belki de kendisini :)

Zeki fakir bir genç. Çocuk yaşlardan beri sağda solda çalışıyor. Ne iş bulursa onu yapıyor. Elindeki tek şey sesi. Eğitimi yok, yaşamını zorlukla kazanan bir tip.  Bir gün, zengin bir kadın, Nermin bu genci keşfediyor. İşte sesini çok beğendiğini söyleyerek kendisini araması için. Sonra Zeki'yi himayesi altına alıyor. Hocalar tutuluyor, çalışmalara başlanıyor. Dur durak bilmeden çalışıyor Zeki ve sonunda şöhret kapısı onun için aralanıyor.

Şarkı söylüyor, filmlerde oynuyor. Halk Zeki'yi çok seviyor. Buraya kadar her şey iyi, her şey hoş. Ancak Nermin tabii ki bunları babasının hayrına yapmamış.

Nermin evli bir kadın olsa da kocasına aşık değil. Aralarında soğuk savaş var resmen. Sürekli aşağılıyor adamı Nermin. Asım'ın yani Nermin'in fasulyeden kocasının çok zoruna gidiyor bu aşağılamalar tabii ki.

Neyse bu arada Zeki büyük bir konsere hazırlanıyor. Konserde kendisine piyanoda eşlik edecek bir kızcağız var, o da Leyla. Onu çalıştırıyor Zeki, konser için. Bu arada da birbirlerine aşık oluyorlar. Tabii ki Nermin durumu görmekte ve Zeki'yi "Leyla ile aranda hiçbir şey olamaz. Taleben olarak kalsın!" diye uyarmakta gecikmiyor.

Nermin Zeki'ye kancayı takmış anlayacağınız. Yaptığı iyilikler karşılığında Zeki'den aşk ve fiki fiki istiyor. Zeki de biraz şapşal biraz bön olduğundan kadının pençesine düşmüş işte.

Başta bir minnet borcu olduğunu düşünerek istediklerini yapıyormuş. Sonra, Asım ve Nermin, Zeki'yi alıp karşılarına oturtmuşlar. Yurt dışına bir şey kaçırmasını istemişler, ben uyuşturucu ticareti gibi anladım biraz ama olmayadabilir. Belki yasa dışı elmas ticaretidir. Neyse. Zeki tabii ki kabul etmemiş böyle bir şeyi, şiddetle karşı çıkmış. Ama bir şekilde Zeki'nin çantalarından birine sokuşturuvermişler gitmesi gereken maddeyi. Böylece istemeden de olsa bu işe bulaşmış olmuş Zeki. Biraz da korkak bir tip olduğundan polise gidip her şeyi anlatamamış. Böylece ellerinde oyuncak olmuş.

Ama aaah ah, bilirsiniz. Aşk nelere kadir *.* Leyla'ya aşık olunca Zeki'ciğimiz, Nermin'in daha fazla oyuncağı olamayacağını anlıyor. Tabii bu arada Leyla'yı da çok yıpratıyor.

Kıza yüzük vermiş, nişanlanmışlar kendi aralarında ama herkesten gizlemesini istiyor. Neden? Nermin öğrenmesin diye. Ama kızcağızın olan bitenden haberi yok ki. "Hiçbir şey sorma Leyla ama bana güven, seni sevdiğime inan" triplerinde Zeki. E kızcağız tamam diyor, nişanı gizliyorlar. Ama o kadarla kalsa iyi. Zırt pırt Nermin çıkıyor ortaya. Ne zaman gel dese zeki koşuyor. Leyla ne düşünsün? Bu hallerini neye yorsun? Böylece, Zeki'den ayrılmaya karar veriyor, ne yapsın? Tam o ayrılık mektupları yazarken, Zeki her zaman olduğu gibi bir beyaz gülle evine geliveriyor.

Sonra Leyla'ya olanı biteni anlatıyor. Neden her defasında Nermin'le gitmek zorunda olduğunu, bu hayattan nasıl sıkıldığını falan filan. Leyla'da hemen boynuna sarılıyor Zeki'nin. Ona inandığını fakat ne olursa olsun bunu polise anlatmaya mecbur olduğunu söylüyor. Zeki de aynı düşüncede. Zaten polise gidecek ama şu büyük konseri atlatmayı bekliyor.

Ama tabii ki salak olduğu için, polise molise gitmeden, kadının damarına basarcasına gazetelere ilan veriyor Leyla ile nişanlandığını bildiren.

Ah şapşallar! Madem ki kadına rest çekeceksiniz, bari gücünüz olsun. Madem kadınla başa çıkacak gücünüz yok bari aklınız olsun. Gidin paşa paşa polise, anlatın her şeyi. Nişanlanıyor musunuz, evleniyor musunuz, ilan mı veriyorsunuz ondan sonra yapın. Kadın oturup bekleyecek değil herhalde beni polise ihbar etseler diye, be akılsızlar.

İlanı görünce tabii ki Nermin beyninden vurulmuşa dönüyor. Zeki'yi tehdit ediyor önce. Sonra da durumu kabullenmiş gibi yapıyor. Bunları evine davet ediyor." Ayrılığımız dostça olsun, nişanlını da al gel" diye. Zeki başta kabul etmek istemiyor ama Nermin çok ısrarcı. Bir de Zeki'nin en yakın arkadaşı olarak gördüğü bir herif var, Sacit. O da son bir kez gitmesi konusunda onay verince daveti kabul ediyor Zeki.

Nermin bu davet esnasında, Zeki'nin içkisine bir toz karıştırıyor. Bu şapşal da içiyor tabi. Be adam, bunca şeyi karıştıran kadının ne kadar tehlikeli olduğunu anlayamadın mı daha? Ne diye içkini kendin almazsın, ne diye tedbirli davranmazsın?! Neyse.

Bu Nermin'in karıştırdığı toz, Zeki'nin ses tellerini tahriş ediyor. Zeki boğazı yanıp kavrulurken sahneye çıkıyor çıkmasına ama, sesi çıkmıyor adamın. Tabii apar topar kulise taşıyorlar, hayranları üzgün. Hemen bir doktor çağırılıyor. O da pek bir şey diyemiyor, "Bünyesi kuvvetliyse düzelir" diyip gidiyor. Zeki'nin kafasına içtiği içki dank ediyor tabi ve fırlıyor! Sacit de peşinden. Arabaya bindikleri gibi Nermin'in evine.

Nermin'in kocası Asım da kendi planını yapmış. Entrikalar, entrikalar arkadaşlar. Yazarken heyecanlandım şimdi bak. Neyse, ne diyordum? Asım da kendi planını yapmış. Zeki'nin eve geldiğini görünce tabancasını kaptığı gibi karısının odasına dalıyor ve kadını oracıkta öldürüveriyor. Silahı da yanına atıyor ve odadan kaçıyor. Bu esnada Zeki dalıyor içeriye. Bir bakıyor ki Nermin yerde. Tabi, salak sen git silahı da elle, kurcala. O esnada Asım dalıyor içeri "Katil! Katil!" diye. Hizmetçiler koşuyor çığlık çığlığa.

Bu olanlar karşısında telaşa kapılan Zeki, çareyi kaçmakta buluyor. İşte meğer bir sarhoş da arabasına binmiş. Kaza geçiriyorlar, sarhoş ölüyor, Zeki kurtuluyor. Ama herkes parçalanmış cesedin Zeki'ye ait olduğunu sanıyor.

Sonra beş parasız ve şarkı söyleyemeyen Zeki böyle sirk gibi bir yere düşüyor. Orada acı çekiyor bir süre.

Of, anlatmaktan sıkıldım. Neyse buraları kısa keseceğim. Zeki tüm bunları yaşarken, Sacit de Leyla'yı meşhur etme çabaları içinde. Zaten kıza göz koymuş. Zeki'yi kötüleyip duruyor ve kendisiyle evlenmesi için ısrarlarda bulunuyor. En sonunda Leyla kabul ediyor, evlenecekleri haberi gazetelerde yayınlanıyor.

Tabii ki Zeki perişan. Biri en yakın arkadaşı, biri sevdiği kadın. Arkasından böyle işler çevrilmiş, ne düşünsün?

Öyle böyle derken polisle iş birliği yapıyor, orada bir şeyler var ama ben anlatmaya çok üşeniyorum artık.

En sonunda Leyla Sacit'le falan evlenmiyor. Tabii ki hemen her Türk filminde olduğu gibi mutlu sonla bitiyor ve Zeki'yle kavuşuyorlar.

Dediğim gibi, bu filmi bir önceki kadar sevmedim. Ama Zeki Müren'in şarkılarıyla doldu kulağım. Dün de onlara sardım işte gece, youtubedan dinledim durdum. Annem de çok seviyor adamın sesini. Bir ara evdeki kasetlere bakacağım, kesin Zeki Müren de vardır *.* Belki Ankara'ya götürürüm, Ebru ile dinleriz, o da çok seviyor Zeki Müren'i.

Son olarak, size Zeki Müren'den bir şarkı armağan edip gideyim. 
ve

10 yorum:

  1. Eski türk filmleri vazgeçilmezim.Şu sıralar aynen sizin gibi ben de Cahide Sonku'nun hayatını anlatan bir kitap okuyorum ve her yerde Vahide Sonku filmi arıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne Cahide Sonku'yu ne de Vahide Sonku'yu tanıyorum. Ancak, bir Türk filmi canavarıysanız, belki bana yardımcı olabilirsiniz. Belgin Doruk'un tüüm filmlerini izlemek istiyorum ama torrent falan bulamadım. Nereden ulaşırım bilemiyorum. Sizin bir fikriniz var mı acaba?

      Sil
  2. eski filmleri izlemek mutluluk veriyor bana, bazen o zamanlarda hayal ediyorum, onlar gibi konuştuğumu öyle giyindiğimi -hayalperest sempa- ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok tatlı konuşuyorlar SempA :)
      Bazen ben de düşünüyorum öyle.

      Sil
  3. Nil'in o klibi çok hoş, şarkısı da :)

    aa Osman Seden, Çalıkuşu'nun eski versiyonlarını da o çekmişti :)

    kıyamam Zeki'ye, başına gelmeyen kalmamış. aslında Türk filmlerinde hep kızların başına gelir bunlar. kızlar ünlü yapılmaya çalışılır, kızlar kullanılır vs. ama sonu mutlu bitiyor ya en güzel yeri orası :) çok severim ben de Türk filmlerini. izlemedim ama bunu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah evet genelde kızlara olurdu. Ama Zeki o kadar saf ki... Bir yandan üzüldüm bir yandan kızdım ona :)

      Evet, sonunun güzel bitmesi güzel. Sonu kötü biten filmleri kitapları çoğunlukla sevmem zaten.

      Sil
  4. Yaşasın eski türk filmi yazıları! :)
    Her ne kadar bi yerden sonra neler olabileceğini tahmin edilse de bi başka eski filmler :)
    Eline sağlık ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir Türk filmi sever daha *.*
      Evet, çok tatlılar.
      Teşekkür ederim :)

      Sil
  5. not aldım bunu.
    ne kadar sevimli değil mi konusu.
    çok tatlı bunlar ya.
    ben de ah nerede vah nerede ile tosun paşayı peek severiim.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah nerede vah neredeyi ben de çok seviyorum :D
      Evet, iki film daha izledim, türk filmi ama yazmadım daha :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;