29 Kasım 2013 Cuma

yemek, lösemi ve surata su çarptırma

Yemek söz konusu olduğunda Mert bazen Ayı Winnie gibi davranabiliyor. Bu gün yemekhanede köfte vardı. Köfte olan günler benim azaplı günlerim çünkü kıyma yemekten korkuyorum. Bir de ağzımın muhtelif yerlerinde aft çıktı. Biraz da hasta gibiydim. Keyifsiz olunca, pek iştahım açık değildi ne yazık ki. Biraz çorba içtim, bir de makarnamı yedim. Yemediğimiz yemekler daima Mert'in tabağına gider. Çünkü onun yemek konusundaki felsefesi şudur: "Çöpe gideceğine mideme gitsin." Böyle olunca benim verdiklerimi de yedi ama aynı zamanda sinirlendi de. Burcu ile ikisi bir olup bana çemkirdiler. Az yiyormuşum, meyve yemiyormuşum, kendime bakmıyormuşum. Mert diş eti erimesinden ve lösemiden bahsetti. Bir gün çok hasta olacağımı söyledi. Ben de "Sen de acı içinde ellerimi tutarsın" dedim. "Her gün bana çiçek getirirsin ama ben gözümü açıp görecek halde olmam." O da "Sana her gün gül alıp dikenlerini suratına çarptırırım!" dedi. Onlara abarttıklarını söyledim ama beni dinlemediler.

Yemekhaneden çıkınca tartışmaya devam ettik. Mert beni çok sinirlendirdi, Bukowski'ye benziyormuşum, öyle dedi. "Ah" dedim "ne güzel. Onu baya eğlenceli bulmuştun!" "Evet ama yanımda görmek istediğim biri değil o!" dedi. Ben de "İyi o zaman beni de yanında görmek isteme. Sizi bırakıp gideceğim, böylece herkes rahat edecek. Daha beter bi' yaşam tarzı benimseyeceğim, böyle kendim için çok daha zararlı." diye söylenmeye başladım, bir yandan da onları arkamda bıraktım yürüyorum. Arkama bir döndüm Mert gözü dönmüş bir vaziyette elinde su bardağı üzerime geliyor. "Bunu suratına çarpmak istiyorum Cessie!" dedi. "Başından aşağıya boşaltmak istiyorum!" O bana böyle çemkirirken ben de "Heööövf!" diyerek bardağa bi' tane patlattım. Sular biraz Burcu'ya sıçradı sanırım. Burcu "İkiniz de manyaksınız! Ben bölüme gidiyorum!" diyerek bizi terk etti. Biz de peşinden gittik.

Sonra fark ettim ki romanımı sınıfta unutmuşum. Hoca derse girdiği için alamadım da, bölümde oturup ara vermesini bekledik. Sonra kitabımı aldık. Markete gidip meyve aldık. Mandalina ve greyfurt. Mert Burcu'yu "Lütfen ona beş altı tane mandalina yedir Burcu" diye tembihledi, ben üşüdüğümden yakındım ve çocukmuşum gibi davrandıklarını söyledim.

Pazartesi mikro, salı sisbot vizesi var. İkisine de hazır değilim. Burcu eminim içinden bana kızıyor şu an. Ben ağzım acıyor diye pek konuşamıyorum. Hayat çok zor. Greyfurtları yemedim.

8 yorum:

  1. Geçmiş olsun .s
    Greyfurt çıktı mıııı (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıktı tabii! :D
      Oralarda yok mu pazar, market neyin?

      Sil
  2. Ben de Meeeeert! :)

    Geçmiş olsun. :(

    Ben de bekliyorum ısrarla Kafa Dergi'ye ve Ters Düz'e... Sevgilerimle... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mert!
      Teşekkür ederim, ikisine de uğrayacağım :)

      Sil
  3. başkasının çatalını kaşığını daldırdığ tabaklardan nasıl yemek yiyebiliyolar lan!!!

    diş eti erimesini okuyunca bi irkildim, öyle korkunç şey mi denir la ona!! diş eti çekilmesi desin de daha bi sempatik dursun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz diş hekimi olmadığımızdan herhalde. Ben de yiyebiliyorum, yapabiliyorum öyle şeyler.

      Evet erime dedi. Ağız iltihaplanmalarından ve lösemiden de bahsetti. Ben de beyin tümörünü hatırlattım.

      Sil
  4. allam ya tatlısınız üçünüz yaa.

    geçmiş olsun.

    :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;