28 Aralık 2013 Cumartesi

2013 hakkında yazmak istiyorum!

Birkaç gündür 2013 üzerine bir şeyler yazmak, seneyi şöyle bir gözden geçirmek istiyorum ama üşeniyorum. Üşeniyordum. Her zamanki ki Mina ilham kaynağım oldu şu yazısıyla.

Geçen yıl neler istemişim diye baktım ben de şöyle bir. Listeye de şuradan ulaşabilirsiniz.

Öncelikle siz sormadan söyleyeyim. Kendime ait bir gezegenim oldu. Belki cismani bir gezegen değil ama ara sıra ziyaret edebildiğim, bahçesinde fil beslediğim bir gezegeni zihnimde inşa ettim ve dönem dönem oraya kaçtım kafa dinlemek için. Çoğunlukla Nohut da bana eşlik etti.

Brian Molko'dan Happy You're Gone ile ilgili bir itiraf gelmedi ama beklemedeyim arkadaşlar. Kesinlikle bir gün şarkıyı bana yazdığını açıklayacak.

Hayatım rayına oturdu mu oturmadı mı ben de bilmiyorum ama 2013 yılında, sonunda Nohut ile yüz yüze görüştük. Beraber dondurma bile yedik. Sarıldık bile olum.

Başarılı olamadım, üzerimden düşmeyen bir pantolonum da hala yok. Bu dileklerim gerçekleşmedi yani arkadaşlar. Pantolon konusunda çok umutsuzum :(

Kimyadan geçtim, daha fazla kitabım oldu. İstediğim kadar mektup yazmadım ama olsun. Baykuşlu bir elbisem hala yok.

Peki başka neler oldu? 2013 senesi boyunca Nohut'la bir sürü şey paylaştık. Sene boyunca pek çok zor anımda yanımda oldu, her zaman destekçimdi. Bazı zor zamanlarımın ise bizzat nedeniydi, öyle zamanlarda da Burcu'nun ve Mert'in omzunda ağladım. En sonunda da ayrıldık, zaten biliyorsunuz. Onu seviyorum, onu sevmeyi ve özlemeyi bırakmadım. Çok değer verdiğim insanlardan biri, hâlâ öyle.

Belki popomdan düşmeyen bir pantolonum olmadı ama dün ömür boyu seveceğim bir hırka buldum, sene içinde yine öyle bir kazak aldım eheh.

Bir sürü kitap okudum fakat yine de istediğim kadar okuyamadım. 2013 yılında okuduklarım üzerine başka bir yazı yazacağım zaten. O yüzden bunu çok uzatmıyorum.

Bir kedim oldu. Hayatımda ilk kez bu sene bir hayvanla konuşmanın nasıl bir şey olduğunu öğrendim, daha önce yaptığım bir şey değildi.

Sene içinde iki oda arkadaşı değiştirdim, insanın tanımadığı insanlarla yaşaması nasıl bi' şeymiş öğrendim. Çok ilginç bi deneyimdi.

Hayatımda ilk kez alkol aldım sene içinde. Şarap, bira ve votka denedim. Hiç birini sevmedim, hepsinin tadı bok gibi. Sarhoş olmadım.

Sürekli öpüşemediğimden şikayet ediyordum, bu sene beklemediğim kadar öpücük aldım. Artık huzur içinde ölebilirim.

Bu sene, Gezi Parkı olayları ile birlikte, ilk kez yalnız olmadığımı hissettim. Bir yerlerde birileri varmış, gördüm. İnsanlar birbirlerini anlayabiliyormuş, gördüm. Gördüm ki bizim nesilde çok zeki insanlar varmış, meğer her birimiz kara mizah örnekleriymişiz. Meğer hepimiz Beşiktaş için tezahürat yapabilirmişiz. Meğer insanlar her türlü inanca saygı duyabiliyormuş. Çevreye duyarlı bir sürü genç varmış.

Bunların karşılığında kayıplar da oldu tabii. Devlet eliyle insanlar öldü, bunu daha başka nasıl ifade ederiz bilmiyorum. Yeni isimler kazındı hafızamıza, yazmama gerek yok, herkes biliyor, kimse de unutmayacak zaten.

2013 yılında yalnız olmadığımı görmekle kalmadım, artık asla yalnız kalmayacağımı da biliyorum. 2013 senesi bana Mert gibi bi' dostu da getirdi. O her şeyden önce benim dostum. Bu dünyada beni en iyi anlayan insan. Gecenin bir köründe beni İstanbul'a gitmem içi taksiye bindirecek tek insandı. Doğru olanı yapıyorsun diyecek tek insandı. Yolda okumam için kitabını verip "Kendine dikkat et, başına bir şey gelmesin. Kitabımı geri getir" diyecek tek insandı. 2013 yılı içerisinde onun asla arkamda bırakmayacağım tek insan olduğunu görmüş oldum.

Bu yıl sonunda Yüzüklerin Efendisi üçlemesi benim oldu! Buradan Mert'e teşekkür ediyorum :*

Bu sene bir şey daha oldu. Guni'yle konuştuk. Guni dedi ki, böyle olduğumuz için çok üzgünmüş. Sırf bu yüzden ağladığı olmuş. Çevresinde bir sürü insan varmış ama kimmiş onlar? Onu anlamayan kişiler. Bizim ilişkimiz böyle olmamalıymış. Sonra Adana'ya gidince dışarı çıktık onunla. Konuştuk, bana lambasının etrafında dolaşan kelebekten bahsetti, onun için ağladığından. Çok hisli çocuklardık biz, gerçekten. Küçükken de böyleydik zaten. Onu anladım, o da beni anladı, bir nebze. Sanırım Guni'yi affettim.

Bu yıl kendimi o kadar çok sorguladım ki anlatamam. Kendimle ilgili pek çok şeyi çözdüğümü sanıyorum. Bundan sonra daha iyi olacağım, daha iyi yaşayacağım, kendimi tam anlamıyla seveceğim. Bu ülkeyi de seviyorum artık. Bu insanları da seviyorum, hepsini değil ama en azından bir kısmını.

Peki 2014 yılından neler istiyorum. Hemen yeni listemi yapıyorum.

  1. Başarılı olmak istemiyorum. Artık bunu umursamıyorum. Eskiden içimde olan, hâlâ da bir yerlerde biraz kalmış olduğuna emin olduğum öğrenme isteği, o dışarı çıksın istiyorum. 
  2. Ev istiyorum, içinde Mert ve Burcu olsun. Hatta Guni de olsun mümkün olursa. Biraz özel hayat, biraz nefes almak. 
  3. Daha çok müzik grubu tanımak, daha çok film izlemek ve bu sene daha çok okumak istiyorum, İngilizcemi ilerletmek istiyorum.
  4. Bu çok umutsuz bir dilek belki ama yine ve yine popomdan düşmeyen bir pantolon istiyorum. 
  5. Biraz daha coşku, biraz daha delilik sanırım ihtiyacımız olan. Coşkulu delilik, daha fazla cesaret, gerekliyse küstahlık. İşte bunları istiyorum!
  6. Belki resim yapmak da istiyorum, resim konusunda çok emin değilim. 
  7. Güzel bir yıl geçirmek istiyorum. Ailem beni anlasın bir de Mina'nın dediği gibi, iyilik olsun istiyorum. İnsanlar iyi olsun, biraz huzur. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;