8 Aralık 2013 Pazar

kar, doğum günü, kedim

Geçen akşam kedim yemekhanenin oradaydı. Böyle, sıcak hava üflediğini düşündüğümüz fakat adını bilmediğimiz bi' şey var, onun altında takılıyor kedim. Yanına gittim, her zamanki gibi "Kediim, kediiim!" dedim, bu kez poposunu kaldırmaya tenezzül etti. Azıcık sevdim sonra mavi eldivenlerimden korktu mu yoksa onlarla oynamak mı istedi bilmiyorum ama elime doğru bi' atıldı. Ben de onu daha sonra sevmeye devam etmek niyetiyle yemekhaneye gittim.

Döndüğümde kedim oradaydı. Yine seslendim, çıktı yerinden. Önce yere oturdum o da karşıma oturdu bakıştık biraz. Sonra dokunmaya cesaret edebildim. Yine eldivenlerime atıldı bu yüzden elimi ondan saklıyorum fotoğrafta. Mert'e "Mert nolur onu kucağıma oturt litfeeen" diye yalvardım. O da kediyi kucağıma bıraktı. Allam o minicik patileriyle kımıldandı falan, yerleşti kucağıma. Onu sevdim ve onunla konuştum. Hayatımda gördüğüm en güzel kedi olduğunu, onu çok sevdiğimi söyledim. Ay o kediye sarılmak ve sıktırmak istiyorum. Ama kendimi tutuyorum.

bu da vidyo
Bu aralar boğazım ağrıyor. Dün sabah bademciklerimde beyaz lekeler tespit ettim. Aslında sadece sol bademciğimde. Bu sabah onların kahverengimsiye dönüştüğünü gördüm. Bu sevimsiz hastalığa "bademcik küflenmesi" adını verdim. Bu sabah sesim de bi' tuhaf, hiç hoş değil.

Dün tüm bunlara rağmen Mert'le Kızılay'a gittim. Aslında o bana doğum günü hediyesi alacaktı, ben görmeyecektim. Sonra beraber Burcu'nun doğum günü hediyesini seçecektik. Ama Mert dayanamadı, hediyemi gördüm ve tüm gücümle itiraz ettim. Ama o kararını aylar öncesinden verdiğini söyleyerek beni dinlemedi ve bana Yüzüklerin Efendisi'ni aldı! Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim ama sonra sevindim. Bu yüzden parasız kalırsa ona bakmaya karar verdim ve bu kararımı ona da bildirdim. 

Burcu için hediye bulamadık. Bi' cüzdan beğenmişti, ona baktık ama açıkçası ben o cüzdanı hatırlamıyordum. Çirkin cüzdanlar vardı, hiç içime sinmedi. Kitap mı alsak diye düşündük, o da içime sinmedi. Sonra Mert'e Burcu'yu bi' süre daha kurcalamanın mantıklı olduğunu söyledim. İki hafta falan sonra tekrar Burcu'nun hediyesi için çıkacağız. 

Biz çıktığımızda yağmur yağıyordu. Tüm gün kapalıydı hava. Dolaştık durduk, sonra Sıhhiye kampüsüne gidip yemek yiyelim dedik. Dün yemek çok güzeldi olum, domates çorbası vardı. Tam bademciklerime layık. "Ay yoruldum, yoruldum" diye sızlanarak gittik yemekhaneye ikimiz de. Ben buna domates çorbası için katlandım, Mert ne için katlandı bilmiyorum. Yemek yerken kar yağdığını fark ettik. Yemekhaneden çıktığımızda her yer bembeyazdı ve kar yağmaya devam ediyordu! Hem de minik minik kar değil, kocaman kocaman kar! Baya şaşırdık ve sanırım mutlu da olduk. Ben hayatımda hiç böyle bi' şey görmemiş ve yaşamamıştım. Bu yıl hiç geçen yılki gibi değildi. Sağa sola ayak izlerimizi bırakarak yürüdük. Ayağımda spor ayakkabılarım vardı ve bu hiç hoş olmadı. Mert bana kartopu fırlattı, ben de ona fırlattım. Otobüse bindiğimizde ısınabildik biraz. Kızılay soğuksa Beytepe bunun 5 katı kadar falan soğuktu sanırım. Kampüse gelince titreyerek vidyo çektik.
Mert rahat duramadı ve beni karların içine düşürdü. Bu esnada elimi acıttı, daha sonra vicdan azabı çeksin diye biraz bıdı bıdı yaptım ama gerçekten üzüldüğünü görünce "Üzülme, yine de çok hoştu" dedim. Hayatımda ellerim hiç o kadar acımamıştı, soğuk nasıl bi' şeymiş öyle yahu!

Kendime kitap ayracı, not defteri ve araba görünümlü bir mouse aldım. Artık hayatımda mouse olduğu için Mert'le Drakensang oynayabildik ve eğlendik. Burcu'nun bilgisayarı oyunu açmayı reddettiği için bize katılamadı. Mert'in oda arkadaşı Cihan da heveslendi bi' ara ama o da katılmıyor sanırım şimdilik. 

Dün çok güzel bir gündü, bu gün sabahın dokuzunda kalkmış olmamın nedeni çamaşır yıkıyor olmak. Hastayım, çeviri yapmam gerek, İngilizce bilmiyorum. Bi' de omurgasız sınavı var ayın 13'ünde falan. 12'sinde sunum var. Oy oy...

PS. Ya bu tarih 7 Aralık Cumartesi görünüyor ama aslında bunları 8 Aralık Pazar sabahı yazdım ben.

12 yorum:

  1. Bizim kampüste de böyle kedicikler var. Ayrıca köpeklerde. Köpekler varken kediciklere pek pas vermiyorum. Köpekler gittikten sonra kedileri sevmek istiyorum. Bu seferde onlar bana pas vermiyorlar. :)
    Heyyyy Yüzüklerin Efendisi'ni zevkle okumuştum. Çok seviyorum da. İyi okumalar.
    Kar yağması ne kadar güzel oldu değil mi? :) bende Ankara'dayım ve gece boyu eve girmedim. Karlarda yuvarlandım. :)
    Derslerin de kolaylıklar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah teşekkür ederim.
      Yüzüklerin Efendisi'ne hemen başlamak istiyorum ama pek uygun bir zaman da değil sanırım, ne yapacağımı bilemiyorum. Ödevimle başım belada biraz *.*

      Kar çok hoş da bir de hasta olmasaydım keşke :)

      Sil
  2. kedinin gözleri nasıl parlıyor öyle ya? sen daha tatlısın bi kere kediden :)

    ama doğum gününe daha zaman var, erkenden mi aldı hediyeni yani?

    Cessie'm, kendine dikkat et. bir doktora görünsen, bak kar da yağmış, çok soğuktur, iyice ilerlemesin hastalığın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ki, parlamış öyle. Göz yapılarıyla ilgilidir belki.

      Evet, erkenden verdi hediyemi, sabredemedi.

      Doktorlara güvenmiyorum -.- Gitmek istemiyorum. Ben kendi teşhisimi koydum. Düzelirim *.*

      Sil
  3. Canım bademciklerin iltihaplanmış olabilir doktora git bence Kendine dikkat et , kedide sende çok tatlısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bademcik kanseri olduğuma kanaat getirmediğimiz sürece doktora gitmek istemiyorum, hiç güvenmem doktorlara. O kadar kötü değilim. :D

      Sil
  4. yaaa ben bu blogu çok özlemişim cessie!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ehehe ben de senin bloguna gelince kendime böyle şeyler diyorum .

      Sil
  5. kedin de maşallah pek uysalmışşş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dışı seni yakar içi beni. Çok korkuyorum aslında o kediden. Onu seviyorum ben, ne olduğunu anlayamadan ısırıverebiliyor. Bazen sevmek istediğimde patisiyle vuruyor. Bilmiyorum, baya çalkantılı ilişkimiz.

      Sil
  6. hihi herşey çok hoş ki.
    üşüyosun.
    bi deee, mertin sesi tiyatrocu sesi gibi ya.
    söle de tiyatro ile ilgilensin yaaa.

    küflenme hihi.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mert bu konuda yetenekli de sanırım.
      Evet ona söyleyelim bunu yahu. Ben mesela hiç beceremem ama onda var bi' ışık. İlgilenir mi bilmiyorum ama bi' sorayım. Daha ziyade keman çalmak istiyor Mert.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;