4 Şubat 2014 Salı

Atlas Shrugged: Part 1 (2011)

Filmi dün sabaha doğru izledim. Atlas Silkindi ismiyle çevrilen kitabı da şu sıralar okuyorum. Kitap üç ana kısımdan oluşuyor, bu üç ana kısım diye bahsettiğim kısımları ayrı kitaplar halinde bulabilmek de mümkün. İlk kısmı (İtirazsız) bitirince, filmi izlemekte de sakınca görmedim. İlk bölüm ve ikinci bölüm yayınlanmış, üçüncüsüyse sanırım yapım aşamasında.

Kitaplardan uyarlanan filmleri genelde beğenmiyorum. Kitap çok daha detaylı, geniş. Filmde belki de süre sıkıntısı yüzünden bazı detaylar atlanıyor, bazı kısımlar değiştiriliyor. Böyle şeylerden hoşlanmıyorum. Okuduğum hemen her şeyi ekranda göremeyeceksem, uyarlamasınlar daha iyi diye düşünüyorum. Bu nedenle, bu filmi de başarılı bulduğumu söyleyemem.

Ayn Rand ile tanışmam geçen yıl oldu, Bülent Hoca sayesinde. Biz Mert'le bu kadını okuduk ve tartıştık. Çok konuştuk, hâlâ konuşuyoruz. Onun kitaplarında, bir veya birkaç karakter vardır ki, bu karakterler onun aynı zamanda ideal insan tipidir. Bunlar işlerinde çok başarılıdırlar, çalışmak, yaşamak onların en büyük tutkusudur. Davranışlarında esas aldıkları şey, kendi düşünceleri, kendi istekleridir ancak bu istekler ve düşünceler mantıksal bir temele dayanmak zorundadır. Bu bireyci ve bencil insanlar toplumla çatışırlar ancak, kendi çizgilerinden sapmazlar. Genellikle de mutlu sonla bitiyor kitapları.

Atlas Silkindi'de de dünyayı sırtında taşıyan insanlardan bahsediyor kadın. Modern dünyanın Atlas'ları. Bir demiryolu şirketi var, onu yöneten bir kadın, Dagny. Yine piyasadaki tüm metallerden daha hafif, tüm metallerden daha dayanıklı bir metal üretmeyi başarmış bir adam, Hank Rearden. Müthiş bir petrol şirketine sahip Eliis Wyatt. Eskiden başarılı bir işadamıyken şimdi sosyete çapkınına dönüşmüş bir adam, Francisco D'Anconia.

Bir de kötüler var tabii ki. Hank'in ailesi, boşboğaz karısı özellikle. Dagny'nin erkek kardeşi Jim. Aklı mantığı fırlatıp bir kenara atmış, her şeyin toplumun refahı için feda edilebileceği fikrini benimsemiş politikacılar, yazarlar ve entelektüeller, bilim adamları. Bir de hiç kimsenin dilinden düşmeyen bir soru: John Galt kim?


 Biz bu iki grubun çatışmasına tanık oluyoruz başta. Sonra işini iyi yapan, dünyanın yükünü omuzlarında taşıyan insanların yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladığını görüyoruz. İlk film, nihayet Ellis'in petrol kuyularını patlatarak ortadan kaybolması ile son buluyor.

Bu aslında kitabın ilk bölümünün sonuna bile denk gelmiyor yanılmıyorsam, ilk kısım biraz daha devam ediyor. İkinci kısmı bitirmediğim için, ikinci filmi izlemedim.

Kitabı bitirince daha detaylı yazarım umuduyla yazıyı uzatmıyorum. Belki de yazmam. Umarım yazarım. Yönetmen Paul Johansson. Film 2011 yapımı, Imdb puanı 5.8


6 yorum:

  1. Filmlerin ikisini de izledim ve bence kitabın/kitapların yanında esameleri okunmaz. Sadece diyalogları izleyiciye aktarırsak film güzel olur diye düşünmüşler herhalde.

    Şimdi ben tabii bu konularda bilirkişi olduğum için böyle gönlümce sallayabiliyorum. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film güzel sayılmazdı. Aslında kitabı okumamış olsam, kitabın aktardığı şeyi kesinlikle filmden alamazdım.

      Geçenlerde Hayatın Kaynağı'nı izledim, o tabii oldukça eski bir film. Siyah beyaz falan. Korkunç diye düşündüm, felaket bu! Bu kadın böyle bir filme nasıl izin vermiş olabilir? Sonra fark ettim ki kitapta vermeye çalıştığı düşünceyi filmde yansıtmış. O kilit diyaloglar filmde mevcut. Kitabın bir özeti gibi. Sinema kültürüm yoktur, olduğunu iddia etmem. Ama belki de Ayn Rand'ın esas önemsediği, kendi düşüncesinin, vermek istediğinin en iyi şekilde yansıtılmasıdır diye de düşünmüştüm. Bu filmde onu da bulamadım pek.

      Sil
  2. Filminden çok kitabı merak ettim. :)
    Ben kitaplardan sinemaya uyarlanan filmleri izlemeyi sevmiyorum. Hayalimde yarattığım dünyayı başkasının hayali ile değiştirmek istemiyorum sanırım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım ben de öyleyim. Kendi kafamda canlandırdığım karakterler, mekan bana hep daha güzel, daha başarılı geliyor :D

      Sadece Harry Potter'ın sanırım 7. filminde çok ilginç bir şey oldu, filmin bir sahnesi aynen benim hayal ettiğim gibi çekilmişti. Hem dehşete düşmüş, hem mutlu olmuştum. Bu da böyle bi anım :D

      Sil
  3. konu süpermiş.
    filmi hatırlamadım.
    ayn rand bi tane okuyup sevmiştim.

    sen de dünyayın yükünü taşıyan duygulu atlaslardansın.

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheh ben hiç silkinemeyeceğim ama herhalde :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;