24 Şubat 2014 Pazartesi

Kitap Tiryakileri 5.Blog Turu 1.Gün : #direnAŞK | Ali Bolat | Yorum


Aslında anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Kitap Tiryakileri grubu bu kitabı okuyacağımızı söylediğinde, pek üzerinde durmadım. Kitabın normal bir aşk romanı olduğunu sanıyordum. Aslında eh, anormal bir aşk romanıydı da denemez. 

En iyisi biraz kitabın konusundan ve karakterlerinden bahsetmek. Ana karakter Aslı. Aslı otuzlu yaşlarda, eşinden ayrılmış ve bebeğini kaybetmiş bir kadın. Geçmişiyle kavgalı, insanlarla ilişki kurmak konusunda pek başarılı değil. Bir resim galerisinde çalışıyor, tekdüze bir hayatı var. Fakat bir gün en yakın arkadaşı Sibel, eşiyle sorunları olduğunu, boşanma aşamasında olduklarını ve son bir çabayla, evliliklerini kurtarmak adına bir tatile çıkmak istediklerini söylüyor ve 19 yaşındaki oğlu Cem'i misafir edip edemeyeceğini soruyor. Aslı tabii en yakın arkadaşının bu isteğini kıramıyor. 

Cem'in Gezi Parkı eylemlerine katılmasıyla Aslı'nın hayatı değişiyor. Cem'i korumak adına Gezi yollarına düşüyor, bu esnada başka gençlerle tanışıyor, direnişe katılıyor ve kendisinden on iki yaş küçük olan Ufuk'a aşık oluyor. Ufuk'a aşık olması geçmişiyle yüzleşmek zorunda bırakıyor onu ve böylece Aslı yeni bir hayatın kapısını aralamış oluyor. 

Bütün bunlar herhangi bir aşk romanında okuyabileceğiniz klasik şeyler, ya kadının ya adamın geçmişiyle kavgalı olması, yeni bir aşka yelken açmak için bütün bu sorunları çözmeye çalışması, klasik şeyler bunlar. 

Ama beni bu kitapla ilgili en çok rahatsız eden şey Gezi Parkı. Ben tabii ki Gezi Parkı'nda yaşananların pek çok insanın hayatını değiştirdiğini, etkilediğini biliyorum, benimkini de etkiledi. Ve bunun unutulmaması, üzerine konuşulması, yazılıp çizilmesi doğal, olağan. Belki de böylesi gerekli. Ama birilerinin de çıkıp "Gezi çok konuşuldu, satar da. En iyisi olaylar Gezi'de geçsin" diye düşünüp kitap yazması da çok canımı sıkar, can sıkıcıdır da. Yazar bunu böyle mi düşünmüş yoksa Gezi olaylarından gerçekten etkilendiği için mi böyle bir mekan seçmiş, böyle bir kurgu oluşturmuş bilmiyorum. Herhangi bir insanı da herhangi bir şeyle itham etmek istemem ama ben kitabı okurken bu tür bir önyargıdan ne yazık ki kurtulamadım.

Gezi'nin, Gezi'deki olayların bu şekilde ticarileşmesi fikri bana korkunç geliyor ve bunun fikrinden bile rahatsız oluyorum. Aklından bu tür hinlikler geçen insanlar Gezi'yi buna alet etmesinler en azından. 

Tekrar ediyorum, ben kimseyi suçlamak veya yargılamak niyetinde değilim. Bu benim kitabı okuduğum süre boyunca kurtulamadığım bir önyargı ve bir temeli de olmayabilir. Fakat yine de bunları yazmaktan çekinmeyeceğim çünkü yazar zaten kitabını yazarken ve yayınlarken bu tür eleştiriler alacağını tahmin etmiştir. 

Bütün bunlar haricinde Diren Aşk, hayatımda okuduğum ne en güzel ne de en kötü aşk romanıydı. Kendi türü düşünüldüğünde benim için ortalarda yer alıyor.

Son olarak, tur takvimimiz şöyle:

24 Şubat Pazartesi
Cessie Balık (ben *.*) - Yorum

25 Şubat Salı
Cessie Balık- Ön okuma

26 Şubat Çarşamba
Matmazella- Yorum

27 Şubat Perşembe
Colored Books - Karakter Analizi

28 Şubat Cuma
Obur Kitaplık - Yazarın Hayatı
Colored Books - Yorum

1 Mart Cumartesi
Kitap Maceraları - Yazarın Diğer Kitapları

2 yorum:

  1. hımm annadım bilemedim.
    biliyo musun, taksim her haftasonu akşamları gazlanıyo artık.

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;