2 Şubat 2014 Pazar

Merve ve gözlük

Merve'yle sözleşmiştik dün buluşmak için önceden. İkideki buluşmaya uyanamadım, kendimi tebrik ediyorum. Aslında biraz erken kalkıp bir şeyler atıştıracaktım ve Merve'yle de pasta falan yiyecektik ama ben gecikmemek için yemek yemeden çıktım evden. 
Merve beni şirin cupcake ve pastalar yapan bir yere götürdü. Sanırım bayramdaki buluşmamızda Guni'nin beni götürmek isteyip de bulamadığı yere.Yolunu iyice öğreneyim de şaşkını ben götüreyim diye düşündüm ama öğrenemedim eheh. 

Gözüm her ne kadar çilekli tartta kalsa da yüzümü gözümü batırmadan yiyebileceğime aklım kesmediğinden efendi efendi pasta söyledim. Kendime de "Doymazsan bi de tart yersin Cessie!" dedim. Tabii midemin bulanabileceğini pek hesaba katmadım eheh. Bir de göbeğim büyüdü resmen, kampüse dönünce koşmaya başlayacağım! Şişko olmak ve ortalıkta yuvarlanmak istemiyorum. 

Merve bir oğlandan bahsetti, araları iyiymiş, arkadaşlarmış fakat çocuk birden bir onunla samimi olmak istemediğini söylemiş. Bir süre ona verip veriştirdik. Ona da Mert'i anlattım, herkese Mert'i anlatıyorum. Herkese Mert'i anlatmaktan pek hoşnut değilim. Nohut'la olanlardan bahsettim. Onun yüzünden zırıl zırıl ağlamama, kalkıp İstanbul'a gitmeme çok şaşırdı Merve. "Cessie" dedi "sen mantıklı birisin. İnanamıyorum bütün bunlara!" Ben de "Ebet" dedim "ben de pek inanamıyorum. Ben de aklı başında mantıklı biriyim diye düşünüyordum. Ama yaptım işte." 


Geçen akşam Nohut aramış beni. Ben annemlerle oturuyordum, telefon da odamdaydı. Duymadım yani. Sonra da geri aramadım. Ayh çok sinirleniyorum. Nohut benden vazgeçmeyecekmiş. Şu an bir başkasıyla olmam önemli değilmiş. İstersem 10 kişiyle çıkayım, kalbimde onun için açık bir kapı hep olacakmış, buna inanıyormuş. Bunları çok seviliyorum, beni sonsuza dek bekleyecek biri var, bakın götüm de nasıl kalktı duygularıyla yazmıyorum. Ben bunları sinirle yazıyorum. Nohut blogumu biliyor, eğer okuyorsa bunu da görsün istiyorum, Nohut, sana olan öfkem içimde hala sana karşı arkadaşlık dışında herhangi bir duygu beslediğimden değil haksızlığa uğrama hissinden bir türlü kurtulamadığımdan!

buradan
Her şeyi bir kenara bıraktım. Özel meselelerimi döküp saçmayayım, kimseyi rencide etmeyeyim, Nohut hakkında kötü şeyler yazmayayım, bunları diğer insanlara sergilemeyeyim bile demiyorum artık, öfkeliyim. Sen madem beni bu kadar seviyordun bana nasıl öyle davrandın acaba? Ben neden ağlaya zırlaya gecenin köründe yollara düşmek zorunda kaldım acaba? Üç saat görüşmek için on saat yol tepip Ankara'ya gelemem diyordun, nasıl bana Ankara'ya gelsem görüşür müyüz diye sorarsın? Her bokumdan şikayet ediyordun, nasıl her şeyime razı olduğunu söylersin? Benimle mutsuzdun, seni üzüyorum diye ayrıca üzülüyordum nasıl benimleyken mutlu olduğundan bahsedebilirsin? Madem o kadar iyiydik, mutluyduk o zaman ben neden ağlayıp duruyordum acaba? Ulan beni teselli etmeyen insan kalmadı. Yanında ağlayıp zırlamadığım insan kalmadı. 

Hayır bütün bunları bir kenara bırakıyorum, nasıl Mert'ten bahsedebilirsin? Nasıl "Mert benim en yakın arkadaşım diyordu, şimdi birlikteler, objektif olmayacaksan konuşmayalım." diyebilirsin Ebru'ya? Allahım bu söylediğine sen inanıyor musun? Madem inanıyorsun, ben seninleyken aslında Mert'i de seviyordum da onunla olma planları kuruyordum, sana söylediklerim yalandı, öyle de iki yüzlüydüm neden hala benim sevgimin peşindesin acaba? Bu arada söylemeden geçmeyeyim, bu durum hiçbir şeyi değiştirmedi, MERT HALA BENİM EN YAKIN ARKADAŞIM.

Utku sana da iki çift lafım var! Burcu benim oda arkadaşım, onunla bir sorunumuz yok. Ona acı çektirdiğim de yok. Zannetmiyorum ki bana anlattıklarını sana da anlatmış olsun, o yüzden ay ne diyorsam ben de. Biz Burcu'yla hala birbirimizin omzunda ağlaşıyoruz, halimizden de memnunuz. 

Neyse bunlar hiç konumuz değildi ama dayanamadım. İnsanları tutup sarsmak istiyorum. Hayır ne yakın bir arkadaşıma kazık atmışlığım var benim ne de herhangi bir insana ihanet ettiğim. İnsanlar hangi düşünce kendisini daha iyi daha suçsuz hissettirecekse ona sarılıyorlar. Gerçek? Gerçek önemli değil. 

Konumuza dönersek, Merve'yle güzel bir gün geçirdik. Pasta yedim ve sohbet ettik. Sonra kalktık, ben aç olduğumu söyledim, Merve de beni dönerciye götürdü. Karnım doyunca keyfim yerine geldi. Gaza da geldim, kulağımı deldirecektim. Ama kendimi tuttum. Bence kendimi tuttuğum iyi oldu zaten delik deşiğim. Mert'in kulağı delinirken deldireceğim. Sol kulağımın boş kaldığı yeter artık! 

Sonra gözlük bakmaya gittik çünkü lens kullanmaya üşeniyorum ve gözlüğüme geri döndüm fakat gözlüğümden de sıkıldım. Elime de para geçti, nereye harcasam bilemedim, ben de gözlük almaya karar verdim. Bu babaanne gözlükleri var ya kalın çerçeveli, sanırım onlara kemik diyorlar, bu kez öyle bir şey denedim. Bence çirkin, ciddi ve saçma sapan oldum, güzel kaşlarımın da layıkıyla görünmesini engelliyorlar ama yine de kararımı verdim ve böyle bir gözlük aldım! 

Bütün gözlüklerimi aldığım bir dükkan var, yine oraya gittim. Adam beni 15 yaşında sanıyor sanırım. Bir süre gözlüğü gerçekten alacağıma inanmadığından ciddi anlamda şüpheleniyorum. Bence adamın içi, eline parayı verene kadar rahat etmedi ve zamanını benimle çarçur ettiğine emindi. Pazartesi günü alacağım gözlüğü eheh.

Bu arada Aykut Kence ölmüş. Onunla tanışma fırsatım olmadı, dersini dinleme fırsatım da. İsmini ders kitaplarımızda görüp duruyorum, ODTÜ'lü bir hocaydı, anladığım kadarıyla iyi de bir hocaydı. Bizim hocalar da ismi geçtiğinde ondan saygıyla bahsediyordu. Ölümü üzücü, içim parçalanmadı tabii ama, bir şeylerin daha kaybolduğu hissini yaşadım, önemli olması çok muhtemel bir şeyin kayıp gittiği hissini. Cenazesine katılmak isterdim, zannediyorum dün kaldırıldı.  

6 yorum:

  1. Sen o kadar değer verirken karşıdakinin bunu yapması bence asıl bizi bitiren de. Belki de bu yüzden en azından bazılarına karşı bencil davranmak, kendi hislerini önemsemek gerekiyor. Bak böyle okuyunca bende dayanamadım başladım yazmaya :) Sen de üzerinde fazla düşünmemeye çalış, çünkü yanında sana değer veren birileri var :)

    Bu arada Burcu ve Mert'i de çok merak etmeye başladım :D :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorum, Nohut da kötü biri değildir aslında, iyi bir çocuk. Beni de seviyordu, sevmedi değil ama çok ağladım, cidden. Herhalde bir daha böyle şeyler yapmam, onu da güzel hatırlamak isterim. Bu yüzden dediğin gibi çok düşünmemeye çok öfkelenmemeye çalışıyorum.

      Sil
  2. Keşke burada da öyle bir sürü pasta olan bir yer olsaydı, canım o kadar çekti ki ^.^

    Ve buradan Nohut'u sadece kınıyorum, gerçekten öyle bir dediği bir dediğini tutmayan insanları sevmiyorum. Keşke ya hiç konuşmasalar ya da söyledikleri şeylerden sürekli vazgeçmeseler.
    Bence Mert iyi bir insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında dediğim gibi, Nohut kötü biri değildir. Anlaşamadık ve ben çok üzüldüm, şimdi de öfkeleniyorum, kendimi tutamıyorum.

      Mert de iyi biri evet. O da sinirlendirdi bu gece beni.
      Hepsinin kafasını duvarlara sürtmek istiyorum.

      Sil
  3. heey haklısın evet sölediklerinde ama ben çok sırıttım sölediklerine.

    en hoş kısım da pastalar kapkeykleeer :)))

    ah ah sen aşk meselelerine gircektin haa ah ah 2 yıl önce sen ben anlamam derdin hatırladın mıı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Deep o çilekli tartlarda aklım kaldı resmen! *.*

      Evet ya. İnsanın hayatta başına türlü türlü işler geliyor, ben hiç bilmezdim aşk şeylerini, hiç de inanmazdım.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;