27 Mart 2014 Perşembe

kız gecesi ve bira

Kafamda bir sürü soru işareti var. Mesela bunlardan biri, bölümden bi' hocamın tam olarak ne iş yaptığı. Sürekli dünyanın bir yerinde yahu adam. En son Finlandiya'ya gitmiş. Ona bunu sordum, yanıtını bekliyorum. Başka sorular da var, onları size anlatmıyorum.

Biz bu gün Burcu'yla kız gecesi yapmaya karar verdik. Ben size anlatmadım, anlatacağım ama bir ara, ama Saatler'i izledim, Virginia Woolf'u da anlatan film. Filmin başından sonuna kadar ağla ağla ağla gözüm çıktı yemin ederim. Filmden çok etkilendim. Bir gün hiç neden yokken ölüvermekten bahsediyordu bir yerde. "İşte" dedim "sonumuz böyle olabilir. Birden, ortada görünür hiçbir neden yokken ölüverebilirim." Neyse, sonra Mina Urgan'ın Virgina üzerine yazdığı kitap geldi aklıma. Pazar pazar kendimi yollara attım, Mert'i de yanımda sürükledim fakat Dost kapanmıştı biz oraya ulaştığımızda. Bu gün, yine aynı kitabın peşindeydim.

Burcu'yu ayarttım! "Gel ulan" dedim "Gidip kitap bakarız, sonra da yemek yeriz. Arkadaşlarım bana bi' yer gösterdiler, porsiyonları büyük, fiyatı uygunmuş." O da bunalmıştı herhalde, olur dedi. Bu arada yarın limno vizem var. Gittik fakat kitabı bulamadık çünkü artık basılmıyormuş. Sanırım. Bize öyle dediler. Gittiğimiz yer de hiç uygun fiyatlı bir yer çıkmadı ama çok pahalı bir yer de çıkmadı. Normalde yemeklere ödediğimiz paradan çok da farklı değildi. Böylece "Çok pahalıysa kapıya doğru koşarız" diye düşünerek girdiğimiz yerde yemek yemeye karar verdik. Yemekten sonra "Hadi bira da içek" dedik. Burcu kaşlarını şüpheyle kaldırdı, içip içemeyeceğimi sordu çünkü genelde içemiyorum. "İçerim yea, nolcakmış?!" dedim bir de bira içtik üstüne. Konuşurken gülüşürken aramızda şöyle bir konuşma geçti, buraya not düşülsün istediğimden yazıyorum:

Ben: Burcu ya, biz ne zaman büyiycez?
Burcu: Cessie, biz zaten büyüdük...
Ben: Öyle mi?! Ne zaman?!

Eğlenceli bir geceydi. Mert bu arada bana mesaj atmış birkaç kez. Ben cevap vermeyince aramış. Sonra da Burcu'ya mesaj atmış. Dün, bu gün Kızılay'a gideceğimizi öğrenince "Sakın ölme Cessie" diye beni tembihlemişti. Bazen uyurken kendimi boğacak gibi oluyorum, ondan herhalde bu yersiz tedirginlikleri. Biraz merak etmiş beni, benim de şarjım bitmişti. Burcu aradı onu, telefonu da elime tutuşturdu. Mert gergin bir sesle "Alo?" dedi. Ben de neşeli bir sesle "Alo, Mert!" dedim. "Cessie, iyi misin?" dedi. "Hayır, hastaneye gidiyoruz şimdi biz. Çünkü bacağım koptu yolda." dedim. Mert telaşlı ve dehşete düşmüş bir sesle "Beni kandırıyorsun?!" dedi. Onun bu saftirikliği de tarihe not düşülsün istiyorum.

Şimdi benim çok başım ağrıyor. Bu yüzden yatacağım. Yarın da biraz erken kalkıp duş alacağım. Cuma günü Adana'ya gidiyorum ben. Oy kullanıp döneceğim.

Bu kadar.

8 yorum:

  1. asdasdsf çok acımasızsın. :D

    YanıtlaSil
  2. günaydın,
    sabah sabah iyi geldi seni okumak,
    iyi yolculuklar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günaydın
      Teşekkür ederim :D

      Sil
  3. hah haaaa. ama uyurken kendini boğmak ne beee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bikaç kez başıma geldi. Yanlışlıkla ya yastığı ya da yorganı yüzüme bastırdığıma inanıyoruz. Çünkü boğulmak üzereyken uyanıyorum, başka ne açıklaması olabilir?

      Sil
  4. yaaa güldürdü bu yazın beni. büyüdük mü ? aaa ne zaman =) hayret bişeysin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya benim genelde böyle şeylerden haberim olmuyo. Mesela Mert'le sevgili olduğumuzda da sevgili olduğumuzdan haberim yoktu, hep böyle sürprizler ve şoklar yaşıyorum :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;