2 Nisan 2014 Çarşamba

mim mimi ve bağzı şeyler

Geçen sefer de Deep'in mimini yapacağım diye böyle bir başlık atmış fakat mimi yapmamıştım. Bu kez mimi sekteye uğratmamak adına, önce mimi yapıyorum! Bu mimde, takipte olduğumuz, sayfasına bakmadan geçmediğimiz blogları yazıyoruz.

Ben eskiden blogları daha çok takip ediyordum ama, şimdilerde o kadar blog okumuyorum ne yalan söyleyeyim. Son zamanlarda "sayfasına bakmadan geçmem hüleyn" dediğim blog yok çünkü, sayfasına bakmadan geçiyorum gerçekten de. Fakat en çok okuduğum bir iki blogu yazabilirim.

Mina'nın bloguna çok uğradım son zamanlarda, yazdığı bütün yazıları okudum herhalde. Stupid Little Things.

İkinci olarak da, bir kitap blogu var, gerçekten takip etmeye çalışıyorum. Yazdığı hiçbir yazıyı kaçırmıyorum sanırım yine son zamanlarda. Bi Kahve Bi Kitap o da.

Başka blogları da okuyorum ama dediğim gibi son zamanlarda yazı atlamadan bu iki blogu takip ettim galiba.

Mim bu kadar, yapmak isteyen herkes yapsın!

Şimdi size başka şeyler de anlatacağım. Mesela yolculuğum, mesela ilk oy kullanışım. Ve, bu kadar.

Öncelikle, cuma günü Adana'ya gitmek ve vatandaşlık görevimi yerine getirmek için yollara düştüm. Bu yıl beni oy kullanmaya iten nedenlerden birisi şu güzel video: TIK TIK. Fakat bundan daha etkili olan bir video daha var ki o da şu: TIK TIK 

Şaka yapıyorum tabi fakat videoyu Mert'e gönderdiğimde en başta "Ulan haklı bunlar" diye düşünüp videoyu paylaşması fakat videonun ilerleyen dakikalarında "Ne diyor ulan bunlar? Ne hilafeti? Ney?!" gibi içsel tepkiler vererek (en azından ben böyle düşünüyorum) videoyu kaldırması bir oldu. "Mert" dedim, "insanların tipinden de mi anlamadın?" Anlamış ama onların temel görüşlerini bi kenara bırakıp anlattıkları düşünceye objektif bir şekilde odaklanmak istemiş. Onun bu saftirikliği de tarihe not düşülsün istiyorum fdsjlfds.

Neyse dediğim gibi cuma günü yola çıktım. Otobüsün ikinci kapısı var ya, o kapının hemen arkasındaki koltuktan, pencere kenarı bir yer almıştım. Zaten çoğu da doluydu yerlerin. Tabii ki teyzeden sonra (teyzeli yolculuk yazısı) yerime birinin yerleşmesi ihtimalinden ürküyordum fakat otobüse bindiğimde yanımda otuzlu belki kırklı yaşlarda bir kadının oturduğunu ve benim yerime, yani pencere kenarına yerleşmediğini görerek rahatladım. Ama tabii ki erken sevinmişim.

Kadınla yolculuğumuz fena başlamadı. Bana nerede okuduğumu sordu ben de saftirik saftirik söyledim. Sonra kadın bana otobüslerde falan beni gördüğünü söyledi. Sima olarak tanıyormuş. Şaşırdım ama demek ki o da Adana'ya sıklıkla yolculuk ediyor, denk gelmiş olabiliriz diye düşünerek üzerinde durmadım. Sonra kadınla hiç konuşmadık, efendi efendi müziğimi dinledim. Bir ara üzerimdeki montu çıkardım fakat otobüs hareket halindeydi ve kadını da rahatsız etmek istemedim, bu nedenle mola yerine kadar montumu kocağımda tuttum. Paşa paşa kitabımı okudum.

Mola yerine geldiğimizde kadın otobüsteki tüm eşyalarını alarak aşağı indi. Ben de onun ardından kalktım ve montumu katlayıp (otobüslerdeki üst rafları bilirsiniz) o raf gibi şeylere sokuşturdum. Sonra ben otobüsten aşağı inemeden kadın tekrar yukarı çıktı. Ben de aşağıya indim. Kadın biraz gergin ve huysuzdu, anladığım kadarı ile istediği gibi bir yerden bilet alamamış. Oturduğumuz yer de biraz sıkışıktı. Buna yordum tavırlarını. Bana ters ters bakıp durdu, ben de ona ters bakışlar atmaktan geri kalmadım.

Mola yerinde Mert'i aradım ve yol arkadaşımın "ya aşırı huysuz ya da gerçek anlamda ruh sağlığı bozuk" biri olduğundan şüphelendiğimi söyledim. Elleri sürekli çantasının içindeydi, bir sağa bir sola bakıp duruyordu kadın, ben ona kafamda paranoid şizofreni teşhisi koymuştum bile!

Neyse, Mert'le konuştum, bir şeyler yedim. Zaten sırtım tutulmuştu o sıkışık yerde, otobüse binmek için acele etmedim. Mola süresinin bittiğini belirten anonsu duyana dek bekledim, anons üzerine kalkıp otobüse bindim. Bindiğimde kadın yerinde oturuyordu. Ve bir şeyler okuyup koltuğuma doğru üflüyordu. "Beni cin mi sandı acaba?" diye düşünsem de bu düşünceyi "Dindar biri herhalde, annem de otobüslerde dua okur"a çevirmeyi başardım. Ondan müsade isteyip yerime geçtim.

Kadın daha ben kulaklıklarımı takıp onu zihinsel anlamda yanımdan silemeden, bana "Siz ne yaptınız otobüsten inince?" diye sordu. Ben tabii bu soruya anlam veremedim, ses tonu gergindi, benim ne yaptığım onu ilgilendirmezdi? Sohbet etmeye mi çalışıyor acaba diye düşündüm ve iyi niyeyimi koruyarak ona "Pardon?" dedim. Kadın "Ben otobüsten indikten sonra siz de inmiştiniz, sonra geri çıktınız? Neden? Ne yaptınız acaba?" diye çemkirdi bana. Altta kalmadım, ben de ona çemkirdim! Ona çemkirerek, onun ardından otobüsten inmediğimi, ben daha otobüsten inemeden kendisinin geldiğini söyledim ve gerçekten merak ederek ve çemkirmeye devam ederek sordum: "Siz indikten sonra otobüste ne yapmış olabilirim acaba?!" 

Eğer eşyalarını almamış olsa, belki (tabii ki yine yersiz yere) onları karıştıracağımdan endişelendi diyeceğim ama otobüste bir iğnesini bile bırakmamıştı kadın zaten. Başkaları adına endişelendi desem, başka insanların koltuklarına ne diye bulaşacağım ben. Sinirlenerek ve homurdanarak kulaklığımı taktım ve bir daha kadının yüzüne bakmadım. Arada yanımda kıpırdanıp duruyordu, arkasına dönüp öldürücü bakışlar atıyormuş. Kadın bir süre kendi kendine mırıldandıysa da duymadım fakat sonra sesini yükseltti. Ben de müziği durdurup söylediklerini dinledim.

"Yeter artık, yeter ya! Dayanamam artık!" diyordu. "Neye dayanamıyor acaba?" diye düşünüp kulak kabartmaya devam ettim. "Yeter!" dedi "Burada oturmak istemiyorum daha fazla! Pislikler, insanlara zarar vermekten ne zevk alıyorlarsa!" Ben kaldım tabii çünkü neler olduğu, ona kimin zarar verdiği hakkında en ufak fikrim yoktu. Sonra "Hostes hanım! Hostes hanım!" diye haykırmaya başladı. Hostes gelince ona yer değiştirmek istediğini söyledi fakat her yer doluydu. Böylece biraz onla tartıştılar. Hostes ona problemin ne olduğunu sordu ama söylemedi. Ben tabii ki içimden dualar ediyorum ateist halimle ahaha "Allam ordaysan litfen şu manyağı yanımdan kaldır" diye. Aslında ben ateist sayılmam ya, tanrı kavramından benim kadar hoşlanan bi başkası daha yoktur. Güne "Tanrım, n'aber?" diye sorarak başlarım ben. Neyse.  Hostes yer olmadığını söyleyip bi başkasını çağırmaya gittiğinde kadın "Peki, tamam o zaman. Ben kendim hallederim bu işi. Biliyorum ben ne yapacağımı. Pislikler, lanet olsun hepinize ama durun siz. Ben size ne yapacağımı biliyorum. Hepinizi öldüreceğim! Hepsinin karnını deşeceğim. Allah belanızı versin, şeytana tapmışlar sizi." diye homurdanmaya başladı. Sonra neyse ki birilerinden rica ettiler de onunla yer değiştirdi. Yolun yarısını yanımda kendi yaşlarımda bi kızla gittim. Bana ne olduğunu sordu, ben de fikrim olmadığını söyledim. Hemen arkamızda bir yaşlı çift oturuyordu. Baya yaşlı ama. Kadının arkasındaki amcanın bir şey yaptığından şüphelenmiş o kız da çünkü kadın ikide birde arkasına dönüp kötü kötü bakıyormuş. Gerçekten korktum kadından. Yanında kesici- delici bir alet taşıyorsa bana saplayıverir mazallah diye düşündüm ama neyse ki sağ salim eve vardım.


Seçimlere gelirsek, ben bunu feysbukta da yazdım, Mert'e de söyledim, bir kez de size söylemek istiyorum. Bu dünyada apolitik biri vardıysa, o da bendim. Ben cumhurbaşkanının ismini bilmezdim sorsanız, bundan da gocunmazdım ha! Ben George Carlin gibi düşünüyordum bu konuda. (O da şöyle düşünüyor) Allah kahretsin ki bu ülkede insan gönül rahatlığıyla apolitik olamıyor! 

Başbakanı tanıyordum, yetmedi, karısını, oğlu Bilal'i, kızı Sümeyye'yi öteki oğlunu, onun isviçreli sevgilisini de öğrendim! Yetmedi, Egemen Bağış gibi bir adamın varlığından haberdar oldum! Artık cumhurbaşkanının adını bildiğim gibi, Devlet Bahçeli'yi de biliyorum Kemal Kılıçdaroğlu'nu da. Melih Gökçek'in şu ODTÜ'ye yapılacak yolla ilgili sataşıp durduğu Aylin Nazlıaka'nın konuşmalarını da bulup dinledim yutubdan. Şimdi ben burada siyasi bilgim var diye dolanmıyorum ama bütün bu isimleri öğrenmeden, bu şahıslar kimmiş bilmeden edemedim, anlatabiliyor muyum? 

Ben beş yüz yıl yaşasam, yerel seçimlere oy vermek için narin kıçımı kaldırıp Ankara'dan Adana'ya gideceğim aklıma gelmezdi. Babama "Ama yolsuzluk tapeleri?" diye çemkireceğim aklıma gelmezdi. (Ama lafın gelişi çemkirmek diyorum, babamla birbirimizi kırmadan konuştuk) Ben bir ideolojiye bağlı insan değildim. Değilim. Bu dünyada apolitik biri vardıysa, o bendim, dediğim gibi. Apolitik kimliğim kirletilmiş gibi hissediyorum :(

Ama bu ülkede gencecik insanlar ölmüşken, hem de bir hiç yüzünden ve bunlardan birisi 15 yaşında bir çocukken, bu çocuk terörist olmakla suçlanmışken yerimde oturamadım. Gelince de iki sınava girdim mesela, "Olsun" dedim. "Lanet olsun sınava, elimde tek bir oy hakkı varsa onu kullanacağım."

Pazar gecesi geri döndüm ben. Gece boyunca telefonumdan feyse girdim, Cansu'dan gelişmeleri aldım. Hocalarım mesela sandık peşine düştüler, oradan oraya koşturdular. Adana'da bir lisenin önünde çatışma çıkmış herhalde. Oylar çalınmasın diye insanlar oy çuvallarına sarılıp uyumuşlar. Buna rağmen yolsuzlukların önüne geçilememiş galiba, ben bilemiyorum tabi, hep feysbuk dedikodusu bunlar. Şimdi bilgisayarını kapan CHP bilmem ne binasına koşuyormuş sanırım dilekçe milekçe işleri için. Gerçekten bölük pörçük biliyorum her şeyi, biri bana toparlayıp anlatırsa çok memnun olurum. Mesela Melih Gökçek Ankara'ya boğaz yapmayı planlıyormuş, hocalarım paralanıyorlar. Ben de paralanıyorum, haklılar. Ulan doğanın içine sıçmaya bu kadar hevesli bi insan olur mu yahu? Annemler mesela, "Adam Ankara'yı güzelleştirecekmiş" diyor ama bir kanal açıp suyu oradan oraya taşımakla olacak iş değil onlar, o kadar kolay değil. Neyse ya, bana ne. Ben apolitik kimliğimden kalanları muhafaza etmeye çalışıyorum, zaten çok bir şey kaybetmiş sayılmam, bu kadar kirlendiği yeter.

Bir şeyler daha söyleyecektim ama sinirlendim ve unuttum ben. O yüzden yazıyı şöyle sonlandırmak istiyorum:



Feyste Germiyanoğlulları Kütahya'daydı diye not düşmüşler ama bence yine de komik ulan fkdsjfds

8 yorum:

  1. Şehirler arası otobüs yolculuğu benim için zulüm resmen.
    Gidip psikopata denk gelmişsin şans eseri. Ben olsam ben de o kadının yanına otururdum kesin. Neden? Çünkü nerede bir manyak var hoop yanımda bitiveriyor. :) Ama ucuz kurtulmuşsun yine de. Yer değiştirmese bütün yol başının etini yerdi kesin.

    Seçimler konusunda da pek umutluydum ama sonuçlar benim içim tam bir hayal kırıklığı oldu. Ancak yine de umudu yitirmemek gerek tabii. Senin o kadar yol çekip gidip oy kullanman da küçümsenmeyecek bir hareket.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya benle de dalga geçiyor arkadaşlarım böyle şeyler hep benim başıma geliyor diye. Niye böyle oluyor hiç anlamıyorum, herhalde çok şanssızım.

      Seçimlerden ben de umutluydum, o yüzden kalkıp gittim ya. Ailem ve akrabalarım da şok oldular oy kullanıcam diye gitmeme, gerçekten tüm bunlara zerrece ilgi duymayan biriydim. Fakat ben de baya bir çöktüm o gece yollarda seçim sonuçlarını takip ederken. Yine de Ankara'da olsam herhalde dayanamayıp sandık başına da giderdim.

      Sil
  2. otobüste yanıma hep erkekler oturduğu için sıkıntı yok
    bi keresinde de çok yaşlı bi amca oturmuştu horluyodu hep
    ben de onu dürtüyodum horlamasın diye
    :D
    seçim konusunda da haklısın bence sonuna kadar
    ben busene oy kullanamadım
    kullananların ki hayırlı olsun
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ehehe teşekkürler. Pek ilginç bir seçimdi, elim böğrümde takip ettim ama hayır mı oldu şer mi onu bilemiyorum.

      Otobüs konusunda, gerçekten feci şanssızım.

      Sil
  3. Allahıım o otobüsteki teyze bence deliymiş :D Keşke yolcu ahalisi olarak linç etseydiniz onu orada :D Sonra da ıssız bir yere atıverseydiniz :)
    insanın bu ülkede apolitik olmasının imkanı yok cidden. İlgisiz kalamıyoruz ki. Hergün yeni bir olay ve hergün defalarca yayınlanan aynı haberler...
    Biz elimizde bulunan oy verme hakkımızı kullandık da sonuç olarak oyumuzun bir değeri kalmadı. Ah bu insanoğlu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya olsun. Ben azıcık da olsa takip ettim bir iki hocam, gençler koşup gittiler oy sandıklarını, çuvallarını korumak için. Dedikodulara göre seçimlere katılım oranı da baya artmış. Yine de iyi şeyler bunlar. Tabi sandıkları halkın korumasına gerek duyulması bok gibi bi olay da insanların oy vermesi ve sonra oylarına sahip çıkmak için gereken her şeyi yapmaları falan, güzel şeyler bunlar. Bir dahaki seçimlerde de kullanacağım oyumu, işe yarasa da yaramasa da kullanacağım. Gerekirse ben de düşeceğim sandıkların peşine, işe yarasa da yaramasa da.

      Sil
  4. Tövbeeee... Otobüsteki teyzeye uğramışlar bence. Hep korkmuşumdur ben de yolculuklarda tuhaf tiplerle karşılaşmaktan. Mümkün olduğunca tek koltuk alırım, çift koltuktan birisiyse dua ederim boş olsun yanım diye :D

    "Oy korumak" da utanç verici bir durum bence. Ama trafolara giren kediler, inlere girenler ve benzerleri olduğu sürece buna mecburuz sanırım...

    Mimin var bir de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de mümkün olduğunca tek koltukları almaya çalışıyorum.

      Oy korumak zorunda bırakılması insanların gerçekten utanç verici. Ama oyları korumak için koşan her bir insanı kutluyorum.

      Mime bakacağım :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;