1 Nisan 2014 Salı

Nereye Gitti Bu Entelektüeller ~ Frank Furedi

Şimdi, bu kitap hakkında konuşmak o kadar kolay olmayacak bu yüzden biraz kafamı toplamalıyım. Size "neden bu kitap" sorusuna yanıt vererek başlasam iyi bir giriş olur herhalde.

Ben düşünce kitaplarını okumak konusunda pek iyi sayılmam, bu yıla kadar daha çok roman okurdum fakat son günlerde elime roman alamadım. Önce tarih, sonra felsefe, şimdi de inceleme okuyorum fakat bütün bunlardan keyif aldığımı keşfettim. Özellikle şu an elimdeki kitap (Virginia Woolf - Minâ Urgan) bana benim diyen romandan daha çok keyif veriyor, not düşmek istiyorum.

Bu kitabı da bana bölümden bir hocam önerdi. Herhalde bu kitabı önermesinde bölümden beklediğimi bulamadığım, çalışmak bile istemediğim çünkü çalışmanın da altını dolduracak bir anlam bulamadığım temalı bir şeyler sızlanmam etkili oldu. Nereye Gitti Bu Entelektüeller arkadaşlarımla sık sık konuştuğum ve yakındığım konuyla yakından ilişkili: Anlamın ve içeriğin kayboluşu.

Kitap "philistin" terimini açıklayarak başlıyor, philistin, açık bir kültürden mahrum, ilgileri maddi ve sıradan olan kişi* demek. Böyle açtığı konuyu genişleterek devam ediyor, anlamdan yoksun bilgi, içeriğin kaybı, çocuklaşan insanlar, eğitimin ve siyasetin içinin boşaltılması ve tam da bu noktada entelektüelin rolü veya entelektüele düşen görevler.

Bunlardan bahsedeceksek, "entelektüel"in ne olduğunu da tanımlamak gerek herhalde. Kitapta entelektüelin kim olduğu da daha uzun işleniyor ama, ben size kısaca en sevdiğim tanımı yazıyorum. "Entelektüeller sanat, bilim ve din de dahil olmak üzere insanlığın sembolik düzeni olan kültürü yaratan, bölüşen ve uygulayan kimselerdir." Gerçi bu günümüzde de böyle midir sorusu tartışmaya açık ve kitapta biraz da bu sorunun yanıtı tartışılıyor gerçekten.

Entelektüel insan eskiden, birden fazla konuyla ilgilenen, kendi uzmanlık alanı dışındaki konularda da bilgi sahibi olan ve fikir beyan edebilen, doğru yargılarıyla ister istemez topluma da yön veren kişiymiş fakat günümüzde entelektüelin bu rolü biraz değişmiş. Furedi'ye göre, içi boşaltılan pek çok kavram, insanların daha sonuç odaklı düşünmesine neden oluyor. Veya belki de insanların sonuç odaklı düşünmesi bazı kavramların içini boşaltıyor.

Mesela Furedi kitabın bir kısmında (ki tam bu noktada kendimizi "teknik eleman olarak yetiştiriliyormuş gibi hissettiğimiz mikro dersini hatırlıyoruz Mert'le) eğitimde söz konusu edilen kesin kazanımlardan bahsediyor ve bunun tartışma ortamını yok ettiğinden bahsediyor. Dersin sonunda ne gibi bir bilgi edinileceği belli olmayan, spontane gelişen fakat yine de eğitici tartışmaların yerini dersin sonunda her bir öğrencinin ne öğreneceğinin kesin ve belli olduğu bir sistemin aldığına değiniyor.

Furedi, çağımızda çok öğrenci odaklı fakat anlamdan yoksun bir eğitim sisteminin varlığından yakınıyor. Bu cümleleri okumadan Mert'le konuştuklarımızı, bir de Furedi tekrarlamış oluyor: Çok derinden hissediyoruz ki, mümkün olsa beynimiz açılacak ve içine bir şeyler tıkılıp kapatılacak. Anlamaya ve sormaya zamanın olmadığı, araştırmaya hiç ihtiyaç duyulmayan bir sistemle eğitiliyoruz. Oysa ki öğrenmek bir süreçtir, öğrenme süreci denen bir şeyden bahsedilir. O süreçte insan bilginin peşinden koşmalı, okumalı, sorgulamalı, düşünmeli ve anlamalıdır. Aklı olan insan hap gibi bilgiden yakınır, biz yakınıyorduk. Furedi de benzer şekilde bilginin "hazır mama gibi" öğrencilere sunulduğundan bahsediyor.

Furedi bir de "çocuklaşan insanlar"dan bahsediyor. Bunu da toplumda net bir şekilde görüyorum, kendi arkadaş çevremde ve yaşamımda. Yine öğrenciler üzerinden gidersek, Furedi, üniversitelerde öğrencilere -örneğin- makale yazmak gibi zor görevlerin verilmediğinden bahsediyor. Onların kendini iyi hissetmesine odaklı bir eğitim biçminin benimsendiğini ileri sürüyor. Belirli bir yaşa gelmiş, neredeyse yetişkin olmuş gençlerin, hayatın darbelerinden korunmak pahasına hayatla hiç yüzleştirilmediğini söylüyor ve bunun sadece gençler için değil her birey için böyle olduğundan bahsediyor. Bunun da yetişkinlere çocuk gibi davranmak, onları çocuklaştırmak olduğunu ileri sürüyor.

Herhalde günümüzde yaşananlarla çok ilintili olacak burada bahsedeceklerim. Furedi benzer bir içerik ve anlam kaybının ve insanları çocuklaştırmanın siyasette de kendini gösterdiği kanısında. Çeşitli siyasi partilerin belirli bir ideolojiyi benimseyip insanlara bu ideolojinin gerektirdiği yönetim şeklini vaadetmektense, birbirleriyle atışarak veya yüzeysel vaatlerle bir yerlere gelme çabasında olduğundan bahsediyor. Bununsa siyaseti basitleştirdiğini ve insanların siyasete olan ilgisini olumsuz yönde etkilediğini ifade ediyor. Gençlerin siyaseti anlamsız ve sıkıcı bulduğunu vurguluyor ve aynı zamanda seçimlere katılımdaki azalışı da yine bu içerik ve anlam kaybına bağlıyor.

Furedi, bu çağı postmodernist çağ olarak niteliyor, insanların durmayı ilerlemeye tercih ettiği çağ. Korkarım ki ben bu görüşe katılmadan edemiyorum. Yaşadığım dünyada, okuduğum bölümde ve çevremde bu anlam ve içerik kaybını derinden hissediyorum. Benim yanıtını çok merak ettiğim soru da, bunun neden bu hale getirildiği.

Kitap güzel fakat dili biraz zor gibi geldi Mert'le bana. Biraz üzerine düşünmek de gerekiyor, kolayca okudum diyemem. Yine de okumak ve düşünmek güzel, okumak ve düşünmek gerek.

Kitap Birleşik Yayınevi'nden çıkmış. Çeviren Erkan Koca, 207 sayfa. Yazarın Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan daha bilindik bir kitabı da Korku Kültürü.

10 yorum:

  1. okumak ve düşünmek gerek.bu bizim çağımızın problemi bence.bak bakalım etrafına insanların kaçı bunu yapıyordur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğim gibi, okumak gerek, düşünmek gerek.

      Sil
    2. çok değerli bir hocam vardı kulakalrı çınlasın Gürsoy AKÇA, o şöyle derdi: "insanı, insan yapan ve yer yüzündeki bütün canlılardan ayrın özellik olan düşünme kavramının ne anlama geldiğini hala anlayabilmiş değiliz". gerçekten düşünmek demek ne demek hala anlamadık-anlamlandıramadık- malesef. Eğer düşünme işlemi para ile satılan bir şey olsaydı eminim insanlar bütün servetlerini bu yetiyi alabilmek için savururlardı; ancak bedava ya ihtiyaö duymuyoruz:))

      Sil
    3. Bu da çok sıradan olacak ama, düşünmek aynı zamanda bir takım sorumluluklar altına girmek demek. Belki de bu yüzden böyledir.

      Sil
  2. Ben de çoğunlukla roman okuyorum. Bu tür kitapları okumayı pek denemedim aslında. Belki de hep önyargılıyım sevmem diye. Denemeye bu kitapla başlayabilirim sanırım :) Dili biraz zor dedin ama yavaş yavaş düşüne düşüne okurum artık :) Teşekkürler =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ben de deneyimli değilim böyle şeyler okumak konusunda. Sayılıdır böyle kitaplar okuduğum. Çekinme, bodoslama dalmak lazım bazen. Virgina Woolf'dan başlaya bilirsin, kitabın ismi Virgina Woolf, Mina Urgan yazmış. Ben ayıla bayıla okuyorum, inceleme kitabı.

      Sil
  3. günümüzde bilgi çoook,ne istersen onun hakkında hoop bir iki parmak hareketi ile çeşit çeşit anlatımlar öğrenebilirsi(aklında kalırsa:)) )
    ama bilgiyi üreten?
    teşekkür ediyorum,şahane bi tanıtım ve yorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayrıabilmek de büyük sorun. Ama bilgiyi üretmek apayrı bir konu gerçekten.

      Rica ederim :)

      Sil
  4. "Çocuklaşan insanlar" sözü çok doğru. Karmaşık bir bilgisayar oyununda "Master Degree" olan bir genç, basit bir yazıyı yazamıyorsa burada sorun vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yetişkinlere çocuk muamelesi yapıldığı da doğru. Ben kendi yaşantımda çok bariz bir şekilde görebiliyorum bunu. Beceri istemeyen uyduruk deneyler, anlamsız ve içerikten yoksun sınavlar ve bunlardan elde edilen başarıya yapılan övgüler, pohpohlamalar...

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;