13 Nisan 2014 Pazar

nigtwish dinleyin bu arada. müthiş bi' grupmuş onlar yahu.


Bazı insanlar beni zeki, bazıları birey, bazıları yetişkin olarak tanımlıyor ama, ben kendimi daima ama daima, kafası karışmış ve herkesin yanıtını bildiği bir sürü soruya cevap arar halde buluyorum. Yani bence ben hep beş yaşındayken olduğum gibiyim, kafası karışmış küçük bir kız çocuğu.

Son günlerde çok kaybolmuştum. Gerçek anlamda böyle. Zaten üç haftada bir depresyona giriyor gibiyim. Fakat çok fazla yazmak, anlatmak da istemiyorum artık. Bazen kendime bakıyorum, düşündüklerimden utanıyorum. Bazen söyleyeceklerim bana bile öyle acınası geliyor ki, mümkün olsa onları kendimden bile gizlerdim diyorum.

İnternet arkadaşları konusunda pek çok insanın önyargılı olduğunu biliyorum. Benim de internetle tanıştığım günden bu güne dek insanlara ulaşma ve onlarla iletişim kurma konusunda çeşitli sevimsiz maceralarım oldu. Sanal seks talebinde olanlar mı ararsınız, sübyancılara denk gelmekten mi bahsedersiniz, hiçbiri olmasa boş beleş konuşup duran insanlar sürüsü. Bütün bunlara vaktimi harcamış olmakla gurur duymuyorum ama bazen blog sayesinde, bazen facebook sayesinde bazen de connected2me gibi ne idüğü belirsiz saçma siteler sayesinde çok iyi arkadaşlar edindiğim oldu. Onlardan biri Deep mesela, biri Mina, biri Sema, biri, hatırlar mısınız bilmiyorum ama bir zamanlar buralarda olan Darla, zaman içerisinde benim için birer mektup arkadaşına dönüşen Selim ve Çalıkuşu ve tabii ki Luna... Ancak bu yazıda size bahsedeceğim kişi bir başkası ve onun ismini vermeyeceğim.

O kız çocuklarını çok seven kocaman bir kalbi olan bir adam. Beni de lise yıllarımdan beri tanır ve kızı olarak kabul eder. Geçen sene onunla uzun bir telefon görüşmesi yapmıştık. Yine hayatımın kötü bir anıydı ve onunla konuşmak bana çok iyi gelmişti. Bana boş öğütler vermemişti, beni yargılamamıştı, tam anlamıyla bir yol göstericiydi, bir ışık.

O konuşmamızda bu koca yürekli adam bana Oruç Aruoba'nın kitaplarını önermişti.(Aynen kendisine anlattığım gibi, size de anlatıyorum) İlk kitapçıya gidişimde Oruç Aruoba'nın kitaplarına koşmuştum. Raftan birini seçmiştim ve okumaya başlamıştım. Elime aldığım kitapta tavşan beslemekten bahsediyordu. Bir tavşanın bir evcil hayvan olarak bile sahibine pek fazla bir anlayış ve sevgi veremediğinden söz ediyordu. Tavşan sadece marulunu yiyordu ve var oluyordu. Bu kadar. Tavşan sahibine hep anlamaz gözlerle bakardı ve sahibi onu ne kadar severse sevsin, ona ne verirse versin onun sevgisini anlayamazdı. Tavşan besleyen kişi en başta bunu kabullenmeliydi.

O zaman Nohut'la birlikteydim. Onunla sorunlar yaşayıp duruyorduk ve ben o gün, o an Nohut'un tavşan olduğunu anlamıştım. Benimse tavşan beslemeye uygun biri olmadığımı fakat tavşan beslemeye çalıştığımı.

"O gün o kitabı bir daha asla açmamak üzere kapattım ve yerine koydum." dedim koca yürekli adama. "Kendimi kandırdım ve sonunda da kalbim kırıldı."

Bu geceki konuşmamız böyle başladı. Ve bir anda bir sürü şey hakkında konuştuk. Sanki ben küçük bir kızmışım gibi ve o da bahsettiğim, herkesin bildiği fakat benim bilmediğim bir şeyi bana anlatmış, ah hayır daha doğrusu göstermiş gibi. Sanki her şey tamamen çözümlenmedi ama bir adım daha yaklaştım. Sanki böyle böyle büyüyeceğim. Çünkü ben hâlâ beş yaşında küçük bir kız çocuğuyum ve pek çok sorunun yanıtını merak ediyorum.

8 yorum:

  1. Ne kadar güzel anlatmışsın kendini. Hepimiz zaman zaman tavşan besleriz . Onları böyle kabul edebilirsek sorun yok,sorun onların bizim hayatımızı etkilemesinde. Güzellikler senin olsun canım...

    YanıtlaSil
  2. İnternet iyi niyetle kullanıldığında çok iyi ya insana güzel dostluklar kazandırabiliyor :)

    YanıtlaSil
  3. Bencede Nigtwish çok iyi yazı boyunca dinledim yazıdan sonrada dinliyorum baya iyiymiş o koca yürekli adama iyi sahip çıkmalısın kanımca çünkü çok şanslısın ki sana yol gösterebiliyor ve senin üzerinde yararlı bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Umarım her şey düzelir canını sıkmamaya çalış eğer konuşmak istersen benimlede konuşabilirsin benim kapım her zaman açıkk :)) :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ben de dün gece aşık oldum Nightwish'e.
      Evet gerçekten şansılıyım sanırım.

      Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Ne kadar güzelmiş bu tavşan hikayesi
    Sanırım bazen tavşanın ta kendisi oluyoruz, bazen de sahibi
    Hangisi olmak daha tercih edilir bilemedim şimdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu çok güzel bir bakış açısı, böyle düşünmemiştim.
      Evet, bazen tavşan da olabiliriz ama sanırım en iyisi iki insanın arkadaşlığı/ ilişkisidir. Kimsenin tavşan olmadığı.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;