28 Nisan 2014 Pazartesi

son zamanlarda olan biten her şey

Size anlatmayalı bir sürü şey oldu. Aslında ben dikkat eksikliği ilaçlarımı tekrar kullanmaya başladım. Çünkü, kesinlikle ders çalışamıyordum ve artık bu durum beni o kadar üzüyordu ki, üzüntüden ölecektim. Ciddiyim.

Kullanmaya başladım ama bir değişik oldum bu kez. İlaçları almaya başlamamın üçüncü günü biraz, hiperaktif gibiydim. Yani öyleymişim, ben kendimi normal davranıyorum sanıyordum. Burcu ve Mert yadırgadılar davranışlarımı, bir de kalbim çok hızlı atıyordu falan. Ben de Esin'e mesaj attım ve durumdan haberdar ettim. Aradı beni, bir süre dikkat eksikliği ilacımı tek almamı, diğer ilacı kullanmamamı söyledi. Uykumu sordu, uyku uyuyamadığımı söyledim. Hareketliliğim ve uykusuzluğum devam ederse ilaçları bırakmamız gerekecekmiş. Dediği gibi yapıyorum birkaç gündür.

Baş ağrım geri döndü gibi, ya da bu aralar gerginim diye. Bir de iştahsızlık ve mide bulantısı. Bir de huysuzluğum... Sanki normalde çok iyi huyluydum ya. Neyse, bunlar çok canımı sıkıyor. Zaten bu konuda bayağı kompleksliyim.

Geçenlerde kampüse Görkem geldi, liseden arkadaşım, hatırlıyor musunuz bilmiyorum. O da Ankara'da okuyor. Şey, biraz yüzsüzlük yapıp ondan bana sütyen hediye etmesini istemiştim.  (Sutyen mi yoksa sütyen mi doğru bilmiyorum, ikisi de TDK'nın sitesinde var.) O da almış, bana vermek için hem de beni görmek için geldi.

Görkem'ciğim bir şey daha getirdi bana, bi kıza almış ama kız bunu bırakmış mı, bir şeyler. Bana kaldı ahaha. Neyse ben bayılırım eski sevgili artığı hediyelere. Ama bakın, şaka yapmıyorum, gerçekten. Görkem'in bunu bana vermesine çok sevindim ve ona şunu söyledim "Görkem bunu sonsuza dek saklayacağım ve evim olursa evime asacağım. Ama bir başka kız tavlarsan ve o da bundan isterse, benimkini benden alıp ona hediye edemezsin." Bu zımbırtının ne işe yaradığını bilmiyor oluşumu da hiç umursamadım. Az önce araştırdım "dreamcatcher" deniyormuş buna. Bir Kızılderili inancına göre, kâbus görmeyi engelliyormuş, bu yüzden bebeklerin yataklarının baş ucuna asıyorlarmış. Şu ipli kısımlar var ya, ağ gibi olan yerler, onların düğümleniş şekli ve düğüm sayısı da bir şeyler ifade ediyormuş ama tabii günümüzde dekoratif olduğu için kullanılıyor herhalde. Neyse benim Kızılderili şefi ruhuma çok hitap etti. Baş ucumda asacak yer olmadığı için ben de çalışma masama astım.

Görkemin bana aldığı sütyen çok güzel. Kendisinin de söylediği gibi tam bir anime sütyeni. Burcu'ya ve Mert'e gösterdim beğendiler. Siz şimdi göremeyeceksiniz çünkü üzerimde. Ama unutmazsam bir ara onu da fotoğraflarım, biliyorsunuz ben bir özel hayat teşhircisiyim. *.*

Görkem'e kampüsü falan gezdirdim. Onu Burcu'yla tanıştırdım, yemek yedik. Güzel bir gündü. Çayıra çimene yattık, biraz konuştuk. Görkem gittikten sonra ben biraz kötü oldum ve ağladım. Ay ben ergenlikten hiç çıkamayacağım herhalde.

Cuma günü Mert'le sinemaya gittik. The Amazing Spiderman'e, ikincisi çıkmış. Ben bu serinin ilk filmini izlememiştim. İkincisini izledim işte, çok yadırgadım. Oyuncular farklı, senaryo farklı, Peter'ın manitası farklı.

Ben olsam bu filme gitmezdim ama Mert bu konuda çok istekliydi. Zaten perşembe gecesi de başımın etini yedi Örümcek Adam diye. En son Mert'i vidyoya almaya karar verdim, Marvel karakterlerinin postmodernizme esir oluş öyküsü temalı bir konuşma yaptı. 19 dakika boyunca konuştu, o videoyu da paylaşacağım sizle. Ne kadarına dayanabileceksiniz bir deneyelim hep beraber.



Mert beni o kadar çok bekletti ki, sonunda iyice sinirlendim ve filme kendi başıma gitme kararı aldım. Ya da pijamalarımı geri giyip uyuyacaktım. Neyse ben böyle çıkışlar yapınca o da bir hızla hazırlandı. Gözlük kullanan birinin üç boyutlu filmlerde çektiği acı temalı bir yazıyı da daha sonra yazayım, buraya kendime hatırlatma amaçlı not düşüyorum.-.-

Başka başkaaa... Ben çok depresifim bu aralar. Son iki gündür Mert de öyle. Salı günü sunum yapmamız gerek ikimizin de. "Ben sunum yapmayacağım" diyerek ömrümü yedi. Tükendim. Bu gün bölümde, pencereden atlasam benden sonraki yaşamında Mert'in psikolojisinin ne hal alacağını düşündüm bir süre. Pencereden atlamayı da ciddi ciddi düşündüm çünkü -.-

En sonunda her an kırılıp dökülecekmiş gibi görünen tüm insanlara nefret kustum ve Mert'i mızıkçılık yapan bir çocuk gibi davranmakla suçladım. O da sonunda aklını başına devşirdi, galiba. Umarım.

Bu hafta sonu ODTÜ'de 8.Aykut Kence Evrim Konferansı vardı. Aykut Kence'yi geçtiğimiz aylarda kaybettik, biliyorsunuz. İyi bir evrimci olmasının yanında, koruma biyolojisi konusunda da çalışmış galiba, Burcu öyle dedi. Ölmesi üzücü. Bu sunum boku yüzünden kongreye gidemedim ben. Burcu'yu tembihledim "Bak çok güzel kupalar varmış Burcu, bana al gitmişken" diye. O da almış getirmiş. Bakın söylüyorum, dün o kupaya tutunarak hayatta kaldım. Saçım başım ne biçim ama mühim olan kupa, ona odaklanın.

3-4 Mayısta da bizim bölümün evrim kongresi var. Geçen yıl kongre konusu türleşmeydi ve ben de poster hazırlamıştım. Bu yılki kongreye katılmaya hiç yanaşmadım, benim zihniyetime pek uygun değildi. Ama tabii ki dinlemeye gideceğim. Bu kongreyi öğrenciler hazırlıyor ama hocalar da sunum yapıyorlar. Bu sene konu şu "Evrim Karşıtlığı Neden Bilimsel Değildir?"

3 mayısta araziye gidiyoruz biz, o yüzden ilk günü kaçıracağım ama 4 mayısta kesin oradayım. Zaten en heyecanla beklediğim kısım, kongre bitimindeki panel. Ergi Deniz Hoca, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Hasan Aydın diye biri ve Hacettepe Antropoloji'den Suavi Aydın panel konuşmacılarıymış. Antropoloji çok ilginç bir alan ben her an kayabilirim antropolojiye.

Katılım belgesi almak için 20 lira ödemek gerekiyor, konaklamayla birlikte 50 lira, şehir dışından falan ilgilenenler olursa diye söylüyorum. Katılımcı belgesi almaksızın katılmaksa sanırım ücretsiz. Programı daha detaylı incelemek isterseniz veya kayıt yaptırmak isterseniz şuraya tıklayarak gerekli sayfaya ulaşabilirsiniz. Kongremize gelin, çok emek veriyorlar, güzel de sunumlar çıkıyor. *.*

Sanırım anlatacaklarım bu kadar. Şimdi Kültürel Antropoloji kitabına gömüleyim. Sunum yapmaktan çok korkuyorum *.*

14 yorum:

  1. vauvv!
    umarım o kızılderili şeyi işe yarıyordur,uyuyaman kalbinin çok çarpması üzdü beni
    ancak,güzel ve sıkı arkadaşlıkların hoşuma gidiyor.
    biliyorum benim duygularım önemli değil,sen sadece anlatmak istiyorsun,ben de söylemek istedim.:)
    bu arada 'kongre' sonunda öğrendiklerini paylaşsana çok merak ettim.
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay valla hiç bilmiyorum ki işe yarıyor mu, çok fazla kabus görmem zaten :D
      Olur mu öyle benim duygularım önemli değil falan, önemli tabii ki de.

      Dün (hiç intihar etmekten falan bahsetmediğim halde) birbirinden habersiz üç arkadaşım bana "sakın ölme" temalı bi konuşma yaptı, enteresan :D

      Kongre, hımm... Öğrendiklerimi paylaşırım tabii, hummalı bir şekilde not almam gerekecek bunun için. Defterimi, dolmakalemimi hazırlayayım.

      <3

      Sil
  2. böyle uzun yazılara bayılıyorum yaaa :)
    sunum yapmaktan korkma yaa. Azcık heyecan olur hep.
    Evet kongre sonunda yaşadıklarını da anlat tamam mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sunumu atlattım! :D
      Tamam, araziyi ve kongreyi de yazarım :)

      Sil
  3. Merhabalar,
    Blogunuzu çok begendim ve sizi takibime aldım :)
    Bende bloguma beklerim.
    Sevgiler,
    http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,
      Teşekkür ederim, ben de bakarım blogunuza.

      Sil
  4. bu dreamcatcher denen şeyin bir benzerini biz de yapıyorduk. bezelyeleri iğne yardımıyla bir ipe dizip, 7 tane şerit oluşturuyorsun. sonra da bir halkaya bu 7 bezelye şeridini bağlayıp, renkli çaputlar bağlıyorsun, bu kadar. evi kötülüklerden falan koruyordu sanırım. bezelyeler sonradan kuruyunca güzel gözüküyordu. :D şimdi düşündüm de harika bir hediye bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzelmiş yahu :D Bezelyeler. Ben de kendi dreamcatcher'ımı yapcam!

      Sil
  5. videodaki arkadaşını itiraf ediyim birazcık atlayarak da olsa dinledim ama atlamamın sebebi sıkılmak değil tamamen aynı fikirde olmak ve o anlattıkça benim de dertlenmem! :D

    bende de var dreamcatcher bir tane. Baş ucumda asılı gerçekliğine hiç inanmadım zaten kabus gören biri de eğilim ama görüntüsü çok hoş bence yaa *.*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahah bunu Mert'e söyleyeyim de sevinsin. Ben de onunla aynı fikirdeyim ama 19 dakika boyunca susmaksızın konuşunca bir tuhaf oldum.

      Kızılderililer çok hoş yahu, kültürleri de öyle. Öyküleri de çok trajik.

      Sil
  6. hah haaaa örümcek adam ve post modernizm. hah haaa mertin kafası hep boş :) şeylere çalışıyooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya evet, Mert arada mantıklı şeyler de konuşuyor ama... Genelde böyle. Örümcek Adam'ın trajik evrimi temalı... Garip biri o da, biyoçeşitliliğin güzide bi ürünü.

      Sil
    2. hah haa sen bak nerden nerelere geldiin yaaa :)

      Sil
    3. Valla hayat bu. Hiç belli olmuyor kimin ne olacağı :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;