27 Mayıs 2014 Salı

bişeyler


Sisbot finali için müthiş bir kağıt verdim arkadaşlar, sadece iki soruyu doğru yanıtladığımdan eminim. Ama önemli değil, Mert'le yaz okuluna kalmaya aylar öncesinden karar vermiştik ve ben annemleri ikna etmiştim zaten.

Esin bana yeni bir ilaç önerdi, çok hoş oldu yahu böyle. Housevari bir şekilde üzerimde kontrollü deney yapıyormuşuz gibi hissediyorum. Bu gün ilaçları yazdırmaya Medico'ya gittim. Çok bön bi' doktorla karşı karşıya geldik. Yazması gereken ilacın ismini söyledim, soru soran gözlerle baktı bana, ben de tüm hayat hikâyemi anlatmak zorunda kaldım adama. Dinleyip dinlemediğinden de emin değilim zira ben ona açıklama yaparken o aynı bön bakışlarla bilgisayar ekranına bakıyordu. "Beni dinliyor musunuz?" diye sordum, "Bi' dakika" dedi. İki işi aynı anda yapamayan fakat bunu da çaktırmamaya çalışan insanlar, bilin istiyorum iki işi aynı anda yapamadığınızı çaktırmamaya çalışmak da sizin kapasitenizi aşıyor ve ben size gıcık oluyorum!

saçım uzadı benim olum *.*
İlaçlardan birini yazdı, birini ancak psikiyatrlar veya nörologlar yazabiliyormuş. "Pekiii" dedim. Eczaneye gittik sonra, saat dörtte falan alabilirsin dediler. Ona da "Pekiii" dedim. Sonra da kendimizi limonataya verdik. Hava öyle sıcak ki! Bulduğumuz en gölge yere serildik. Önce Mert'in
dizine yattım. Rahat edemedim Burcu'nun dizine yattım. O daha rahattı. Öyle debelendik biraz, Burcu saçımı ördü. Sonra benim tokam olmadığından Mert'in tokasını taktık. Sonra tokayı geri istediğinde ona vermeyi reddedip çalılara doğru fırlattım tokayı. Yapıyorum bazen böyle şeyler.

Odaya gelince uyudum. Günün çeşitli kısımlarında üçer beşer uyuyarak günde sekiz saati tamamlamaya çalışıyorum sanırım, öyle saçma bir uyku düzeni. Düzensizliği. Bu daha mantıklı oldu.

Gece mesela, aslında sabaha karşı da olabilir bu durumda, bi' ara aniden uyandım. Aklıma, gözüme, ne derseniz artık, düşünceler de diyemiyorum, fotoğraf kareleri gibi şeyler üşüştü. Öyle hızlı geçip gittiler ki "Ne mesela?" deseniz söyleyemem. Korktum biraz, durduramadım çünkü bu üşüşme sürecini. Sonra geçti, geri uyudum. Mecit Abi'me sordum bilmiyormuş neden olduğunu. Esin'e mesaj attım, bakalım ne diyecek. Mert'le mesajlaştığımdan çok Esin'le mesajlaşıyorum şu sıra.

Uyandıktan sonra yemeğe gittik. Kedime ve çocuklarına yemek bıraktık sonra da eczaneye uğradık, ilaçlarım gelmiş. Hemen reçetesini okumaya niyetlendim, en sevdiğim şeydir. Otun bokun reçetesini okurum, sonra da ne yazdığını unuturum. "Ağızdan alın" diyor mesela, bence bu aynı zamanda "götünüze sokmayın" da demek, çok eğlenceli. Kilo aldırabiliyormuş ilaç, bakın zaten şişkoyum, daha da şişko olmayı göze alamam! Öyle bi' ihtimal sezdiğim anda bırakırım!

Sonra Koray'a özür mesajı bıraktım. "Bi gün yakıcan beyni valla" demiş bana. "Deliyim ben, bilmiyo musun?" dedim "Bu yaz raporu da alırım diye düşünüyorum."

Son olarak, Kurt Vonnegut'a bayılıyorum ve ayrıca, yeryüzündeki tek insan koleksiyoncusunun ben olduğumu ve böyle bi' şeyi sadece benim akıl ettiğimi sanıyordum! Hayır efendim, Kurt de düşünmüş! İşte bunu o yüzden seviyorum, zeki adam tabi.

Sabaha dek okumaya çalıştığım fakat okuyamadığım omurgalıdan 40, Burcu'nun son yarım saatte bir saatte öğrettikleriyle sınavına girdiğim mikro labdan da 70 almışım. Bence zekiyim ya yine de. Valla.

8 yorum:

  1. hımmm neden çocuğun tokasını fırlattın. ayıp değil? o bu değil sana nasıl ilaç vermiş ya kontrol etmeden vermemsi lazım. adını verde şikayet edelim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla vermem, çok güzel bi' ilişkimiz var. Ben çok memnunum doktorumdan :D

      Sil
  2. bi de "koleksiyoncu" oku bak john fowles. o da insan koleksiyonu yapıyoo psikopat aşık iştee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum ki onu Deep, unuttun mu? :D

      Sil
    2. ay unutabilirim kiii amaaa sen yüzlerce okuyun kii kitap faprikası gibisin kii :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;