19 Mayıs 2014 Pazartesi

şimdi size kendi küçük yaşamımdan bahsedicem

Günaydın herkes!
Saat on iki gibi uyandım. Ancak kendime gelebildim. Yani çoğunuzun öğlen diye tabir ettiği zaman dilimi şu an benim için sabah. Neyse bu gereksiz açıklamayı yaptığıma göre, anlatacaklarımı anlatabilirim.

Cuma günü Burcucumla yemek yedik. Sonra onun (aslında benim de yapmam gereken fakat yapmadığım) sisbot ödevini teslim ettik. Sonra da antropoloji bölümüne gittik. Ben Kültürel Antropoloji'yi okurken ve sunum ödevimi hazırlarken bundan çok keyif aldım. Ve kendime dedim ki "Belki yüksek lisansımı antropolojiden yaparım ulan!" Sonra biraz araştırdım falan. Yüksek lisans konusunda hem daha iyi karar verebilmek hem de biraz yeterlilik kazanmış olmak için antropoloji hakkında okumuş olmak gerekeceğini akıl ettim. Ve antropolojiden yan dal yapmaya karar verdim. Fakat not ortalamam düşük olduğu için biraz tedirgindim kabul edilip edilmeme konusunda. Bu kaygılarımı danışman hocamla paylaştım bir mail atarak. O da mailime "Ben artık danışman hocan değilim, okuldan ayrıldım." gibi bir cevap verdi. Öksüz ve boynu büküküm. Hocam sadece böyle demedi tabii ki. Antropolojiden bir arkadaşının ismini verdi, o da biyoloji okumuş sonra antropolojiye geçmiş falan. "Onunla bir konuş. Kaygılarını ona aç. Seni belki birkaç derse sokabilir veya daha detaylı bilgi verebilir." dedi. Ben de bunun üzerine o hocaya mail attım. O da "Gel yanıma, konuşalım." dedi. İşte tüm bunların sonucunda gittik antropoloji bölümüne.

Hocayla konuştuk. Bize derslerden bahsetti, 0.1 puanımı yükseltmesem bile bu dönem dersleri seçmeli olarak alıp yan dala baş vurunca da normal ders olarak saydırabileceğimi falan söyledi ama gerek kalmayacak sanırım onlara. Çünkü yaz okuluna kalacağım ve ortalamamı yükselteceğim ister istemez. Neyse. Bizi laboratuvara da götürdü, orada çalışanlarla tanıştırdı. Bir de bir hocayla tanıştırdı. Bize güzel kitaplar önerdi. Çok sıcak ve minik bir bölüm ve çok sevdik orayı. Böylece kesin kararımızı verdik yan dal konusunda.

Sonra kalkıp Mert'in evine gittim. Çünkü o biraz kötüydü, ben biraz kötüydüm. Öyle, beraber zaman geçirmemiz iyi olabilir diye düşündük. Gece orada kaldım.

Sabah (ki aslında saat ikiye falan tekabül ediyor bu sabah dediğim zaman dilimi de) birlikte kahvaltı hazırladık. Aslında çoğu şeyi o yaptı, bunu inkar edemem. Ben daha çok söylendim ve kitabımı okudum.

Mert bana Ramazan Amca'nın yaptığı ekmeklerden tost yaptı ve mantar pişirdi. Mantarı böyle çok ilkel pişirmeyi çok seviyorum ben. Sadece tuz ekleyip yağda pişiriyoruz. Ona azıcık mantar verdim, geri kalanını da ben aldım. Ama tabii ki bitiremedim.

Kahvaltıdan sonra hazırlanıp çıktık, Kızılay'a kitap bakmaya gittik. Mert organik kimya kitabı alacaktı ama sonra vazgeçti. Neden vazgeçtiğini bilmiyorum. Bense kendimi son anda durdurdum yoksa yeni romanlar alacaktım. Güzel kitap ayraçları aldım, mutluyum *.*
Dönüşte şu görmüş olduğunuz muhteşem çantayı gördüm ve ona aşık oldum. Fakat çok fazla param yoktu, alsam mı almasam mı diye biraz ikilemde kaldım. Mert de cengaverlik edip çantayı alıverdi, "Bana sonra ödersin." dedi. Hâlâ iyi bir şey yapıp yapmadığımızı bilmiyorum bu çantayı almakla ama çok seviyorum çantamı. Salı günü Mert'e ödeyeceğim parasını.

Mert kedi kumu falan alacaktı fakat petshop bulamadık. Aslında bilmiyorum ya hâlâ Kızılay'ı tam öğrenemedik. Halbuki çeşitli zamanlarda önünden geçtiğimiz oluyor öyle yerlerin. Spesifik olarak arayınca bulamıyoruz. Neyse.

Dün uyanınca, ki yine uyandığımda öğlen olmuştu, akşama dek kitap okumaya karar verdim. Sonra da kalkıp yemek yiyecektim. Ama sonra saat üç gibi karnım tuhaf sesler çıkarmaya başladı ve kalkıp hazırlanmaya karar verdim. Burcu bayağı kötüydü. Benimle yemeğe gelir mi gelmez mi kestiremedim ve kafamda yemekten sonra Yeşil Vadi'ye gidip kitap okumayı kurdum. "Ya da kalkar Kızılay'a giderim ulan!" dedim. Çünkü kafama sarhoş olmayı koymuştum ve bu kız benimle kız gecesi yapmayı reddediyordu. Yemekten sonra kararımı verdim ve Burcu'ya bildirdim. O da benimle gelmeye karar verdi. Bence iyi oldu, çok kötüydü, odada daha kötü olacaktı.

Orada her zaman gittiğimiz ıvır zıvır, takı satan yere gittik. Güzel küpeler aldık. Sonra da bildiğimiz tek yere bira içmeye gittik.

"Ojelerimi de çek burcu, ama filli yüzüğümü de çek!" diye onu sıkıştırdım. Şu gördüğünüz parmaklar bana ait. Orta parmağımdaki yüzüğü Cennet Teyze yapmış. Daha önce yaptığı yüzük kırılmıştı çünkü. Mert ona bunu söylemiş ve o da benim için yeni bir tane yapmış. Çok güzel değil mi?

Yeryüzünün en saçma sapan giyinen insanı olabilirim. Beni baştan aşağı incelediğinizde, saçım, tokam, küpem, ojem, yüzüğüm, kıyafetlerim vs. birbiriyle uyumlu iki parça bulamazsınız, iddia ediyorum! Neyse, bu da insan olmanın bir başka biçimi işte, yapacak pek bir şey yok.

Biralarımız geldiğinde "Ama biralarımızı da çek Burcu! Sonra kız gecemizi yazarken güzel bira fotoğrafı bulamıyorum! Ama beni çekme!" diye biraz daha sıkıştırdım onu. Yapıyorum bazen böyle şeyler.

Konuştuk, gülüştük. Bir şeyler saçmaladık sanırım. Patlamış mısır ve patates yedik. 4 kez çiş yapmaya gittim. Her defasında okul kimliğimi ve otobüs kartımı gözü gibi bakmasını temenni ederek Burcu'ya emanet ettim.

Yan masamızda oturan saçma çocuk! Yazının tam da bu noktasında buradan sana sesleniyorum! Burcucum olmasaydı ve bana mani olmasaydı seninle tanışacaktım. Çünkü bize neden sevimsiz bakışlar attığını gerçekten çok merak ettim. Sen yan masaya yerleştiğinde sarhoş değildim. Hatta sarhoş olduğumda bile şuh kahkahalar atmadım, edepli edepli oturdum. Seni rahatsız edecek kadar sesli konuşmadık ve seni rahatsız edecek kadar sesli gülmedik. Bizimle ne derdin vardı çok merak ediyorum. Eğer bu yazıyı okursan, yorum olarak bırak lütfen gerekçeni. Ayrıca sana bir şey daha söylemek istiyorum. Bira içerken ağzın çok komik görünüyor ve ikide birde bezgin bezgin dönüp tavana bakman çok saçma. Sen cool göründüğünü düşünmüş olabilirsin ama bence komiktin.

Sanırım emelime ulaşmıştım ve oradan çıkarken sarhoştum. Tanımadığım bir kadına iyi akşamlar dedim ve Burcu'ya bir şeyler anlatıp durdum. Bana gülen iki adama sinirlendim. Belki de bana gülmemişlerdi, hiç bilmiyorum. Ama çok sapıtmadım gerçekten. Sakin ve kendi halinde sarhoş oluyorum.

Sıhhiye köprüsüne yürüdük, oradan biniyoruz otobüse. Orada da seyyar satıcılar oluyor. Burcu gözüne erik kestirmiş. Kendimi arabaların altına atmayacağıma ve birilerine sataşmayacağıma kanaat getirince erik almaya gitti ama belalı bir erikçiye çattı sanırım. Herif Burcu'dan fazla para almış, çok da tehdit edici görünüyormuş. Bana söylediğinde "Ben o erikleri kafasına fırlatıp gelirim Burcu!" diye ayaklandım ama o beni yerime oturttu. :D

Buradan erik satan herife seslenmek istiyorum. Erik satan herif! Burcu sarhoş olduğum için celallendiğimi sandı ama ben ayık da olsam erikleri kafana patlatabilirdim! Bak bu aralar çok pervasızım, hem depresifim hem de öfkeliyim. Çok yanlış insanlara çatıyorsun, elbet yine karşılaşacağız! Edepsiz adam!

Otobüste uslu uslu müzik dinledim. Durakta (Scott Pilgrim'den ilham alarak) beklerken Utku'ya telefon edip (Mina'nın buralarda güleceğini tahmin ediyorum okursa) onun aslında iyi biri olduğunu düşündüğümü, onu sevdiğimi, onunla sorunum olmadığını falan söyledim. O da "Kampüse gelince bana haber verin" diye tembihledi.

Kampüse geldiğimizde ona haber verdik, biraz oturduk üçümüz. Bu arada beni Mert aradı çünkü mesajlarına cevap vermediğim için endişelenmiş. Beni fazla oyalamamak için kapatmak istemiş ve ona "Beni başından atıyosun!" diye çemkirmişim. "Tamam sen istediğinde kapatırız Cessie" dediğinde de çocuğu beni oyalamakla suçlamışım. Arkadaşlarımla olduğumu ve beni biraz rahat bırakmasını istediğimi söylemişim. Aslında bunları hatırlıyorum fakat tüm detaylarıyla değil. Bütün bunlar hem ona hem Utku'ya hem Burcu'ya komik gelmiş olacak ki bana güldüler.

Bir süre de "Bu ülke beni yaşlandırdı ulan!" temalı çemkirdikten sonra sakinleştim. Üşüdük ve saat gecenin ikisi falan oldu, odalarımıza dağıldık. Odaya geldikten sonra biraz Koray'ın başına ekşidim ve sabahın yedisine dek uyuyamadım. Şimdi de kendimizi biraz tuhaf hissediyoruz. Burcu filmlere sığınmış durumda, ben de kitabımı bitirmeye çalışacağım. İşte son zamanlarda olan biten bunlar.

16 yorum:

  1. öff çok zevkli hayatın var ha kıskandım. allah için depresyona falan girme(tamamen yüzeysel bir bakış açısı ne yaşadığını bilemem alınma ha :D ). ama gerçekten bu kadar iyi arkadaşlar edinmişsin, ne güzel sevgilin var bir de anlayışlı ha; başkası olsa hayatta kız arkadaşına kendi olmadan içki içirmez çok var öyle tipler. ne güzel üni hayatı yaşıyorsun. ben bir şeyi anlamadım ama sen şimdi biyoloji okuyorsun antropolojiye mi geçicen yoksa ikisni de bir arada mı okuaycan kafam karıştı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok olum ya, bilmiyo musun vizeler mizeler sabahlayıp duruyoruz. Sabaha kadar otur akşama kadar yat, bundan ibaret hayatım. Öyle nadiren dışarı kafamı uzattığım oluyor.

      Erkek arkadaş konusu ilginç bak. Normalde senin dediğin gibi olacak olsa bile söz konusu ben olduğumda pek bi' şey demiyolar. Nohut öyleydi, azıcık kıskançtı, içki içmemden hoşlanmıyodu ama pek tartışma çıkartamıyodu bu konuda. "İçmesen mi Cessie?" falan diyodu çünkü ben pek taviz vermiyorum bu meselelerde. Mert daha rahat bi tip.

      Şimdi ben biyoloji okuyorum. Antropolojiden de yan dal yapıcam, temel bikaç dersi alıcam yani. Diplomamda da bi ek belge gibi bi' şey olcakmış. Sonra yüksek lisansta da alanımı seçicem. Belki antropoloji, belki hidrobiyoloji. Hiç belli olmaz :D

      Sil
    2. yine iyi ya oturup konuşacağın iki güzel insan olsun yeter bence. depresyon konusu da bende çok ahvada kaldı en son şu ilaç konusunun geçtiğini okumuştum abin kızmış ama senin depresyonun ile ilgili derinlemesine bir yazı bekliyorum. D: çok zevkli senin hayatını okumak haberin olsun. :D daha çok hayatın ile ilgili yaz. :D

      Sil
    3. Ya evet gerçekten güzel arkadaşlarım ve arkadaşlıklarım var. Bu buzdağının görünen kısmı. Liseden arkadaşlarım da var çok görüşemediğim. Çok görüşemiyoruz ama görüşsek onlar da kafadengidirler, dinlerler, anlarlar.

      Depresyon konusu çok detaylı değil aslında. Bi' şeyler bi' anda patlayıverdi sanırım ben de çok anlamlandıramadım. Saçma salak bir ruh hali işte :D

      Eheh teşekkürler.

      Sil
  2. Öncelikle, çanta çok güzel! Mert iyi yapmış almakla. Belki de bu çanta meselesini tamamen Mert'e bırakmalısın :)
    Kedi kumu için petshoplar Selanik Sokak'ta, kitapçıların falan olduğu Konur Sokak'ın bir üstü. Ben bütün hayvan malzemelerini internetten alıyorum gerçi, daha ucuz.
    Ve tabi, eşimizle dostumuzla sorunlarımızı çözmek için en uygun zaman, 2-3 bira içtikten sonraki "bıraksalar dünyayı kucaklarım/bıraksalar sokakları yakarım" anları :D İyi yapmışsın :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheh tuhaf çanta şeysinden böyle diyosun, biliyorum.

      Biz kedimi ve çocuklarını alcaz sanırım. Nasıl yakalayacağız onu hiç bilmiyorum ama deniycez!

      Sil
    2. Tuhaf çanta şeysinden, evet :)
      Size kedi kutusu lazım, nasıl taşıyacaksınız eve?

      Sil
    3. O tür ıvır zıvırları alacakmış sanırım.

      Sil
  3. Çantaya aşık oldum! o.O Bir markası var mı yoksa regular bir çanta mı?

    YanıtlaSil
  4. cessiem minik balığım ben geldim!

    aylardır yoktum..

    yerim seni.

    çantan çok güzelmiş güle güle kullan :*

    ayrıca kahvaltıdaki mantar beni acıktırdı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Mia! Eheh!

      Sen de yaz. Hiç denk gelmedim, hiç yazmadın mı bilmiyorum. Seni özledim.
      :*

      Sil
  5. Okurken hep üniversitedeki zamanlarımı hatırladım. Ankarayi keşfedişlerim geldi aklıma. Sıhhiye köprüsünü hep severdim, oradan bindiğim otobüsleri de sevdim ama en güzeli ders aralarında kızılaya koşmaktı:) O köprünün altındaki uyduruk ne idüğü belirsiz dönerlerden yerdik güle güle:) Şimdi var mı hala bilmiyorum. Ankara'da öğrenci olmak güzel, Ankara güzel yer. Ben de Antropoloji okudum, Sosyal Antropoloji mezunuyum, çok memnunum o bölümü seçtiğim için. Tabi Türkiye koşullarında bir kıymetimiz yok ama o eğitimi almak bana çok şey kattı. Keyifle okudum. Şimdi olsa yine Antropoloji okurdum. Bu kadar çok mesleğini seven birinden başka şeyler duyamazdın elbette, keşke o zamanlar daha çok şey yapsaydım diyorum bölümüm adına. Bence Antropolojiden keyif alacaksın. Yine de şu dünya gerçekleri içinde Antropoloji eğitimi bir masal dünyası gibi kalıyor benden söylemesi...
    Çantaya ayrıca bayıldım. Daha yazsam sabaha kadar yazarım o yüzden burada kesiyorum.
    Sevgiler:):)
    Kedili yaşamda da güzel maceralar diliyorum. Kediler başkadır:) Antropoloji ve kedi ikilisi de herşeydir:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel! Sosyal antropoloji gerçekten çok güzel bir alan gibi geliyor bana da. Ben de bölümümü seviyorum. Hocalardan dert yansam da, genel anlamda biyolojiyi seviyorum ama antropoloji... O da çok hoş bir alan. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum, gelecek dönem biraz daha şekillenecek sanırım.

      Eheh çantayı severek kullanıyorum ben de.

      Ne güzel bir yorum oldu bu, kocaman gülümsedim :)

      Sil
  6. bak bence okulun hiç bitmesin yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de bitmesin ya. Seviyorum okulu.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;