12 Mayıs 2014 Pazartesi

taşınma, tanışma ve alış veriş


İnsan yaşamaktan korktuğu herhangi bir şeyi atlattıktan sonra, her şeye yepyeni bir gözle bakabiliyor. Ben de şu kız gibi, çok sakin bakıyorum etrafa. Her şey olup bitti hoh!

Günlerce Mert'ten şöyle cümleler duydum: "Cuma günü ailem geliyor! Onlarla tanışacaksın Cessie!", "Babama baba de Cessie!", "Anneme anne diyebilirsin Cessie!", "Tamam, teyze demeyi tercih ediyorsan sen bilirsin ama kalbini kırarsın bak, hehe." Ve, tabii ki- çok- gergindim!

Mert bir ev buldu ve taşınıyordu, ailesi bu yüzden cuma günü gelecekti. Hafta sonu onu yerleştirip döneceklerdi. Mert'in babasının beni sevmediğine inanıyordum ve ailesinden çok utanıyordum bu yüzden bir hafta benim için kâbus gibiydi arkadaşlar. Vize stresi yetmiyormuş gibi bir de Mert'in bıdı bıdıları.

Cuma günü geldiğinde öyle uykusuzdum ki ve öyle ev yerleştirme telaşı içinde olacaklardı ki o gün onlara gitmedim ve uyudum. Bundan da kimsenin rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum.

Ertesi gün, yani dün, 11 gibi Mert uyandırdı beni. Odasında kalan eşyalarını almaya geleceklerdi ve eşyalarla birlikte beni de alacaklardı. Kafamı yorganımın altına sakladım, popomu havaya kaldırdım ve Burcu'ya bizimle gelmesi için yalvardım. Ona yemek ısmarlamayı, tatlı ısmarlamayı teklif ettim. Burcu bunları kabul etmedi fakat bizimle geldi.

Önce Mert'in babasıyla -ki bundan sonra Ramazan Amca olarak anılacak- birlikte dakikalarca bekledik. Ramazan Amca biraz homurdanacak gibi oldu, benim aklım çıktı tabii ki. Beklerken telefonu çaldı, birilerinden bir numaralar, adresler falan alıyordu kaş göz yaptı bana, hemen koştum kağıda kaleme sarılıp numaraları ve adresleri not ettim. O esnada Ramazan Amca'nın müdahaleci bir adam olduğunu kavradım. Hatta bunun rahatsız edici bir müdahalecelik olduğunu da kavradım ama bence güzel idare ettim.

Mert gelince hep beraber arabaya atladık ve o bahsi geçen adresleri bulma yoluna düştük. Demetevler'di yanlış hatırlamıyorsam gitmeye çalıştığımız yer. Orada ikinci el eşya satan bir yer bulmaya çalışıyorduk. Ramazan Amca da seneler önce Ankara Üniversitesi'nde biyoloji okumuş. O yüzden Ankara'yı biliyor, tabii zaman geçtiği için bazı şeyler değişmiş ama bence o yine de Ankara'yı bizden iyi biliyor. Biz kendimizi paralasak, onun olmamızı istediği kadar sosyal olamayız. Neyse...

Böylece ikinci el eşya satan yeri bulduk ve oradan baza, sandalye, masa, sehpa, buz dolabı falan aldık. Burcu ve ben bir öğrencinin böyle bir eve sahip olmasını hayal etmiyorduk. Mert "Bunlar bana değil, gelip kalırız diye düşünüyorlar, ondan alıyorlar." dedi. Eve gelince anladık ki Ramazan Amca bir de fiskos masası kestirmiş gözüne ahaha. Ama neyse ki almadı onu.

Sonra eşyaları mucizevi bir şekilde araca yükleyip evin yolunu tuttuk. "Mert, tüm bunlar sığacak mı dersin?" diye sorduğumuzda Mert "Merak etmeyin, babam tam bir istifçidir." dedi. Ben de "Evet, bunları araca sığdırabilmek için bizi de istifleyecek bence." dedim. Çok istiflenmedik.

O hooo. Eve gittiğimizde baktık halılar, koltuklar, koltuk örtüleri, her şey yerleştirilmiş. Yok yok. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, evet bulaşık makinesi ulan! Mert bunların babasında var olduğunu falan söyledi. Sanırım bir ara babası bir yerde çalışıyor ve kalıyormuş ve bu yüzden bunları almış. Şimdi de Mert'e getirmiş.

Yemek yedik, sohbet ettik. Ramazan Amca ile Burcu bayağı koyu sohbet ettiler, inanıyorum ki Mert'e kız seçme hakkı Ramazan Amca'ya tanınsa o kız kesinlikle Burcu olurdu. Fakat ben bu durumdan hiç rahatsız olmadım, aksine mutlu oldum zira Burcu olmasa ve Ramazan Amca'yla konuşmasa muhtemelen sorular sorulan ve konuşulan kişi ben olacaktım. Bu da fazla fazla çam devirmek demek olacaktı. Zira o konuştuğumuz minik anların birinde köye gitmekten ne kadar nefret ettiğimden bahsederek Ramazan Amca'nın yarasına parmak basmış oldum. Mert de benim gibi bu konuda ve her köye gitme konusu açıldığında evlerinde olay çıkıyor zira ahah.

Cennet Teyze yani Mert'in annesi çok tatlı ve canayakın bir kadın. Bana yeni yüzün yapmış çünkü benimki kırılmıştı. Çok fazla sohbet etme fırsatı bulamadık çünkü herkes bir işle uğraşıyordu ama akşam yemeğinde (evet akşam yemeğine de kaldık) bize kımız içtiğinden falan bahsetti. Camdan boncuklar, takılar, çeşitli şeyler yaptığını size anlatmıştım zaten.

Mert'in kız kardeşi çok tatlı! Bakın o kıza çok değer veriyorum zira insan 14 yaşındaysa o kadar sempatik olması mümkün olmaz normal şartlar altında. Özgüveni yüksek, doğal, içten. Çok şeker bir kız.

Ecem farkında mı bilmiyorum ama Ramazan Amca Ecem'in gözünün içine bakıyor. O ikisinin ilişkisi, babamla benim ilişkim gibi sanırım, aşık adam kızına! Eheh babam da bana aşık.

Mert'in kuzeni de gelmişti. Çocuk bana neler söylemedi ki. "Aileye alışsan iyi olur artık" ile başladık "yenge"ye kadar ilerledik, nasıl utanç vericiydi anlatamam. Ona dedim ki "Bak çocuk, senin özel yaşamını öğrenir ve gözler önüne sererim. Benimle uğraşma!" Sonra biraz kaynaştık falan.

Akşam yemeğinde Ramazan Amca içki içti. Ben ilaç kullandığımdan içemedim, Burcu ayıp olur diye içemedi ama bence içmediğimiz ayıp oldu adamcağıza. Cennet Teyze başı ağrıyor diye içemedi. Mert yarım bardak şarap içti.

Sonra Muhammet, ki bundan sonra Gonzales olarak anılacak, bizi kampüse bıraktı. Biraz arabada gülüştük. Pavyona gitme isteğimden bahsettiğimde dehşete düştü. Pavyonun ne kadar iğrenç bir yer olduğuna beni ikna edemeyince daha çok dehşete düştü. Ahah ses tonu, mimikleri, nasıl komik çocuk. Öğrendik ki hız tutkunuymuş. Bence onun intihara eğilimi var, hız tutkusuna başka bir açıklama bulamıyorum. Bence arabalar dururken bile korkunç, hızla sağa sola savrulurken düşünemiyorum :))))

Korktuğum kadar gergin, kötü değildi. Ben de sandığım kadar utanmadım. Ramazan Amca babama çok benziyor. Babam da onun gibidir, her şeye karışır, huysuzdur, her işi en iyi kendisinin yaptığını düşünür. Tuhaf insanları severim, onu sevdim. Mert'in tüm ailesini sevdim.

Bu gün de uyanır uyanmaz annemi, teyzemi, Derya Teyze'yi, yengemi falan arayıp anneler gününü kutladım hepsinin. Diğer annelere mesaj çektim. Tüm dünyaya sevgi saçtım ve sonra Burcu'yu yatağından kazıyıp alış veriş merkezine götürdüm.

O kadar çok yedik ki anlatamam. Hâlâ yemek yeme fikri midemi bulandırıyor. Pantolonumuz yırtılmıştı ikimizin de, bu yüzden pantolon aldık. Bir dar paça pantolona ihiyacım varken gidip ispanyol paça pantolon aldım. Yetmedi pijama aldım. Ve kitap... Hof, çok para harcadım.

Burcu'ya da pantolon aldık. Ve tişört. Ve kitap. O da çok para harcadı.

En önemlisi, omurgalı dersi için balık aldık. Balık satan adama "Şey, biz bu balıkları yemeyeceğiz. O yüzden iç organları, yüzgeçleri, solungaçları tam olan bir balık verirseniz süper olur." dedik. "Yemeyeceklerse ne yapacaklar?" bakışlarına maruz kalınca da tüm yaşamımızı serdik adama.

Bu gün boynumu incittim, hâlâ acıyor. Bu gece bana uyku yok, mikro vizesi malum. Yarın sabah da dokuz buçukta çamaşır yıkayacağım. Bu süper çünkü kokuşmayan çamaşırım kalmamıştı!

Gergin ve hızlı iki gün geçirdik. Şu üç günü de atlatayım, bir gün boyunca uyumayı düşünüyorum. Tüm dünyadan izole, kendimi yorganımın kollarına bırakacağım. Sonrası aşk sonrası seks.

12 yorum:

  1. Ya bu ne kadar güzel bir yazı olmuş :D Bu ailelere alışma konusu çok tuhaf. Onları olduğu gibi kabul etmek ve kendini olduğun gibi kabul ettirmek çok uğraştırıcı :)
    Ama sonuç olarak ailesini sevmişsin ve bu çok güzel birşey :)
    Ben de erkek arkadaşımın annesine abla diyorum şimdilik. Bir gün evlenirsek (umarım :)) anne demek çok garip olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben çok ilginç buluyorum insanları. İncelemek, gözlemlemek güzel. Herkesi olduğu gibi kabul edebiliyorum, gerçekten. Beni de bir süre sonra kabul ediyorlar, ilginç biraz bu konu.

      Evet sevdim. Ben de abla diyebilirdim sanırım, annesi genç aslında ama Ebru öğütledi beni, teyze denirmiş. Ben de teyze demeye başladım.

      Evlilik evet... Ay çok tuhaf işler onlar, bana çok uzak :D

      Sil
  2. mutlu olmaya bak :)
    geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  3. Uzun zamandır girip da yazılarını okuyamıyordum galiba geçen yazdan beri okuduğum ilk yazın bu :O özlediğimi farketmem güzel bir şey olsa gerek :) çok içten yazıyorsun burda da benim çok istediğim bi olayı yaşamışsın kıskandım :P

    YanıtlaSil
  4. Eheh özlenilmek çok güzel tabii.
    Umarım senin de başına gelir böyle bir olay o zaman :D

    YanıtlaSil
  5. aa ne güzel olmuş. ne bileyim ev de hadi hayırlı olsun. hepiniz için iyi olmuş. babasının da olanakları iyimiş hadi. bissürü şeye güldüm. kımız mı. hep duyarız romanlarda. gerçek miymiş :) bana yeni yüzün yapmış çünkü benimki kırılmıştı. yüzün ne ki ama ya. bi de kımız filan. anlamadım mertler nereli ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya Mertler Denizlili. Annesi böyle turistik bi geziye katılmış o zaman içmiş kımız. Yüzün dediğim "yüzük" aslında, yanlış yazmışım. İyi oldu herhalde, kedi de alacak. Evinin balkonundan atlamaz umarım, arada ona da geliyolar çünkü :D

      Sil
    2. te allam bari o akıllı olsaydı kikiki :)

      Sil
    3. Ay çok isterdim ama ne yazık ki...
      Dahası da var Deep, etrafımda bi' tane sorunsuz insan yok. Gerçekten.

      Sil
  6. hadi geçmiş olsun =) iyi atlatmışsın.

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;