5 Haziran 2014 Perşembe

Görünmez Canavarlar Üzerine

Aslında bu yazıyı yazıp yazmama konusunda çok tereddüt içindeyim bu yüzden düşündüklerimin hepsini aktarabilir miyim bilemiyorum. Fakat Mert uyuyor ve ben feci halde sıkıldım ve yine de yazmaya karar verdim.

Geçen gün Burcu'yla sinemaya gittik ve ben delirmiş gibi, olmayan paramı son kuruşuna dek tüketme pahasına kitap aldım. O gün aldığım kitaplardan biriydi Görünmez Canavarlar. Bu aralar canım feci halde, sürükleyici, çabucak biten kitaplardan okumak istiyor. Neyse. Aynı Yıldızın Altında bitince Görünmez Canavarlar'a başladım ve o da kısa bir sürede bitti.

Görünmez Canavarlar, okuduğum beşinci Palahniuk kitabı. Ne zaman yazmaya başlamış bilmiyorum ama 1999 yılında yayınlanmış anladığım kadarı ile. Kitabı ne zaman yazdığına dikkat ettim çünkü, sanki bu kitap bir açıdan biraz farklıydı. Dövüş Kulübü'nden sonra yayınlanmış olması benim için daha şaşırtıcı. Belki de Palahniuk'un daha az üretken olduğu bir döneme denk geldi.

Parça parça gidiyorum ama devam edelim. Kitabı okumaya başladım, iyi güzel. Önce "Bi bok anlamıyorum ya" dedim kendi kendime ve bunu finallerle sıkıştırılmış oluşuma bağladım. Zira sonradan kitabın içine girdim ve olay örgüsünü takip edebilmeye başladım. Fakat, vasattı diğer kitapları göz önünde bulundurduğumda. Bildiğiniz vasattı. Biraz sıkkın okumaya devam ettim, bir yandan da kitap bitince yazacaklarımı düşünüyorum. İşte aceleciliğime ve onun aslında ne saçma bir huy olduğuna dair bir kanıt. "Sen ne yapıyorsun Chuck?" dedim "Ne bu şimdi? Bu kitap bir Tıkanma değil, bir Dövüş Kulübü hiç ama hiç değil! Sen ne yapıyorsun." Tam ben bu hisler içinde kitaba burun kıvırırken tee Amerika'lardan suratıma tokat patlatır gibi patlattı olayı! O anki hislerimi şöyle ifade etmek istiyorum:







Bir süre "OHA! YOK ARTIK OHA!" diye dolandım ortalıkta. Ve Chuck Palahniuk'a kallavi küfürler ettim. Hem de ben. Küfür. Evet. Bu hislerimi de sosyal medyanın her mecrasında paylaşmaktan geri kalmadım.

Kitabı dün bitirdim ve daha önce fark etmediğim bir şeyi fark ettim, Chuck Palahniuk postmodernizmi en iyi satacak olan yazarlardan biri ve bunu öyle de yapar ki anlamazsınız bile. Kitapta altını çizdiğim yerler oldu tabii ki, onlara değineceğim.

Lisedeki halimi anımsıyorum tam bu noktada. Dövüş Kulübü'nü 11. sınıftayken okumuştum ve o kitap tüm sene boyunca elimde dolaşmıştı. "Mona Lise ile kıçımı silmek istiyorum."  "Lanet olsun ben de!" demiştim! O kadar öfkeliydim ki demek ki, hislerime nasıl hitap etmişti anlatamam. "Bir güzelliği yok etmek istiyorum" dediğinde kitapta "Lanet olsun ben de!" diyordum. O zamandan bu zamana öfkem azaldı, fikirlerim de biraz değişti tabii. Dolayısıyla Görünmez Canavarlar'a biraz daha eleştirel yaklaşmış oldum.

"Anlattığın şeyin" diyor Brandy, "sadece bir hikâye olduğunu anlayacaksın. Ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını. Anlattığın hikâyenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında, geçmişini bir kâğıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde," diyor Brandy, "işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz.
diyordu Chuck Palahniuk. Shannon'ın anlattığı şey, tüm yaşamıydı ve tüm yaşamı hakkındaki hisleri. Ve sordum, bundan daha gerçek ne olabilir?

Hemen her seferinde kendinize birini sevdiğinizi söylersiniz ama aslında onu sadece kullanıyorsunuzdur.Bu, sadece aşk gibi görünür.
diyordu ve sordum, gerçek aşka ne oldu Chuck? O, illa ki, koskocaman bir yalan olmak zorunda mı?
"Sen de en az bir araba kadar ürünsün. Bir ürünün, ürününün, ürünü. Arabaları dizayn eden adamlar da birer ürün. Senin ailen bir ürün. Onların ailesi de birer üründü. Öğretmenlerin, ürün. Kilisedeki papaz, başka bir ürün."..."Söylemeye çalıştığım şey şu" diyor Brandy, "dünyadan kaçamazsın ve nasıl göründüğünden de sorumlu değilsin; ister çok güzel görün ister bok gibi. Hislerinden, sözlerinden, davranışlarından veya yaptığın herhangi bir şeyden  sorumlu değilsin. Bunların hiçbiri senin elinde değil", diyor Brandy.
 ve dedim ki ben kesinlikle ürün değilim. Bunu daha önce Ebru'ya söylediğim kesinlikte söyledim. Ben sadece benim ve düşüncelerimle varım. Evet, çalıştığım iş benim. Kazandığım para benim. Okuduğum kitap benim. Zevk aldığım müzik benim. Sevdiğim ve iğrendiğim her şey biraz benim. Ve dedim ki, ben bir CD değilim ve üzerime yazılmış olanları göstermiyorum çünkü yaşam her anına dokunduğum ve her an dokuduğum, değiştirebildiğim ve şekillendirebildiğim bir şey. Dolayısıyla tüm yaşamımdan da ben sorumluyum. Ve seninkinden de sen sorumlusun.

Öbür yandan bazen o kadar çok hissettiklerimi ifade ediyor ki. Kitabın sonu yine benim şu anki halime hitaben yazılmış gibiydi. İçinde bulunduğum durumla örtüşen kitaplarla tanışmaya, bayılıyorum. Ve şu paylaşacaklarımı, kelimesi kelimesine hissettiğimi biliyorum:
Prenses Prenses arkamdan "Gerçekten kadın olmayı hiç istemedim," diye bağırıyor. "Beni bekle!" diye bağırıyor. "Bunu yapmamın tek sebebi, yapabileceğim en büyük hata olduğunu düşünmemdir. Çok saçma ve yıkıcı ve kime sorsan benim hatalı olduğumu söyler. O yüzden bunu yaşamaya karar verdim," diye bağırıyor. 
Görünmez Canavarlar, birkaç kez yinelenen (ki göt herif bilerek mi böyle yapmış bilmiyorum) cümleleriyle biraz canımı sıktı. Sanki diğer kitaplara nazaran gerçekten sönüktü. Bir noktadan sonra kurgunun saçma sapan mı yoksa sarsıcı ve yaratıcı mı olduğu konusunda derin şüpheler içinde kıvranmaya başladım ve sanki saçma sapan oluşu benim için biraz daha ağır basıyor. Yine de ilginç bir okuma oldu.

Çeviren, her zamanki gibi, Funda Uncu. Kitap Ayrıntı Yayınları'ndan çıkmış ve 240 sayfa.

7/10

4 yorum:

  1. Yaa kitap yorumlarını çok seviyorum. Çok farklı ve eğlenceli yazıyorsun. Kitabın kapağı hoşuma gitmişti de yorumları okuyunca vazgeçtim
    Yok anacım okumam ben bunu =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, yorumun beni çok sevindirdi.

      Chuck Palahniuk'u severim. Postmodernizme uyuz oluyorum ama yine de Chuck Palahniuk'u severim. Fakat bu kitabı biraz sönük buldum dediğim gibi. Dövüş Kulübü'nü okuyabilirsin ama o çok iyi.

      Sil
  2. hımmm demek bak zaman içinde düşüncelerimiz değişiyo demek ki biraz yazarlar hakkındaa :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;