24 Temmuz 2014 Perşembe

Beyaz Diş ~ Jack London

Çeviren: Levent Cinemre
Özgün Adı: White Fang
Yayın Yılı: 4.Basım / Şubat 2013
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 258

ARKA KAPAK

Jack London'ın Issız Diyar'ı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları'ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş'tir. Vahşetin Çağrısı'na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş'in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekâsı ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikâyesi...

Jack London ya da doğduğunda kendisine verilen isimle John Griffith, 12 Ocak 1876'da San Francisco'da dünyaya geldi. İlk teknesi Razzle Dazzle'la San Francisco Körfezi'nde maceralı bir hayata atıldı. Kaçak istiridye avladı, fok avlayan bir Japon gemisinde tayfalık yaptı, ABD'yi bir başına dolaştı. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verip Oakland'a döndü, liseye başladı; sınavlarını dışarıdan vererek üniversiteye girdi. 1897'de altın aramak isteyen binlerce kişi gibi Jack London da Kanada'ya gitti ve bu yolculuk yazarlığının keşfi oldu. Bir yıl kaldığı Klondike hakkında, 1903'te yayımlanan Vahşetin Çağrısı ile 1906'da çıkan Beyaz Diş dahil çok sayıda öykü kaleme aldı. 22 Kasım 1916'da geride bıraktığı 15 eseriyle hayata gözlerini yumdu.

İş Bankası Kültür Yayınları olarak Jack London'ın bütün eserlerini yayımlamayı, Beyaz Diş ile sürdürüyoruz.
  • Birlikte avlanıp avlarını birlikte yere indirdikleri,birlikte açlık çektikleri günler unutulmuş, geçmişte kalmıştı artık. Şu anda önlerindeki mesele aşktı ve aşk, yiyecek bulmaktan daha amansız, daha acımasız bir meseleydi. (sf.43)
  • Henüz bilince değildi ama yaşamak, işte böyle bir şeydi. Dünyasına anlam veren şeyi gerçekleştiriyor, ne için yaratıldıysa, onu yapıyordu: et yemek ve o eti öldürmek için savaşmak. (sf.74)
  • Yavru kurt insanlar gibi düşünseydi, hayatı, doymak bilmez bir iştahı doyurmaya çalışmak olarak özetlerdi. Dünyayı ise takip eden ve edilenin, avlayan ve avlananın, yiyen ve yem olanın bir sürü arzu ve iştahıyla dolu; düzensizlik ile şiddetin, açgözlülük ile kıyımdan ibaret bir kaosun acımasız, plansız ve sonsuz bir rastlantıyla birlikte tamamen körlemesine ve karmaşa içinde hüküm sürdüğü bir yer olarak görürdü. (sf.84)
  • Kimse doğasının gereklerini, geri tepme olmaksızın çiğneyemez. Böylesi bir geri tepme, vücuttan çıkan bir kılın, doğal olmayan biçimde çıktığı yere geri dönüp vücudun içine büyümesi gibidir, cerahatlenen, iltihaplanan, acı veren bir kıl dönmesidir. (sf.146)
  • Hoşnutluğun yerine sevgi geçmişti. Ve sevgi, daha önce hiçbir duygunun erişemediği kadar derinlerine inmişti. Buna cevap olarak yine en derinlerinden yeni bir şey geldi: sevgi. (sf.203)

4 yorum:

  1. Bu kitabı o kadar çok seviyorum ki geçen yıldı sanırım okuduğumda ve dedim keşke çok önceleri okumuş olsaydım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de biraz gecikmiş hissettim kendimi ama olsun. Geç de olsa okudum ve çok sevdim :D

      Sil
  2. london en iyilerden kiiii :) dişleri beyazmış demek ki kiki :) filmi de var yaa güsel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmini hiç bilmiyordum, izlerim bir ara. Evet çok beğeniyorum ben London'ı. :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;