8 Temmuz 2014 Salı

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı Üzerine


Bu gün veterinere gittik. Minik kızımız bir sürü iğne yedi ve veteriner gece on ikiye dek hiçbir şey yememesi gerektiğini söyledi. Çok aç, çok miyavlıyor. Bu kedinin beni duygusal anlamda bu kadar zorlayacağını tahmin edemedim aslına bakarsanız. Pek naif, pek kibar, şu an bilgisayarımın üzerinde oturuyor ve hareket eden parmaklarıma bakıyor. O miyavladıkça içim parçalanıyor. Bu kadar minik, bu kadar tatlı bir şeye böyle bir haksızlık yapılmış olmasını hazmedemiyorum. Biri sarhoşken biri ayıkken olmak üzere iki kez ağlama nöbeti geçirdim, merhaba depresyon. Ayıkken olan çok daha şiddetliydi.

Kediyi aldığımız petshop, kediler için para almıyor, gerekli eşyaları oradanalmanız karşılığında veriyor. İğrenç bir ikiyüzlülük.Kedilere iyi bakmadıkları aşikar, bizim kızımız da ölüme terk edilmişti snırım. Onu aldığımız için hiç pişman olmadık çünkü bu her iki koşulda da canımızı sıkacak bir karardı, onu orada bıraksaydık daha iyi olmayacaktık. Ama dediğim gibi, beni duygusal anlamda çok zorluyor. Böyle insanların oldupu bir dünyada yaşamak istemiyorum.

İşte tüm bunlar beynimi meşgul edip dururken ve ağlama isteğiyle savaşırken, bu yaz tekrar okuduğum Harry Potter ve Azkaban tutsağı üzerine yazarak kafamı biraz meşgul etmeye karar verdim.

Belki filme dair görselleri kullanmam film hakkında yazdığım izlenimi verebilir ama aslında dediğim gibi kitaba dair konuşacağım fakat, Azkaban Tutsağı serinin en sevdiğim filmi olduğundan, oyuncuları deli gibi sevdiğimden, filme dair bir şeyler paylaşmadan geçemezdim.
Benim için üçüncü filmin ve kitabın en büyük numarası, hikâyeye Sirius Black gibi ve Reamus Lupin gibi iki efsanenin dahil olmuş olması. Sirius benim en sevdiğim karakterlerden biridir zaten, biliyorsunuzdur. Lupin... ondan aşağı kalır yanı yok Lupin'in de. Bu yüzden, onların öğrencilik yıllarına da minicik bir bakış atmamız da dolayısıyla çok seviyorum Azkaban Tutsağı'nı.

Olayların seyrini yazmaktansa kitap hakkında, karakterler ve olay hakkında kendi düşüncelerimi yazacağım çünkü canım böyle istiyor, bunları düşünmek de bana iyi geliyor.

Kibirli insanları hep sevmişimdir. Aslında sanırım eskiden kibirli biriydim de. Annem hâlâ beni kibirli bulur. Neyse, Sirius zeki ve tepeden tırnağa kibirli bir tip. Ben çok takdir ediyorum.

Kitaba dair en nefret ettiğim karakter de Peter Pettigrew. Aslında tüm seriye dair sanırım. Öyle küçük, pis, iğrenç ve parazit insanlardan iğrenirim.

Antidepresanlar benim zihnimi açtı arkadaşlar. Bu yeni kafayla, daha önce fark edemediğim birkaç ince detayı da fark etmiş oldum. Hoş oldu. J.K. Rowling'i bir daha takdir ettim. Boş Koltuk'u hâlâ okuyamadım ama olsun.
Arkadaşlık kavramı çok öndeydi sanırım bu kitapta. Ya da ben küçüklüğümden beri öyle algıladım hep. Çok dışlanan bir çocuk olduğumdan da çok hassastım sanırım bu konuda. Şimdi de kabul görme konusunda hassasım herhalde, çocukluk travmaları kolay atlatılmıyor.

Bir sahne vardı, Peter, Voldemort'a karşı koymanın zor olduğundan bahsediyordu. "Beni öldürürdü" diyordu ve Sirius çemkiriyordu "O halde ölseydin, biz senin için bunu yapardık!" Ne bileyim çok etkilenmiştim. Hâlâ etkileyici bence.

Ben bu kitabı köyde okudum. Bir buçuk günde bitirdim, çocukluğuma da dönmüş gibi oldum. Yine köy, yine bunalmış haldeyim, yanımda yine Harry Potter var. Çok manidar.

Kitap Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış. 512 sayfa.

6 yorum:

  1. Harry Potter'a aşık bir çocukluğum vardı :D
    Kitaplarını okurken aldığım zevki filmlerini izlerken alamadım sanırım. Ondan sonra da soğudum nedense bir anda.
    Ve ben lisede yurtta kalırken annemin komşu çocuklarına Harry Potter kitaplarımı dağıttığını farkettiğimde kıyametleri kopardığımı hatırlıyorum şu an. Herkesin kapısına gidip verin lan kitaplarımı diye kapıları yumruklayasım gelmişti. Annemin gerekçesi : E kızım çocuk kitapları onlar. Evde saklayıp da ne yapacaksın oldu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de öyle, çok severdim. Annem kitaplarımı öyle dağıtsa kıyametleri kopartırım herhalde, cesaret edebileceğini sanmıyorum :D

      Sil
  2. geçen son filmi tekrar izliyorduk malum koca savaş oldu onlarca karakter öldü :(
    anneme şey dediğimi hatırlıyorum ''koca seride ölmesine tek gerek olmayan karakterdi. Bence ölmemeliydi.'' demiştim. Bir o bir de Snape'in ölümü.
    ay yok dayaniyorum ağlicam :(

    miller'da hemen iyileşir umarım! Bir kaç video hatırlıyorum internette böyle sokaktan alınan hayvanların başta ne kadar cekıngen sessız sakın sonraları nasıl neşe dolduğu açıkça goruluyordu. Ben inanıyorum o minik şey de bir an önce neşeli, sağlıklı, hareketli bir mnik şey olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de ya, ne Sirius'un ölmesine gerek yoktu. Hele Lupin ve Tonks neden öldü hiç ama hiç anlamıyorum. Gereksiz yere çok insan öldü bence.

      Biz de umuyoruz iyileşmesini. O da öyle, biraz çekingen gerçekten. Yanımıza gelmek istiyor, çok cesaret edemiyor, bazen ediyor. İyi olacak zamanla tabii :)

      Sil
  3. dur ya iğne malzeme filan masraflı değil mi kedi yaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla çok masraflı Deep.
      Parasız kaldık ikimiz de.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;