12 Temmuz 2014 Cumartesi

kadınlar unutmaz cınım

bunu tumblr'da buldum. konuyla hiç ilgisi yok
Miller'ın mama yemesinin yarattığı sevinç bile hıncımı hafifletmiyor. Durun anlatacağım en baştan.

Bu gün dedim ki kendime, "Artık şu eşyalarını odana götür ve bırak. Bir oda arkadaşı varsa kalkar gelirsin, yoksa kalırsın orada." Ve böylece öğlen öğlen yollara düştük. Mert de çamaşır makinesi almak için bir alış veriş merkezine gidecekti.

Kampüse ulaşım biraz çileli oldu. Daha doğrusu yurda. Koşarak Hacettepe servisi olduğuna inandığım bir araca yetiştim ve "Hacettepe değil mi?" diye sordum. Sevimli şoför amca, "Evet. Kongre merkezi mi?" dedi. "Ne kongresi, ben sadece kampüse gitmeye çalışıyorum" dedim. "Atla" dedi. Ama aslında o servis tanıtım günleri içinmiş, kongre merkezine gidiyormuş kampüsteki. "Seni kampüs içinde indiririm, oradan da bir araba bulursun" dedi. "Ne kadar ödemem gerekiyor?" diye sordum, "Senden para almayalım, kendine bir dondurma ısmarlarsın" dedi bana. Ay çok mu acınasıyım, çok mu sevimliyim bilmiyorum. Kongre merkezinin olduğu yere dönmeden, yol üstünde indirdi beni, bir de güvenlik görevlisi vardı, ona emanet etti. "Bu kızı ya otobüse ya da düzgün bir arabaya bindir, gönder" dedi ahaha. Bir oğlan daha geldi sonradan yanımıza. Otobüs bulamadık, bir takım gençler bizi arabayla bıraktılar işte. Buradan hepsine teşekkür ediyorum ahah. Otostopumsu bi'şey oldu. İlk kez. Biraz utandım ay.

Ne yazık ki bir oda arkadaşı vardı. Çok dağınık bir oda arkadaşı ama ben yadırgamadım bunu. Ben de tek kalsam ben de çok dağınık olurum. Neyse, aslında oda arkadaşı istemediğini belirtmiş falan filan. "Bir görevliyle konuşayım" dedi. "Olur" dedim, "o zamana dek ben burada bekleyebilir miyim?" Sonra ne oldu bilmiyorum, pazartesiye kadar böyle kaldı durum. Aslında kız beni sıcak karşıladı, güleryüzlü falan. Ben olsam kesin domuz gibi surat asardım ahah. Neyse, uykusu çok hafifmiş, uyumakla ilgili sorunları varmış bu yüzden o yattıktan sonra herhangi bir ışığa, sese (bilgisayar ışığı da dahil) tahammül edemiyormuş. Bu yüzden çok oda arkadaşı değiştirmiş. "Valla benim durum tam tersi" dedim, "uyuyamıyorum. Bu koşullar altında zor olur anlaşmamız. En iyisi pazartesi konuşalım, mümkünse bizi ayırsınlar." Tabii kibar kibar konuştuk bunları, hep sorun-sende-değil-bende şeyleri şeklinde. Bana fark etmez, her koşulda bir sürü eşya taşıyacağım. Neyse. Kalktım Mert'e geldim, pazartesi döneceğimi söyledim kıza da. Değişik biri, herhalde.

Yolda Nohut geldi aklıma ona sinirlendim. O siniri dökmek için yazıyorum. Nohut ara sıra blogumu okuyor, biliyorum. Umarım bunları da okur.

Biz tanışalı çok uzun bir süre geçmemişti. Nohut bana benden etkilendiğini falan söylemişti ama sevgili miyiz, değil miyiz belli değildi. Yani sanırım Nohut beni öyle kabul etmişti ama benim tarafımdan işler öyle değildi daha doğrusu. Bir gün bana "Cessie" dedi. "Ben okulu bitirmiş olsam, sen ikinci üçüncü sınıfta olsan benimle evlenir miydin?" 

Ben o zaman lisedeydim, ikinci üçüncü sınıf derken kastettiği üniversiteydi. Şaşırmıştım ve tüm dürüstlüğüm ve hödüklüğümle "Evlenmezdim." demiştim. "90 yaşına kadar falan evlenmeyeceğim ben." 

Sonra işler öyle bir hal aldı ki, kendimi iğrenç, hayal bile edemeyeceğim bir konumda buldum. Evlilik delisi, sevgiliyi kafeslemeye çalışan kız konumunda -ki ASLA ÖYLE BİRİ DEĞİLİMDİR VE ASLA ÖYLE Bİ' ŞEY YAPMAYA ÇALIŞMADIM. Nohut bir keresinde şöyle dedi bana, "Eee Cessie, seninle evlenmezsem ne yapacaksın? Ayrılacak mısın benden?" Şimdi anlıyorum ki o gün ona "Evet, ayrılıcam" deseydim peşimde sürünürdü ama demedim. Açıklamaya çalıştım.

Nohut'a, aileme ondan bahsetmek istediğimi söylediğimde de paniklemişti. İş ciddiye binermiş o zaman, bunu şimdilik istemiyormuş. Ona saçmaladığını, ailemin sırf tıp okuyor diye beni kendisiyle evermeye çalışmayacağımı, hatta tam aksine ayrılmamızı tercih edeceklerini ama bana karışmayacaklarını anlatmaya çalıştım ama dinlemedi. Ben hiçbir zaman kendisini sevgilisi/ kocası vs. üzerinden var etmeye çalışacak bir insan olmadım. Asla. Karşımdakinin maaşıyla, statüsüyle ilgilenmem. Onları kendim elde ederim ve bir başkasınınkine ihtiyacım yok. Bunu anlamadı.

Burada anlatmayacağım bir yığın gerzekçe şey var ama onlara girmiyorum bile. Ben bu zamana dek hep sandım ki, biz Nohut'la çok farklı iki insanız ve farklarımıza rağmen birlikte olmaya çalışıyoruz. Ben ne kadar çabalıyorsam o da o kadar çabalıyor. Ben ne kadar inciniyorsam o da o kadar inciniyor. Ama görüyorum ki o en başından beri şımarıklık etmiş ben de çırpınıp durmuşum. Bunu hazmedemiyorum, onu da affedemiyorum.

Eğer Nohut bizim aramızdaki her türlü ilişki bittiğinde, arkadaşlık da buna dahil, beni hiç aramasaydı hâlâ saygı duyduğum biri olarak kalırdı hiç değilse. Çünkü ben bütün aptallığımla, iki farklı insan olduğumuzu, buna rağmen birlikte olmaya çalıştığımızı düşünürdüm. Onu da eski bir tanıdık olarak kabul ederdim, bu kadar.

Ona "Senden nefret ediyorum" diye mesaj attım. Hayatta kendime yaptığım en kötü şey onunla birlikte olmakmış, bunu da yeni fark ediyorum.

Ay aptalım herhalde. Aptal.

6 yorum:

  1. geçmiş olsun. :D eski oda arkadaşına ne oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın :D
      Burcu evinde, yaz okuluna gelmiyor. Yaz için, geçici bişey bu.

      Sil
  2. hımmm ilk bölüme valla güldüm çok ama nohut ah o nohut neyse zamanla unutursun hadii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Nohut kolay unutulur bir Nohut değil Deep :D

      Sil
    2. kurşun gibi nohut diyon hehee :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;