19 Temmuz 2014 Cumartesi


Keyifle Massive Attack dinlerken, neredeyse kahkaha atmama neden olacak kavrayış tekrar geldi aklıma. Bazı insanlar aptal bile olamayacak kadar sıradan olabilirler. Birinin acıyla değiştiğini düşünmek, birinin göründüğü kadar boş olmadığına inanmaya çalışmak, birinin keyfi ve kaprisli davranışlarına derinlikli ve anlaşılabilir mazeretler "uydurmak" benim geçmişten beri, bıkmaksızın yaptığım bir şey, bir hata. Oysa bazı insanlar aptaldır, bazıları ölümüne sıradandır, çoğu zaman davranışlarının anlaşılabilir mazeretleri olmaz.

Böyle düşünmenin beni ne kadar yaraladığını düşünüyorum. Herkesi anlamak, kimisi yanlış anlamak, kimisini ısrarla yanlış anlamak, onu olmadığı kadar iyi görmek, görmeye çalışmak, gerçeği ve doğruyu bu şekilde zedelemek her zaman kendime doğrulttuğum bir silah gibi oldu çünkü bu en çok bana zarar verdi. "Herkesi anlamak yordu beni" demiş Edip Cansever.

Birini anladığınızda, davranışları altındaki gerçek nedeni bulmaya çalıştığınızda, daha kötüsü onu bulduğunuzda, yani o insanı biraz daha anladığınızda artık ona kızamıyorsunuz. Yönünü şaşırmış öfke de size dönüyor bazen. Böyle olduğunda her şeyin sorumluluğunu üstleniyorsunuz ve her şeyin bedelini ödemek de size düşüyor.

Oysa maharet kötü davranışlara anlaşılabilir kılıflar uydurup kimseye öfke duymamak değil, maharet her şeyi objektif bir şekilde olduğu gibi görmek. Gerçeği zedelemeden, nasılsa öyle.

Birkaç gündür kendimi bir elbiseyle, uzamış saçlarımla ve suratımda koca bir gülümsemeyle, yemyeşil bir alanda hayal ediyorum. Çimlere oturmuşum, etraf sessiz, öyle gülüyorum, sadece var oluşun, var oluşumun tadını çıkararak. İşte olmak istediğim insan bu aslında, kendisiyle barışık ve doğayla uyumlu.

Sanırım akademisyen olamayacağım ben.
Ekmek yapıp satan bir entelektüel olma fikri bile daha çekici. Hatta çok çekici.

*

Çok serin, hatta neredeyse üşüyeceğim. Söylemek istediğim yüzlerce şey var. Turgut Uyar’ın şiirlerini ona adayışıma bile lanet okumuyorum şimdi, öyle olmalıydı, öyle oldu. O zaman için, öylesi gerekliydi.
Affet balık, affet kendini.  Herkes hata yapar. 
Daha fazla kızma, ne kendine, ne kimseye.
Ve biliyorum artık -sanırım- benim var oluşum sessiz ve kimsesiz de tanımlanabilir çünkü -bir hayal bile olsa bu- varlığımın keyfini çıkarırken yapayalnızdım ve gülüyordum, bir fotoğraf karesi gibi.
Kırsala yerleş, ekmek pişir. 
Patates ek ve yaşa.
Sessiz.
Öylece.
Şehirden uzak.
İnsanlardan uzak.
Başarıdan/ başarısızlıklardan uzak.
Kıyaslamalardan uzak.
Kibirden uzak bir kibirle.
Maddi ve manevi, yiyip bitirici hırslardan da uzak. 
Kendinle ve var oluşunla mutlu, doğayla mutlu. 
Bu dünyada hiçbir şey olamamış, hiçbir şey yapamamış ve ama sadece var olmuş olarak.

8 yorum:

  1. entel olmak gerçekten çok çekici ama insan düşünyor benden olabilir mi. diye benim bu kendinle barışık olma durumu ise en çok lena dunham kafamı karıştırıyor. keşke o kadın kadar dış görünüşümle barışık olsaydım diye düşünürüm hep. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lena Dunham kim hiç bilmiyorum.
      Entel olunur, neden olunmasın yahu?

      Sil
  2. Empati sanırım iki ucu keskin bıçak
    Karşıdakini tanıdıkça hareketlerine neden bulma olayına tamamen katılıyorum. Sanırım biraz da kişinin mizacıyla alakalı.
    Kimi insan daha insancıl oluyor kimisi de yanındaki kıvransa dönüp bakmıyor bile

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle. Bu konuda ortalamadan sapmamak en iyisi olurdu sanırım, ne acımasız ve duyarsız olacaksın ne de fazla hassas. Gerçekten iki ucu keskin bıçak.
      Teşekkürler:)

      Sil
  3. bazen bakıyoruz ama sadece görmek istediklerimizi görüyoruz, en azından bir süre için , sonra ...aonrası dank diye iniyor, daha çok acıtıyor canımızı ...Çok anlamlı yazılmış satırlar hepsi , bazen çekip gidesi gelir insanın , kalıp savaşmak daha zordur ama daha anlamlı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çekip gitmek her zaman bir pes ediş veya vazgeçiş olmayabilir. Bazen bir seçimdir sadece.
      Güzel yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  4. ah senin gibi eneteltüel esnaf olmak isteyen çok ki herkesin hayali bi kasabada kafe filan :)

    bence insanları anlamakla uğraşmamalı hiç. sadece birlikte zaman geçirmeli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya :(
      Ben cafe istemiyorum ama ekmek satıcam falan. Aslında ben ekmek satmak da çok istemiyorum, ıssızlık ve tekbaşınalık istiyorum ama para da kazanmak gerek tabi.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;