14 Ağustos 2014 Perşembe

feminizmimi de aldım geldim

Bir başına pavyona gidemediğim için öfkeli olduğum şu günlerde, biraz her şey üst üste geldi, içimdeki feminist ayaklandı.

Kütüphanede dolanırken Emma Goldman'ın Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir adlı kitabını gördüm. Kadının kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu ama kitabın ismi çok hoşuma gitti, böylece alıp okumaya başladım. Emma Goldman feminist ve anarşist bir ablamızmış. Kitap da onun yazılarından ve konuşmalarından derlenmiş. İşte kadın, kadının toplumdaki yeri, kadın ticareti, aşk, evlilik, sevişme, sevişmeme, ahlak, din derken bayağı ateşlendim tahmin edebileceğiniz gibi. Üzerine feyste şöyle bir videoya denk geldim.

Ben siyasetten hiç anlamam, milletvekillerini falan tanımam ama ara sıra Nazlıaka'nın videolarına denk geliyorum. Kadının da düşüncelerini, halini tavrını gördüğüm kadarı ile beğeniyorum. Videoda söylediklerine de katılmakla beraber daha da celallendim.

Sonra yine feyste bir arkadaşımın paylaştığı şu yazıyı okudum. Gördüğünüz gibi harbiden her şey üst üste gelmiş, böylece ben de her şey hakkında yazmaya karar verdim.

Emma Goldman "fahişe tam tanımıyla, cinsel ilişkileini kâr amacıyla düzenleyen kimsedir" diyor. Bu aslında önemli bir tanım çünkü bu tanımla "fahişe" dediğimiz kişi genelevden çıkıyor ve toplumun her kesimine yayılıyor. Maddi koşullar, sosyal statü sebebiyle bir evliliği sürdüren kadın da fahişe bu durumda. Zaten vurgulamak istediği de, toplumun kadını daima ama daima onaylanmış ve kabul görmüş/ onaylanmamış veya kabul görmemiş, ama bir şekilde fahişelik yapmaya ittiği. Bu burada dursun.

Kimse aptal değil. Kadına ne gözle bakıldığını hepimiz görüyoruz. Hamile bir kadın polis tarafından şiddete maruz kalıp bebeğini düşürdüğünde akla gelen ilk soru "evli miymiş" sorusu olduğunda, yapılan ilk yorum "kadın başına eylemde ne işi varmış" olduğunda durup bir düşünmek gerek.

Ben insanın özel hayatı olması gerektiğine inanırım. Bazı şeyler çok kişiseldir ve kişinin kendine saklaması daha uygundur. Mesela nasıl kaka yaptığınızı, günde kaç kez işediğinizi, kiminle nasıl seviştiğinizi anlatmak, bunların alelade insanlar tarafından sorulması bana gerçekten saygısızca gelir ve onaylamam. Regl olma konusunda da böyle düşünüyorum. Bir kadının "allah kahretsin yea her ay neden regl oluyorum" muhabbetine girmesini samimiyetsiz ve itici buluyorum. Ama bunun yanında kadının kendi bedeninde, kendi biyolojisinden, doğal olarak vücundunda meydana gelen bir şeyden utanması da aynı derecede sevimsiz bir hadise.

Hamile kadının sokakta dolaşması bile doğru değilken (?) eyleme katılması tabii ki yadırganır. Kadının hamileyken, değilken, etekle, şortla, pantolonla, akşam vakti, sabah vakti, gece vakti dışarıda dolaşıp dolaşmayacağı kararını vermek kimsenin haddi değil. Ek olarak birilerinin bunu kendinde hak görmesi, son derece tehlikeli bir durum gibi geliyor bana, yadırgıyorum.

Ay bütün bunlardan bir içim darlandı. En iffetsiz kadın da sağda solda kahkaha atan kadın tabii ki. Çünkü mazallah mutlu bir kadının kahkahası dünyayı güzelleştirir falan.

İçimi döktüm rahatladım, şimdi feminist ablayı okumaya devam edebilirim. Gitmeden önce de şuraya en iffetsiz fotoğrafımı şöylece bırakmak istiyorum.

Sokaklarda, cafelerde, meydanlarda, otobüslerde, sağda solda, akla gelebilecek hemen her yerde, adım başı, güzel, mutlu ve iffetsiz (?) fakat kocaman kahkahalarla gülen kadınlar görmek dileğiyle.

6 yorum:

  1. yazının çıktısını alıp duvara asacağım cessie
    harika yazmışsın
    hepimiz fahişeyiz :)
    ve hepimiz çok güzel kahkaha atıyoruz..
    (darla )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheh teşekkür ederim. Seni buralarda görmek çok güzel Darla <3
      Hepimiz çok güzel kahkahalar atabildiğimiz sürece ne şekilde etiketlendiğimiz çok da mühim değil pratikte! :D
      Etik olarak bayağı sorun tabi.

      Sil
  2. kitabı bir oku bitir de inceleme yap benim için şu çeviriler falanla uğraşmak istemezsen.
    kitap stoklamıyoruz,
    eldekiler bitmeden yenisini almıyoruz kararı yüzünden alamadıydım o kitabı.
    mazi kalbimde ahanda bu şekilde yara.
    yalnız Nazlıaka yı elestiren bir abla vardı
    ki kendisi benim vekilim olmasın mümkünse,
    Nazlıakaya ayakkabi atma tehdidinin yakışıksızlığı ya da sanırım basitliği hakkında milleti aydınlatma görevini üstlenmişti.
    ona da bir göz at derdim ama atma daha fazla şişersin.
    ayh ben şiştim.
    öperim pek çok miller'ından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çevirilerle uğraşmak hiç istemiyorum valla. Kitap da okumuyorum doğru dürüst ama bitirince yazarım bir şeyler.
      Kitap stoklamıyoruz kararını ben de verdim ama hiç uygulayamadım eheh.
      Ay ben ayakkabı fırlatma olayını çok sempatik buldum. Samimiyetle kadıncağız dayanamadı bildiğin ahaha. Orada konuşmaya çalışırken yükselen "hadi bea hadi bea" naraları çok sinir bozucu, ben olsam fırlatırdım kesin ahah. O ablaya da bir bakayım.
      Miller da seni öpüyomuş <3

      Sil
  3. aman deli sakın pavyona filan gitmeye kalkma ulen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bi arkadaşla gitcektik ama Mert biraz sorun yarattı -.-
      Bilmiyorum çok istiyorum görmek.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;