30 Eylül 2014 Salı

oy dağlar oy

şiir mi bu? nedir hiç bilmiyorum ama ne güzel
Günaydınlar, günaydınlar. Şimdi IAMX'ten I'm Terrified açacağım ve bileklerimi kestiğimi hayal ederek- şaka şaka durum o kadar vahim değil.

Biraz kafam karışıktı dün, çok gergindim. 2 saatlik uykuyla günü geçirdim, akşam Burcu'yla yürüyünce de sızdım kaldım, temiz oldu. Bol rüyalı bir geceydi, biraz rahatsızdı.

İnsan algısının evrimini araştırmaya karar verdim, kaynak bulamadım. Antropolojiden bir hocaya sordum, bayramdan sonra yaparız bir şeyler dedi. Bu arada özel çalışma aldık Burcu'yla, Seda Hoca'yla okumalar falan yapacağız. Biraz makale bakın dedi, bakamadık tabi ki ahaha. Ay dünden beri karın ağrıları çekiyorum, kaşınmalar falan. Mecit Abi'mi aradım "Ihı ıhı ıhı" dedim "etkisiz elemanım ben, keşke ölsem. Vasıfsızım, bi boka yaramıyorum" dedim. "Makale okumam lazım, okuyamıyorum" dedim. "Kaşınıyorum ıhı ıhı :(" dedim. Sonra kendime gaz verdim, o gazla yaptık bir şeyler işte.

Esin'e mesaj attım bu insan algısı konusunu nereden araştıracağım diye. Bana bir site önerdi, evrimle ilgili kitap listesi var bir bak diye. Site hiç fena değil yalnız, siz de bakabilirsiniz. Neyse Dinozorların Sessiz Gecesi diye bir seri var, 6 kitaptan falan oluşuyor herhalde. Şimdi basılmıyor galiba,o serinin peşine düştüm. Biraz yardımcı olabilir gibi geldi, biraz güvenemedim. Nadir Kitap benim bebeğim arkadaşlar. Orada ilk 3 kitabı çok uygun fiyata (her biri 5 lira) buldum ve sipariş verdim. Hemen aynı gün içinde kargoya verdiler. Daha önce de kitap almıştım o siteden tertemiz gelmişti kitaplar. Hatta kullanılmış olan bile çok iyi durumdaydı. İşte çeşitli şehirlerden sahafların falan birleştiği bir site, satıcıyla iletişime geçebilme imkanınız var. Hemen de cevap alıyorsunuz ben çok memnunum yani.

İlk antropoloji dersi iyiydi bayağı. Fransız dilinden, sanat tarihinden, psikolojiden falan insanlar var. Daha yoruma açık bölümler falan, biraz yadırgadım. Mesela biz bilimsel bir konuda "bence" diye başlayan bi' cümle kursak kafamıza bir şey yeriz bölümde. "Kaynak göster, neye dayanıyorsun?" falan diye başımızın etini yerler. Daha kesin, daha ne bileyim öyle işte. Antropoloji sosyal alan olmasına rağmen fen teknikleri kullanıyor araştırmalarında, ilginç. Ya aslında bence biyolojik antropoloji kolu o kadar da sosyal değil ayrıca.

Bir yandan, kitap okumaya çalışıyorum. Fark etmişsinizdir belki 5 kitaba falan başlamışım hiçbirinde ilerleyemiyorum ahaha. Varoluşçu Psikoterapi'ye başladım yeniden, onu okuyorum işte bir iki gündür. Güzel, okuyun siz de.

Geçenlerde Görkem'le ve Melek'le buluştuk. Ya durun baştan anlatacağım ahah. Geçenlerde Mert'le feci kavga ettik. Bana demediği kalmadı. "Sen salaksın" ile başlayıp "Git öl. Ölsen bile umurumda değilsin"le biten sevimsiz bir konuşmaydı. Çok kırıldım, bir şeyler işte. Biliyorsunuz, çok kırılganım. Aynı gece, ertesi günün buluşmasını ayarlamaya çalışıyorduk, Görkem çemkirdi bana. Çok küfürbaz oldum ben ya arkadaşlar of :( O gazla "Siktir git buluş kimle istiyosan!" dedim, başkasıyla buluşacakmış da ben iki saat Kızılay'da oyalansaymışım da bir şeyler. Sonra bir sevgi gösterisinde falan bulundu düzeldik. Ertesi gün buluştuk, Melek Kurtuluş'ta bi' yere götürdü bizi. Güzeldi, yemek yedik, waffle yedik. Öküz gibi yedik ahaha. Çıktık Kızılay'a doğru yürüdük, yürürken korkunç bir dükkân gördüm, her şey satıyordu. Her şeyci. "Kesin kartpostal vardır olum burda gelin!" dedim, varmış hakikaten. Güzel kartlar seçtim, yanımda nakit yoktu Görkem'den borç aldım. Sonra para kabul etmedi kartları hediye etti bana. Bir sevinç bir sevinç tabii, sarıldım tüm kurtulma çabalarına rağmen.

Sapık gibi takip ettiğim çocukla (Koray) konuştuk işte o uykusuz kaldığım gece. Birbirimizle ilgileniyoruz herhalde, öyle bir şeyler. Çok üzerinde durulacak bir konu değil, gelir geçer de ben bana sivri sinek gibi davranmasına alışmış olduğumdan olumlu bir tepkiyle karşılaşınca çok afalladım. Mert'e anlattım. Herhalde Mert her şeyden önce dostum benim. O geceyi tüm detaylarıyla konuştuğum tek insan oldu. Çok sakin çok normal karşıladı, bilemedim. Mert'e şey dedim "Senden nefret ediyorum. Neden değiştin?" Bir de şey dedim "Şimdi açıkça görüyorum kimsenin evi olamayacağım. Ben ev olamam çünkü, ben şeytanın gözyaşlarını tadan çocuğum." Kimse anlamaz ama o anladı ne demek istediğimi. Biraz Mert'e sarılmak falan istedim. Hatta mümkünse göğsünün içine girip saklanmak ve oradan hiç çıkmamak istedim ama sonra yetişkin gibi davranıp dünyayla yüzleşmek gerektiğine karar verdim.

Biraz özgüven artışı tespit ettim kendimde, biraz harekete geçtiğimden olabilir. Geçenlerde yürüyüşte dedim ki kendi kendime "Dünyada beni hem en az hem en iyi tanıyan insan annem galiba." Hakikaten çok ilginç değil mi ya? "Ben bile kendimden umudu kesmiş, kabuğuma çekilmişken, hiçbir şey yapamayacağıma inanırken annem 'Cessie'den her şeyi beklerim.' diyip durmuyor muydu?" Annem çok ilginç kadın ya.

Bu özgüven patlaması yaşadığım anlarda dünyayı patlatabilirim gibi geliyor. Son iki gündür o kadar değil ama yine de eskisine nazaran daha "yaşıyor" hissediyorum. Senelerce öyle ilgisizmişim ki dünyaya karşı, her şeye karşı, hiçbir şey bilmiyorum ve bilmeye, öğrenmeye nereden başlayacağımı da bilmiyorum. Bir yandan şöyle düşünmeye de çalışıyorum, "o da güzel, bu öğrenecek çok şey var demektir!" 

Koray doymak bilmez açlığımdan (mecazi açlık) ve asla pes etmeyişimden söz etti. "Bir şey yapsan, çok iyi yapacaksın ama kendine takılıp kalıyorsun, yapamıyorsun" dedi. Haklı çocuk. Ben de "Sen salak değilsin..." dedim. Bazen salak olduğuna çok inanıyoruz biz. Hayatım boyunca potansiyel enerji oldum ben arkadaşlar, kinetiğe asla dönüşemedim. 10 yaşından bu yana duyuyorum yani. Bakalım sonum ne olacak.

Bu yıl yan dala başladım, bir yandan özel çalışma aldım, İngilizce kursu var, dansa başlamayı düşünüyoruz öbür yandan hafta sonları için iş bakıyorum ama çok ciddi bir arayış içinde değilim. Kendime düşünecek fırsat yaratmamaya karar verdim herhalde ahah. Bir de varoluş felsefesi okumaları var, var olmaya çabalayışım var, algı konusu var çok kararlıyım o konuda okumaya. Ama yine de ortaokulda falan okuyup biyölöji dersi almak isteyen tanıdıklarınız varsa bana yönlendirin, hallederiz. Çok para da istemem valla. Lise de olur da o biraz sıkıntı olabilir önce kendim çalışmam lazım ahah. Lisedeyken iyiydim soru kaçırmıyordum ama. Neyse.

Şimdi laba gideceğiz, sinek ayıklayacağız muhtemelen. Önlüğüm kırış kırış, kıyafetlerimin yarısı hâlâ Mert'te. Bir öyleyim bir böyleyim, ama genel olarak iyiyim ya. Cidden.

Bu da böyle bir "Cessie öldü mü kaldı mı sorusuna cevap yazısı" olsun.

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;