11 Ekim 2014 Cumartesi

uzay

yalnız kalmaya, kimseleri tanımıyormuş gibi konuşmaya ihtiyacım var galiba. yine kendimi uzayda düşünüyorum. elimde cemal süreya'nın sevda sözleri. biraz şiir okuyacağız, biraz konuşacağız. ben patti smith dinleyeceğim.

yusuf atılgan'ın dediği gibi, ne yamanız dökme kalıplarımızla. bir şeyi ona uydurmadan rahat edemiyoruz. ben de onu bir kalıba uydurmak istiyorum. kafamda bir yere oturtmak istiyorum, kategorize etmek istiyorum. kendimi her zaman olduğundan daha herkes gibi hissediyorum.

o kim? onu özel kılan ne? bilmiyorum. şunu düşünüyorum: o kırılmadı. ama bunun tamamen doğru olmadığını biliyorum. kırıldı. ödün verdi. ama ayakta. mızmız değil. mızmız olmadığını biliyorum. bir insan hayat karşısında ne yaparsa onu yapmaya çalışıyor, karşı koyuyor. karşı koyuyor mu? bilmiyorum.

mert'i düşünüyorum. dün ona "senden nefret ediyorum" dedim. "bana aşık olacağım bir adam verdin, sonra da onu elimden aldın." hayatımda hiç aşık olmadığımı düşünüyorum şimdi. nohut'a mesaj atıyorum bazen, neden bunu yaptığımı bilmiyorum. ona öfkeliyim, öfkemi çıkaracak yer arıyorum.

sanki iki benliğim varmış gibi hissediyorum. hangisi gerçek benim bilmiyorum. biri, diğerinden nefret ediyor. hatta mümkün olsa onu öldürecek.

dün geceyi düşünüyorum. mert'in söylediklerini düşünüyorum. "bize acıma artık" diyordu. ben de acımaktan nefret ettiğimden bahsediyordum. o konuşurken ne kadar öfkelendiğimi düşünüyorum. yatağımda kıpırdamaktan korkarak ağlayışımı düşünüyorum. komik biraz aslında. dünyada olup bitenleri bir kenara bırakıp kendi küçük gündemime odaklanmış olmak da tuhaf. olsun.

olsun.

dışarıda birileri bir savaş verirken ben de burada kendi savaşımı veriyorum. mesela az sonra spora gitmek için hazırlanacağım. koşarken ciğerlerim sıkıştığımda kendime olan öfkem gelecek aklıma, oh olsun diyip devam edeceğim. mesela ne olursa olsun o çocuğa istediğini vermeyeceğim. mesela bununla hem övüneceğim hem de bundan nefret edeceğim.

egoma bir isim versem diye düşünüyorum mesela. çünkü ben varım, o var. ikimiz biriz ve ayrıyız. ikimiz birbirimize düşmanız, hem dostuz. zorundayız. bunları düşünüyorum.

elime kitabı aldım şimdi, rastgele bir sayfa açıyorum.
ben bu şiiri yazdım akşamüzeri,
aklımda "define adası"nın ilk sözleri
başkalarının hayatını da ilerde söylerim
-yine görüşelim!
-görüşelim! 
diyor cemal süreya. hiç anlam veremiyorum, şiirin tamamını okumuyorum. şimdi ne olacak diye düşünüyorum. kendime, bazen değerimizi belirleyenin kimlerin bizi onayladığı değil de, bizim kimleri onayladığımız olduğunu hatırlatıyorum. kimleri onayladım bu güne dek?

şimdi bir takıntıdan kurtuluyorum, kurtulmaya çalışıyorum. yavaş yavaş. kendimle savaşıyorum. ne kadar sürecek bu savaş? sonunda uzlaşacak mıyım yoksa yok mu olacağım bilmiyorum. 

yayınlanmasın bu da hadi.

7 yorum:

  1. Hey benimde diyeceklerim var ! Seni mimledim . Acaba mimi yapabilir misin ? :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döktürmüşsün vallahi. Ben senin kadar başarılı olur muyum bilmiyorum ama yapmaya çalışacağım :D

      Sil
    2. Yok yav ne döktürmesi :D teşekkür ederim eminim güzel şeyler çıkacak :))

      Sil
  2. spor yap iyi gelir. noldu be mertle.

    eh tabii aynı evde uzun süre kalınca işte aşk böle bişi oluyo ama iyi işte daha iyi tanıyonuz birbirinizi her işte bi hayır var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya Mert'le olanlar uzun hikâye ama her zaman dostuz. :) Görüşüyoruz yani, hep birbirimizin yanındayız.

      Sil
  3. dost kalabilmek de büyük başarı beee :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;