24 Şubat 2015 Salı

müzikli meydan okuma 9,10, 11,12

Aslında bir sürü bir şeyler oldu ama onları şimdi anlatmayacağım hiç o kafada değilim. Hava soğuk, okul devam ediyor, her şey bildiğiniz gibi.

Nihat Bozcuk hoca vefat etmiş cuma günü. Onun anma töreni vardı dün. Tanıyan hocalar konuştu, doktora öğrencileri konuştu. İnsanlar ağladı. Biz tanıma fırsatı bulamadık kendisini ama çok gayretli, çok başarılı bir akademisyenmiş. Hepsinin haricinde, herkesin en çok dikkatini çeken şey, Nihat Hoca'nın çok kibar, çok düşünceli bir bey olmasıydı sanırım. Karısına aşıkmış, her gittiği yerden hediyeler götürürmüş ona. Hocayı tanıyan herkes çok üzgündü. Ben de üzüldüm.

Ay her şeyi bir kenara bırakmak ve müzikli meydan okumaya odaklanmak istiyorum. Bu aralar pek iyi değilim, alışıldığı gibi. Ama eskisi kadar kötü de değilim. Her gün kullanmam gereken ilacı kaybettim. Uğut Bey'den randevu almalıyım. Hof.

Dokuzuncu günün sorusu, gün boyu dinleyip de sıkılmayacağımız bir şarkı. Takdir edersiniz ki bu sorunun yanıtı sürekli değişir, ruh halinize bağlıdır biraz, o gün keyfinizin nasıl olduğuna bağlıdır. Ben bu aralar Placebo'yla eyleşiyorum yeniden. Sürekli dinlemek istediğim şarkı da Wouldn't It Be Good.
Onuncu soru, düğünümde beraber dans etmeyi umut ettiğim şarkının hangisi olduğu. Gerçekten hiçbir fikrim yok. Sanırım bu biraz kiminle evlendiğinle de alakalı. Mert'le evlensek Queen'den bir şey iterdim herhalde. Dans etmeye uygun mu bilmiyorum ama temaya çok uygun bence. Hu derz tu lav forevır.Forevır iz aur tudey.
On birinci günün sorusu en yakın arkadaşımı hatırlatan şarkının hangisi olduğu. Ebru tam bir Michael Jackson hayranı. Onu hatırlatan şarkının da Michael'ın şarkılarından biri olmasını beklerdiniz değil mi? Ama değil.

Bir gece, saatlerce şu şarkıyı dinlemiş, saatlerce hayatımızdaki adamlar hakkında konuşmuş ve birbirimize sarılıp uyumuştuk. Hayatımızın sevimsiz dönemlerinden biriydi. Hani hep derler ya, acılar bile geriye dönüp bakınca tatlı birer anı oluyor... Yok, o öyle değil bence. Acı anılar hep acı, öfkeli anılar hep öfkeli. Ya da ben affedemiyorum, ben unutamıyorum.
On ikinci soru, kişisel marşımız olarak nitelendirdiğimiz, bizim için yazıldığını düşündüğümüz şarkının hangisi olduğu. Böyle birkaç şarkı var sanırım. Bunlardan biri Placebo'dan Happy You're Gone. Brian'ın beni düşünerek söylediğine inanıyorum hatta.

Bir tanesi, nedensizce sahiplendiğim bir şarkı. Angus&Julia Stone'dan. Devil's Tears.
Aklıma ilk bunlar geldi, sanırım bu kadar. Üşenmezsem oturup okuduğum kitaplarla ve hafta sonuyla ilgili de birkaç bir şey yazacağım ama bakalım...

Nefesim falan sıkışıyor, güne böyle başlamak hiç hoş değil.

Bu gün kick boks var, kesinlikle gitmek istemiyorum, bırakmayı düşünüyorum hatta of. Ama kendimi ittire ittire gideceğim lanet olsun. Dersim ikide, az sonra hazırlanıp çıkacağım.

4 yorum:

  1. bu da benden bütün şarkılara gelsin (:
    https://www.youtube.com/watch?v=dt04030uyso

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay çok severim Zeki Müren. Bu şarkısını da çok seviyorum. Ah bu şarkıların gözü kör olsun 😔

      Sil
  2. angus stone pek severim ben de ya. bi de feist ve soley filan yani :) müziksiz napardık yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben çok tutunamazdım valla bu hayata :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;